Giriş
(10)

ben şu an iş kartım sayesinde aslında hiç para harcamıyor muyum?

hakyememyemekyerim
selam özet geçicem şimdi ben ingilterede yaşıyorum ama işim türkiyede, freelance olarak çalışıyorum ve fatura kesiyorum, serbest tüccar olarak geçiyorum neyse, bi aylığına türkiyeye geldik şu an geldiğimizden beri tüm masrafları ben karşılıyorum otel, yemek taksi aklınıza ne gelirse, eşim ise nerede
selam özet geçicem şimdi ben ingilterede yaşıyorum ama işim türkiyede, freelance olarak çalışıyorum ve fatura kesiyorum, serbest tüccar olarak geçiyorum neyse, bi aylığına türkiyeye geldik şu an geldiğimizden beri tüm masrafları ben karşılıyorum otel, yemek taksi aklınıza ne gelirse, eşim ise neredeyse hiç harcama yapmıyor hatta geçen gün sen bana iş kartını apple pay'ime ekle ben harcadıklarımı da biriktireyim dedi ve benim iş kartımı yani maaşımın geldiği ve sadece iş ile alakalı ödemelerimi yaptığım kartımı istedi bana da diyor ki işte aslında şu an cebinden para hiç çıkmayacak her şeyi vergiden düşücez aslında şu an para harcamıyoruz gibi konuştu ben de bi bok anlamıyorum bu işlerden biri bana anlatabilir mi? keriz yerine mi konuyorum yoksa gerçekten doğru mu diyor? çünkü ben bu 1 ayda çok harcama yaptım biraz bana para ödemen gerekiyor dedim o da vermeme gerek yok çünkü devlet sana e devlet sana geri ödeme yapıyor.

Sana yemeğin fiyatının yarısını versem bile para kazanıyorsun.

10 sterlinlik bir burger alıyorum.
Sana 5 sterlin ödüyorum.
Sen 10 sterlin vergi iadesi alıyorsun.
Ve 5 sterlin kâr ediyorsun. gibi bi mesaj çekmiş de :D
0
hakyememyemekyerim
(18.09.26)
Tabii uzman değilim ancak benim bildiğim kadarıyla kandırılıyorsunuz. Şahıs firmasının en üst gelir vergisi dilimi %40.

Yaptığınız işi bilmiyorum ama %20 KDV üzerinden fatura kesiyorsunuz desek;

KDV dahil tutar 120 TL desek;

(120 - KDV - masraflar) * 0.4 : max gelir verginiz olur. Kalan 0.6 lık kısım net kazancınız olur en kötü seneryoda.

Bahsedilen otel, yemek, ulaşım ve diğer masraflar bu kısımdan düşer. Masraflar kısmı ne kadar yüksek olursa vereceğiniz gelir vergisi o oranda düşük olur. Ancak 1e 1 değil tabii. İki seneryoda örneklendirelim

120 - 20(KDV) - 40(masraflar toplamı) * 0.4 : 24 TL vergi verirsiniz net kazancınız 36 TL olur.

Masraflarınızı artırırsanız

120 - 20(KDV) - 60(masraflar toplamı) * 0.4 : 16 TL vergi verirsiniz net kazancınız 24 TL olur.

Yani yaptığınız fazladan 20 TL KDV hariç masrafın sadece 12 TL si direkt sizin cebinizden çıkmış gibi olur, 8 TL si vergiden düşülür. Ancak öyle kara geçmek falan çok olacak şeyler değil. Bir de her masrafınız vergisel olarak giderleştiremezsiniz. Muhasebecinize danışmak en iyi yöntem.
0
yercekimini kendine ceken adam
(18.09.26)
vergiden düşme tam olarak öyle değil.

100 tl kazandın diyelim. normalde kazanç gelir üzerinden veriliyor.
30 tl de harcama yaptın iş için bunu gider olarak gösterdin. 30 tlnin içinden de 5 tl kdv ödedin diyelim.
gelir vergisini 75 tl üzerinden ödersin. vergi öderken de daha önce ödediğin 5 tl vergi ödeyeceğin kdv tutarından düşer.

yanlışsam düzeltin.
0
jelly bear
(18.09.26)
Abi muhasebeciye sormak en iyisi de yüzde 99 şöyle bir olay yaşanıyor gibi;
youtu.be

10 sterlinlik harcamada siz nasıl 10 sterlin geri iade alıyorsunuz hangi vergi sistemi size böyle herşeyi yüzde yüz ödüyor dünyada.
O ödediğiniz 10 sterlinden sallıyorum 2.4unu falan vergiden "düşersiniz", vergi iadesi olmaz. Kısacası ileride 10 sterlin vergi çıkarsa 2.4 düşer 7.6 ödenir.

Harbiden attığım video olayı yaşanıyor gibi. Eşiniz tax write off ile write offu karıştırmış gibi =d yani eşinizin mantığı ile yarın şirkete diye ferrari alırsanız devlet iade edecek size parayı=d
Bir de misal muhasebeci çok merak ettim sizin otel harcamalarını falan devlete ne diye yazacak? Freelance olarak konferans vardi, seminer vardı falan mi diyeceksiniz?
Yani çok bilgim yok ama yapay zeka bile güldü olaya. Bence ciddi sıkıntı var =d vergi işleri Türkiye'de ciddilesmeye başladı, ben olsam hemen muhasebeci ile görüşürüm.
0
logisticsmanager
(18.09.26)
Ustune para da veriyor mu kartin?
0
osssy
(18.09.26)
parayı iş kartından harcamanın bir önemi yok, fatura veya fiş alarak bunu masraflaştırmak gerekiyor. bu masraflar içinde kabul edilen ve edilmeyenler var.

bildiğim kadarıyla ingilterede zaten belli bir limite kadar vergi yok. türkiyede ise kardan artan oranlı vergi alınıyor. %15-%40 arası bu dilimler değişiyor.

özet para harcamıyor değilsiniz. ama harcadığınız para masraf olarak ödenecek. verginin bir kısmını (%10-20) düşürüyordur) muhasebeciniz en net yanıtı ve hesabı çıkarabilir.
0
orpheus
(18.09.26)
TR için anlatıyorum. UK'de de yaklaşık aynıdır. normalde, masraflar düştükten sonra şirket 100 lira kar eder ve bunun %40'ını, yani 40 lirasını devlete vergi verirsiniz, 60 lirasını da cebinize atarsınız. sonra gidersiniz bu 60 liranın 10 lirası ile hamburger alırsınız. elinizde hamburger yedikten sonra 50 lira kalmış olur.

eğer doğrudan şirket üzerinden alırsanız bu hamburgeri, şirket 100 lira değil, 90 lira kar etmiş olur (vergi öncesi) sonra bu 90 liranın %40'ını, yani 36 lirayı vergi olarak verirsiniz ve kalan 54 lirayı cebinize atarsınız. hamburgeri zaten yemiştiniz, cebinizde 54 lira kalmış oldu. (KDV meselesine hiç girmedim)..

yani harcadığınız paranın %100'ünü geri alamazsınız, sadece matrahtan düşersiniz, vereceğiniz vergi azıcık düşer. %40'ını geri alabiliyorsunuz gibi düşünebilirsiniz.
0
co2s2
(18.09.26)
Eğer bu kart gerçekten işletme hesabınsa ve sen sonradan muhasebecine bütün restoran, otel ve tatil harcamalarını "iş gideri" diye verirsen, muhasebeci bunların önemli kısmını reddedebilir veya açıklama isteyebilir.

Benim dışarıdan gördüğüm şey şu:

Eşin seni dolandırmaya çalışıyor gibi bir sonuç çıkaramam.
Ama vergi mantığını yanlış biliyor olabilir.
Ya da "nasıl olsa bir kısmı vergiden düşüyor" gerçeğini "devlet bütün parayı geri ödüyor" şeklinde aşırı basitleştiriyor olabilir.

Şu cümlesi özellikle alarm veriyor:

"Aslında şu an para harcamıyoruz."

Hayır, para harcıyorsunuz.

Vergiden düşülebilen bir masraf bile olsa para harcanıyor. Sadece vergi yükü biraz azalıyor.

Ben olsam şunu sorardım:

"Tam olarak HMRC'nin hangi kuralına göre Türkiye'deki bu otel, yemek ve taksi masraflarının tamamı iş gideri sayılıyor?"

Buna net ve teknik bir cevap veremiyorsa, büyük ihtimalle konu vergi bilgisinden çok varsayım seviyesindedir.
-1
jamswety
(18.09.26)
sSence böyle bir sey olsaydi herkes sirket karti üstünden yasamaz miydi? vergi iadesi öyle bir sey degil ki siz fisleri gider olarak gösterdiginizde muhasebeci wtf diyecek. uzun zamandir sirket kartiyla ödenmis gercek is yemekleri bile masraf olarak yazdirilamiyor artik.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.09.26)
harcadigin 100 lirayi gider olarak gostermek, 0 lira harcadigin anlamina gelmiyor asuhdaushda.

vergilenebilir gelirinden dusuluyor o 100 lira. bu kadar. atiyorum 80 bin lira uzerinden vergilenecegine 79900 lira uzerinden vergilendiriliyorsun.
0
baldur2
(18.09.26)
Mizojeni yapmak istemiyorum o yüzden genelleştirmeyeyim ama hanımınızın finansal tavsiyeleri ile devam ederseniz görünüşe göre kredi kartı ekstresi geldiğinde acaba tatil yapmasa mıydık diyeceksiniz.

Önceki cevaplarda da açıklanmış. Gider göstermek demek vereceğiniz verginin düşmesi anlamına geliyor. Yani tüm harcamalarınız şirket gideri olarak kabul edilse bile en iyi ihtimalle yüzde 40 gibi bir indirimle almış olursunuz. Ki bu da mümkün değil aslında.

Aslında para harcamıyoruz, üstüne bir de para alıcaz olayı Türkiye’deki kanunlara göre yok. İngilterede var mıdır, hiç sanmıyorum.
0
biseysorcaktim
(19.09.26)
(6)

Geliriniz ve kişisel harcamalariniz aylık ne kadar?

egerbiryolcu
Mesela aylık 70 bin kazaniyorum kişisel harcamalarim 5 bin 10 bin gibi örnekler.Kişisel harcamalardan kastım kitap, kıyafet, kozmetik, , hobi yatirimi gibi harcamalar. Mutfak market alışverişi veya kuaför hizmeti vs değil.
Mesela aylık 70 bin kazaniyorum kişisel harcamalarim 5 bin 10 bin gibi örnekler.
Kişisel harcamalardan kastım kitap, kıyafet, kozmetik, , hobi yatirimi gibi harcamalar. Mutfak market alışverişi veya kuaför hizmeti vs değil.
0
egerbiryolcu
(17.09.26)
Spor salonu aidatı?
0
Mirket
(17.09.26)
Hedefim maaşın yüzde yirmisinden fazlasını vermemek. Dışarıda yeme içme hariç, kedilerin mama ve kum masrafı dahil.
+1
auroraaurora
(17.09.26)
Öyle bir kendi giderim su, gezme giderim bu diye bir sey diyemem cünkü hesap yapmadim hic ama (esimin maasi + benim maasim) toplaminda 30%'unu biriktiriyoruz. biraz ihtiyactan fazlasini harciyoruz bir de. gereksiz harcamamiz olmasa rahat 50% biriktirirdik.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.09.26)
kozmetikle kuaförün farkını anlayamadım. zorunlu ya da zevke bağlı harcamalar olarak mı ayırmak istediniz? o zaman kuaför de ilk kategoride olmalı.
bir sene öncesine kadar maaşım kadar kk borcu ödeyerek ayı tamamlıyordum (zorunlu+zevk). bir senedir çalışmıyorum. bu süreçte, çalıştığım zamanki maaşımın 1/3'i kadar bir gelirim vardı; yine ucu ucuna kapatıyordum. gelecek ay tekrar çalışmaya ve full maaş almaya başlayacağım; kısa sürede eski düzene dönerim diye düşünüyorum.
özetle bende gelir=gider oluyor; valla benim bi suçum yok :P
+1
lil siztah
(17.09.26)
%5 değildir.
0
gabe h coud
(17.09.26)
Kişisel harcamam çok az ayda belki 1 kitap 6 ay da bir tişört. 4 günde bir belki kahve. Para kalmıyor bunlara.
+1
mikahakkinen
(17.09.26)
(16)

cok begendiginiz bir kolye var diyelim

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
3 ay önce gördügünüzden beri aklinizdan cikmiyor. türkiye'de satilsa 400-500 gibi bir paraya alirdiniz ama yurtdisinda gördünüz ve 1000 euro civari. baska bir yerde de yok. gene de alir miydiniz?
3 ay önce gördügünüzden beri aklinizdan cikmiyor. türkiye'de satilsa 400-500 gibi bir paraya alirdiniz ama yurtdisinda gördünüz ve 1000 euro civari. baska bir yerde de yok. gene de alir miydiniz?
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.09.26)
paran varsa, verdigin para uzmeyecekse al, elden cikarmak istersen satilabilecek bir sey mi? .kisiye gore degisir, ben cok manasiz buluyorum takilari misal.
+1
camussar
(14.09.26)
@camu, 18K altin oldugu icin elden rahat cikarilir. bu kadar olmasinin sebebi de designer parasi aslinda. verecek param var mi? var. bir seyler almak icin kenara ayirmistim o parayi zaten ama bir mala ederinden cok fazla vermek düsündürdü.
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.09.26)
3 ay beklemek için çok uzun bir süre; 2 ay 29 gündür takıyor olurdum şahsen.
ben de çok sevdiğim bir sanatçının müzesinde bir kolye gördüm. gümüş olmakla birlikte olası altın versiyonunun ederinden fazlaydı. bir gece düşündüm; ertesi gün gidip aldım (yurtdışındaydım; fazla vaktim olmaması da kararımın hızında etken oldu açıkçası). iyi ki de öyle yapmışım. çok sık takmıyorum kıyamadığımdan ama takınca hissettiklerim paha biçilemez.
diğer yandan yaklaşık benzer fiyata çok bayılarak almadığım altın bir kolyem var; aldığımdan beri iki kez takmış değilim.
bazen böyle beğeni ile maddi değer ya da bizim ona yönelik algımız kesişmiyor ama manevi değer de bir o kadar önemli bence. güle güle kullanın :P
+2
lil siztah
(14.09.26)
@siztah, kolyeyi girit'te gezerken görmüstüm ve sonra internette ne kadar aradiysam da bulamamistim. kuyumcunun adini falan da almamistim ama sonra almadigima pisman olmustum :) bugün tesadüfen girit'teki o kuyumcunun hesabi cikti karsima instagram'da. o kolyeyi bugün itibariyle yeniden buldum yani. ama evet, 3 aydir düsünüyordum.
galiba alicam :)
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.09.26)
yani bu da almanız için işaret değilse nedir, bilemiyorum :)
yalnız alacaksanız 28'inden önce alın; yoksa kasım'a bırakın. susan miller öyle diyor :P
+1
lil siztah
(14.09.26)
soruya cevap değil ama çok merak ettim. nasıl bir kolye?
0
omer460
(14.09.26)
Al gitsin

Ben de kolyeyi merak ettim
0
Hallegadola
(14.09.26)
Saçma soru ortaya. 1000 eyro kolyeye vermek için aylık gelirinin bilinmesi gerek. Sana bağlı...
+3
gadlemler
(15.09.26)
hayatimda hic kolye almadim kendime. ama cok istedigim saati 4 bin dolara aldim. sadece surekli takacagim bir seye o kadar para veririm gibi. yani koleksiyonumda dursun diye bi aksesuara o kadar para vermem.
0
antikadimag
(15.09.26)
Türkiye' de satılsa 400-500e alabileceğiniz 18 ayar altın kolyeyi merak ettim.
+1
kumandanim
(15.09.26)
çok beğendiysem ve 3 aydır kolyedeyse aklım, verecek param da varsa kesinlikle alırım. ilerde paraya ihtiyacım olursa da satarım ya da hevesimi alır sıkılırsam.
+1
matilda
(15.09.26)
Ben de çok beğendiysem alırdım. Bir de tr'de yaptırmayı deneyebilirsiniz, bikaç yerden fiyat alın modeli gösterip. Ona göre kararınız iyice şekillenir. Fiyat çok uçuksa yaptırırsınız, değilse alır geçersiniz.
+1
tiredofwaiting
(15.09.26)
@kumandanim, 400-500'ü ben kafamdan bictim, belki 600-700'dür ama sonucta demek istedigim türkiye'de ederinin o olmadigi ve o fiyatin esasen tasarima gittigi. Butik ürün kolyesi sonucta. 500€ da az bir para degil günlük kullanima kolye almak icin. www.cilekkuyumculuk.com gayet var o civarda kolye.

kolyeyi aldim bu arada. önümüzdeki hafta avusturya'ya postalayacaklar.
+2
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(15.09.26)
doğru karar :D güle güle kullan
+1
kisa
(15.09.26)
gule gule kullanin! cok iyi yapmissiniz. eger paylasmak isterseniz, ben cok isterim bir fotosunu gormeyi! :)
+1
kassiopeia
(15.09.26)
iyi ki almışsın. destekliyorum :) güle güle kullan.
+1
eileengray
(15.09.26)
(11)

İlk yurtdışı tatili için ülke önerisi

ttt
Selamlar, 28 Ekim - 1 Kasım tarihlerinde bir yurtdışı gezisi yapmak istiyorum. Hem tahmini hava durumu hem de ilk kez yurtdışına çıkacağım için kolaylık vb sebepler ile aşağıdakilerden hangi ülkeleri önerirsiniz? Amacım şehir, tarihi yer, müze vb gezmek biraz farklı bir hava almak, teşekkürler.Bosna
Selamlar, 28 Ekim - 1 Kasım tarihlerinde bir yurtdışı gezisi yapmak istiyorum. Hem tahmini hava durumu hem de ilk kez yurtdışına çıkacağım için kolaylık vb sebepler ile aşağıdakilerden hangi ülkeleri önerirsiniz? Amacım şehir, tarihi yer, müze vb gezmek biraz farklı bir hava almak, teşekkürler.

Bosna
Sırbistan
Azerbaycan
Gürcistan
BAE
Ürdün
Fas
Mısır
0
ttt
(14.09.26)
Bosna güzel. Gezecek çok yeri var. Gezmesi kolay.

Sırplar da iyi, Bosna gibi.

Azerbaycan hakkında bir bilgim yok ama dağ tepe gezeceksen tavsiye ediliyor.

Gürcistan'da büyük şehirleri gezmek kolay. Küçük yerler ve taşra zor olabilir. Dil sıkıntısı çekersin.

BAE'ye bir insan iş harici neden gider gerçekten bilmiyorum.

Ürdün'e ara ara İran füze yolluyor. Şehir merkezlerini değil, Amerikan üslerini vuruyor ama İran füzesine ne kadar güvenirsin?

Fas'ta acemi adamı ayakta öperler, turla git.

Mısır'da Fas gibi, çok güzel öperler. Turla git.

Bosna ve Sırp en temizi bence.
0
gyroscope
(14.09.26)
Gittiğim ilk ülke Sırbistan. Belgrad tavsiye ederim.
-8
arbre
(14.09.26)
fas ve misir'i ilk yurtdisi tatili yaparsaniz bir daha sittin sene yurtdisina cikmazsiniz. fas, misir, libya, tunus gercekten baslangic seviyesi icin degil. sümük gibi yapisan esnaf, sürekli arka sokaklara cekmeye calisan insanlar, yolunacak kaz muamelesi görmek, taciz falan tek günde 50 defa karsiniza cikacak seyler. güvenli ülke tercih edin. gürcistan olur, sirbistan olur.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.09.26)
bosna cidden cok guzel.
0
baldur2
(14.09.26)
belgrad
novi sad

avrupa tadında şehirler
0
HellKeePer
(14.09.26)
Azerbaycan harika, ilk gezi için çekinmeden tercih edebilirsiniz. Pek çok açıdan ilk ziyaretler için Türki cumhuriyetler ve balkanlar iyi ve rahat olur.

.
0
kartallar yuksek ucar
(14.09.26)
Sizin de cevaplarınızdan sonra Bosna ve/veya Sırbistan'da karar kıldım. 4 gece 5 günlük bir periyotta Saraybosna, Mostar + Belgrad, Novi Sad fazla sıkışık olur mu sadece birisini mi seçmek daha iyi olur? İki ülke arası geçiş için otobüs harici pek seçenek yok gibi o da 7-8 saat sürer diyor gemini
0
🌸ttt
(15.09.26)
süre uzun sayılır 5 gün (en azından benim için) bunu ve mevsimi düşünerek karar vermek lazım. fas'a cidden merak varsa gitmek için ideal bir mevsim olabilir. sırbistan olursa 2-3 şehir görmekte fayda var, ben aynı yerde durmaktan çok sıkıldığım için belki de. mesela 5 gün saraybosna'da kafayı yerim ben :) bunları göz önünde bulundurmak lazım.
0
bay b
(15.09.26)
Belgradla başlamıştım ben de iyi bir başlangıç.
0
9kuyruklukedi
(15.09.26)
Bosna
0
ezkaza
(15.09.26)
Seçenekler arasında yoktu ama Arnavutluk Tiran derim .
ben ilk yurtdışı seyahatimi Tiran'a yapsaydım çok rahat ederdim . vizesiz sadece pasaportla ve flypgs ile ucuz uçak bileti bulma avantajıyla gidilebilir . konaklama da şehrin merkezi iskenderbey meydanı çevresinde çok ucuz . havalimanından bu meydana her saat başı Luna isimli servis mevcut . yani uçağınız gece yarısı bile olsa servis var ve sadece 4 euro
Tiran'da bir şey yok diyenler için Durres ve Ksamil'e ulaşım çok ucuz ve kolay . Durres 30 dk mesafede otobüs ile 200 TL gibi komik bir rakamla gitmiştim nufusun çoğu italyan ve cafeler falan harika .
0
devilone
(15.09.26)
(5)

inci uzmanı var mı? fake vs gerçek

mess
bir yakınım düğününde takmak için inci kolye istedi ama bijuteriden basit bir şey olarak söyledi. benim kalite sevdam buna el veriyor mu emin olamıyorum plastik boncuk gibi bir şey nasıl durur kolye olarak? arada uçurum farklar yok zaten mesela böyle uygun fiyatlı bir kolye örneği daha atayım boncuk
bir yakınım düğününde takmak için inci kolye istedi ama bijuteriden basit bir şey olarak söyledi. benim kalite sevdam buna el veriyor mu emin olamıyorum plastik boncuk gibi bir şey nasıl durur kolye olarak? arada uçurum farklar yok zaten mesela böyle uygun fiyatlı bir kolye örneği daha atayım boncuklarının şeklinin sabit olmadığı belli oluyor kendinden bir deseni var ty.gl
Belki bu işi yapan biri vardır diye sormak istedim. teşekkürler.
-1
mess
(14.09.26)
sırf düğünde takmak için gerçek inciye gerek yok bence. ha gerçi hiçbir zaman için gerek yok bence.

insanların hayvan yemelerini bir nebze anlıyorum ama hayvanları öldürerek giyinmelerini ve süslenmelerini anlayamıyorum.
-2
art cat chocolate
(14.09.26)
Plastik boncuk seyler kotu durur, biraz anlayan biri icin oldukca cirkin bir goruntu olur. Gonderdiginiz linkteki inci ise gayet guzel orta kaliteli ve fiyati da iyi diyebiliriz.
-1
lumpen proletarian
(14.09.26)
gercek inci demisler ama kültür incisi bu, yani gercek gercek inci degiller. gercek inci gramla satilir ve kum incisi diye gecer. kültür incisini havuzda yetistiriyorlar. plastik degil tabii ama kum incisi de degil tabii.
kum ve havuz incisi vücut isisiyla büyürler. tipleri birbirlerinden farkli olur. kültür incisi ya da kum incisinin plastik olmadigini en iyi dis testiyle anlarsiniz. bir inciyi alt disinize degdirip sürtün, eger disiniz üstünde kumumsu bir his yaratiyorsa o inci plastik degildir. kuyumcularda böyle test ederim inciyi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.09.26)
Aslinda urunun kultur incisi oldugu belirtilmis linkte evet, fakat kultur incisi de zaten gercek incidir. Denizde veya okyanuslarda bulunan inciler gunumuzde cok nadir bulunan, cikartilmasi cesitli sekillerde sinirlandirilan incilerdir, piyasada bulabilmek oldukca zor ve fiyatlari da bir o kadar pahalidir. Kum incisi ise denizde bulunan incilerin piyasada en yaygin bulunan cesididir boyutlar 2-3 mm civarindadir, gramla satisi ise yuksek fiyat politikasinin sonucudur. Cok pahali olmak zorunda degildir.

Bir inci labratuvar uretimi veya plastik olsaydi onun gercek olmamasindan bahsedebilirdik. Ancak bu haliyle gercek inciden bir farki yok, tipki ciftliklerde yetisen balik ve tavuklar gibi dusunebilirsiniz.
0
lumpen proletarian
(15.09.26)
Bir boncuktan vazgeçebilecekseniz orjinal inci kalsiyum karbonattan ibaret olduğu için tuz ruhuna daldırırsanız anında köpürüp çözünür. Plastik ise tepki vermeyecektir, ama en azından iyice temizlenmiş olur.
0
akhenaten
(15.09.26)
(5)

CBD Oil

birdirbir
bu cbd oil gece akıldan geçen sonsuz düşüncelere, anksiyeteye falan nasıl etki eder deneyimleyen var mı birebir? bir de nereden alınır, piyasada bulabildiklerimin neredeyse tamamı aşırı düşük konsantrasyonda yasal sınırlar nedeniyle, yine de etki sağlar mı? illahi yurt dışından mı getirmek gerek?
bu cbd oil gece akıldan geçen sonsuz düşüncelere, anksiyeteye falan nasıl etki eder deneyimleyen var mı birebir? bir de nereden alınır, piyasada bulabildiklerimin neredeyse tamamı aşırı düşük konsantrasyonda yasal sınırlar nedeniyle, yine de etki sağlar mı? illahi yurt dışından mı getirmek gerek?
0
birdirbir
(13.09.26)
hicbir ise yaramayan amerika'nin sifirdan turettigi sektorlerden biri bu cbd sektoru.
+1
antikadimag
(13.09.26)
kas eklem agrilari icin tavsiye ttiler bir sure kullandim.
hicbir boka yaramiyor +1
THC sart, onu cikarttin mi geriye zeytinyagi kaliyor.. :D
+2
cooperr
(13.09.26)
ben 2019'dan beri doktor bilgisi dahilinde kullaniyorum. siz ne amacla kullanmak istiyorsunuz bilmiyorum ama benim durumumda hayat kurtarici etkisi oldu. CannabiGold kullaniyorum %10'luk. ilk basladigimda %30'luk kullaniyordum, yavas yavas azalttim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.09.26)
yanıtlar için teşekkürler arkadaşlar. sabahtan beri bakıyorum o kadar da endüstriye hizmet eden bir ürün değil gibi geldi @antikadimag

kullandığın yağın etken madde oranı nedir acaba bunu hatırlıyor musun @cooperr? thc'ye aşina biri için düşük dozlar sinek ısırığı gibi gelmiş olabilir mi acaba?

bu ürünlerin hasını kullanabilmek için illahi yurt dışından temin etmek gerekiyor sanırım. ty ve amazonda birkaç ilan gördüm ama max %5'e kadar bulabildim @konusma ben konusuyorum daha bitirmedim. bir de başka bir sitede %24 buldum ama şu an ön siparişte diyor belki aradığımı orada bulurum thclikit.com
0
🌸birdirbir
(13.09.26)
hafif basladilar sonra giderek orani yukselttiler, en sonunda da kabiz oldum. tuvalet isi ciddi sikintiya girince bu sana yaramiyor dediler kestik.

THC'ye asina degilim, 44'e girdim sigara bile icmisligim yok, esrar hic icmedim.
+1
cooperr
(13.09.26)
(5)

ebeveynler, nasıl güveniyorsunuz? vol 2

mezzosprite
çocuğu kreşe bırakmakla ilgili endişelerimi paylaşmış ve birçok kişi tarafından haksız bulunmuştum endişemin boyutları ve endişemi gidermek için yapmak istediklerimle ilgili. farklı kreş deneyimlerimiz oldu, beklentilerim çok törpülendi bu süreçte, hatta önceki posta verdiğiniz yanıtlardan sonra "he
çocuğu kreşe bırakmakla ilgili endişelerimi paylaşmış ve birçok kişi tarafından haksız bulunmuştum endişemin boyutları ve endişemi gidermek için yapmak istediklerimle ilgili. farklı kreş deneyimlerimiz oldu, beklentilerim çok törpülendi bu süreçte, hatta önceki posta verdiğiniz yanıtlardan sonra "herkes güveniyor, demek ki güvenilebilir" diye rahatladım da biraz. ama tamamen aşamıyorum. evde oyun oynarken çocuk (yaş:3) bazen kendi isteğiyle öğretmeninin rolüne giriyor, beni de kendisi yapıyor. "annemi istiyorum diye ağla" diyor. dediğini yapıyorum, sertçe "hayır" diyor, duvarı gösteriyor "saate bak" diyor. ağlamaya devam ediyorum itiyor beni. bazen elime vuruyor. sohbet sırasında öğretmeninin başka bi arkadaşına vurduğunu söylüyor ismini veriyor çocuğun. yönlendirici sorular sormuyorum ben açık uçlu soruyorum özellikle, vurdu falan diye kendi kendine söylüyor. çocukların bazen gerçek olmayan şeyler söylediğini de biliyorum ama sorum şu, hangi noktada ne kadar inanacağız çocuğun söylediklerine ve oyunlaştırdıklarına? bilirsin anlarsın diyorsunuz ama gerçekten anlamıyorum, sadece olumsuz bi şeyi gülerek anlattığı zaman gerçek olmadığını düşünüyorum onun dışında nasıl anlarım?
0
mezzosprite
(11.09.26)
Önceki duyurunuza da bir göz attım. Cevap vermemiş olmama şaşırdım açıkcası, okuduğumu hatırlıyorum. Neyse;

- Ben haksız falan bulmuyorum, tamamen savunmasız bir yaştaki çocuk için endişelenmek falan gayet normal.
- Çocuk kafasından o kadar senaryo üretemez, birşeyler görmüştür, kendisine ya da başka çocuklara falan, belki çok çok sert yapılmıyordur ama bu senaryolar oluyor demek ki. Benim çocuk gitti bir ara hiç öyle şeyler görmedik.
- Bende galiba hafif kaygı bozukluğu var, kreşe giderken sizin gibi aklıma gelince rahatsız oluyordum ama bazen tabii günün akışına dalıp gidiyor unutuyorsun. Hiç kimse %100 güvende değil, kaza bela herşey olabiliyor. Ben içimin rahat etmediği yere vermem açıkcası kim ne derse desin.
+1
mbond
(12.09.26)
Kesinlikle normal değil bence acil değiştir kreşi
+1
Hallegadola
(12.09.26)
başka velilere ulaşma şansınız var mı? benzer şeyler konuşuluyor mu? evet uydururlar ama 3 yaş için düşününce bu anlattıkları gördüğü şeyler gibi geldi.
0
pide
(12.09.26)
2-3 yas yalan söylenmeye baslanan yaslar ama 4 yasa kadar bu bahsettiginiz sekilde birini zan altinda birakmak icin yalan söyleyemiyorlar.
bana cok sus gözüktü bu durum. cocugu ciddiye almali bence bu durumda kesinlikle.
kolye seklinde recorder oluyor. mesela su: amzn.eu 8GB olani 100 saat kayit yapiyor. size 8-10 saat bile yeter muhtemelen.

ben olsam söyle yaparim. konusulanlari es zamanli bana ileten ve ayni zamanda kaydeden bir cihaz alirim. gerekirse iki cihaz alirim, biri kaydeder, biri telefon gibi konusmalari bana iletir saniyesinde. sonra isten izin alirim. özel kolyesini kimseye göstermemesini cocuguma siki siki tembihlerim ve boynuna takip krese yollarim. sonra kresten cok uzaklasmam. sakin bir yere oturur konusmalari dinlerim. en iyisi hatta krese yakin bir ara sokaga ceker, kahvemi sandvicimi alir arabada oturur dinlerim. tehlike sezdigim an (ögretmenin kolyeyi fark etmesi ve cikarttirmaya calismasi, cocuguma vurmasi vs gibi) krese döner cocugu alirim. sonra acikcasi izinsiz kayittan yasayacagim sorunlari umursamadan o kresi darmadagin ederim.
-3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.09.26)
Merdiven altı bir yer değilse bi kreşte şiddet olayı olması uzak ihtimal bence. Referansları nasıldı mesela? Öğretmen kaç yıldır orada? Başka veli, eski veli tanıyor musunuz? İkinci çocuğunu da oraya gönderen var mı? Yani öğretmen beş senedir orda ise ve şiddet gösteriyorsa bunun ortaya çıkmaması imkansız. Ama kreş yeni açılmıştır, öğretmen yenidir, olamaz mı derseniz olabilir tabi kiz

Benim kızım 4 yaşında. Yalan söylüyor. Ama bu yalanları anlayabiliyorum ben. Normal şartlarda eğer gitmek istemiyorsa kreşi kötüleyecek şekilde yalan söylemesi anlaşılabilir. Ama saate bak cümlesi düşündürdü beni. Kafasından uyduramaz bunu. Bir de üç yaşındaymış yani o kadar planlı yalan söyleyemez gibi geldi. Dört yaşta seviye atlıyorlar o konuda. Ben olsam diğer velilerle bi iletişim kurarım, sonra da idareye giderim.

Okul kapısında kim karşılıyor? Öğretmeni mi? Koşarak sarılıyor mu mesela? Yani çocuk gerçekten öğretmeninden aşırı olumsuz davranış görüyor olsa kapıdan içeri girmez gibi geliyor bana.
-1
elorelia
(13.09.26)
(6)

sona eren ankette sonuclar

lemmiwinks
gorunmuyor mu? gormenin bir yolu var mi? bu bir bug mi?https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1626600/hangi-arabayi-kiralayayim
gorunmuyor mu? gormenin bir yolu var mi? bu bir bug mi?

www.eksiduyuru.com
0
lemmiwinks
(11.09.26)
basond
(11.09.26)
gorunuyor sikinti yok
0
cooperr
(11.09.26)
Bende de görünmüyor. Macbook Air M3 Brave ve Safari ile denedim.
+1
mbond
(11.09.26)
evet benim de safari ve gorunmuyor.
0
🌸lemmiwinks
(12.09.26)
Safari ve firefox ile denedim. Ne telefonda ne bilgisayarda görünüyor. Düzeltilmeli.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.09.26)
Chrome, gorunmuyor.
0
Sour
(12.09.26)
(4)

Malını mülkünü akrabalarından gizleyebilen/gizleyen var mı?

asue
Bir iki evden ne bileyim pahalı bir villadan bahsetmiyorum. Benim deli param var ve kimsenin de haberi yok diyen var mı?
Bir iki evden ne bileyim pahalı bir villadan bahsetmiyorum. Benim deli param var ve kimsenin de haberi yok diyen var mı?
0
asue
(10.09.26)
kobilerin neredeyse tamamı bunu akrabalarına yapar.
işler yok, eskisi gibi değil, sıkıntıdayız, bir sürü alacaklar var ödemiyor batıyor derler 1 ay sonra en iyi otelde tatilde görürsün, 6 ay sonra arabayı yenilemiştir.
+4
duyuruuser
(11.09.26)
kiradaki evlerini neden ve nasil akraban, arkadasin bilsin mesela? ya da maasini? ya da üstündeki arsayi? sen söylersen bilirler, ama söylemezsen merak eder dururlar anca.
bizi taniyan kimseye surada da su evimiz var dememisizdir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.09.26)
10-20-30 villadan bahsediyorsak, gizlemek çok zorlaşıyor.
0
co2s2
(11.09.26)
Ne gizle,ne göster,orta karar iyidir.kendi yağında kavruluyor imajı yeterli.yoksa ya adamdan saymazlar, ya duruma göre borç harç vs istekleri gündeme gelebilir,belki.tabi her insan aynı değil,ama akraba var akrep var,öyle diyeyim.
0
denizciman
(12.09.26)
(8)

dilimizi en güzel haliyle kullanan ve hayata dair tam isabet tespitlerde bulunan yazarlar kim sizce?

m e b
selam.peyami safa, sabahattin ali gibi hem dilimizi en mükemmel şekilde kullanan hem de hayata/insanlara dair tespitleri muazzam olan başka hangi yazarları önerebilirsiniz?mesela reşat nuri güntekin, yaşar kemal, kemal tahir'in türkçe kullanımı peyami safa ve sabahattin ali'ye göre daha sade geliyor
selam.

peyami safa, sabahattin ali gibi hem dilimizi en mükemmel şekilde kullanan hem de hayata/insanlara dair tespitleri muazzam olan başka hangi yazarları önerebilirsiniz?

mesela reşat nuri güntekin, yaşar kemal, kemal tahir'in türkçe kullanımı peyami safa ve sabahattin ali'ye göre daha sade geliyor bana.
0
m e b
(10.09.26)
Aklıma gelen Hüseyin Rahmi Gürpınar.
0
ekimoloji
(10.09.26)
enver gökçe
füruzan
selim ileri
ferit edgü
vüsat o. bener
halikarnas balikcisi. bircok duyuruda yazmisimdir burada, "mavi sürgün" türk dilinde verilmis en mükemmel eserlerden biridir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.09.26)
Tabii ki oguz atay
0
üğpoıuy
(10.09.26)
türkçe kullanımı konusunda en beğendiğim yazar refik halit karay. sürgün adlı kitabını tek nefeste okumuştum. çok güzel kullanıyor türkçeyi.
0
biseysorcaktim
(10.09.26)
Türkçe'yi en güzel kullanan yazar ifadesi bence biraz iddialı çünkü adı yazılmayanlar olacak ve bu onlara büyük haksızlık.

Yukarıdakilere katılmakla birlikte, ben henüz adı geçmeyenlerden Muzaffer İzgü ve Aziz Nesin'i de eklerim buraya.
+1
10551037
(10.09.26)
Son dönemde okuduğum hüseyin rahmi ve iki gözümüzün çiçeği yaşar Kemal
0
Şişman Ronaldo
(10.09.26)
Ahmet hamdi Tanpınar
0
adivar
(10.09.26)
sevan nişanyan, kadir mısıroğlu.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(10.09.26)
(12)

Çok ağır bir psikolojik baskıya maruz kaldım ve mahvolmuş durumdayım. Böyle bir zamanda ayakta kalabilmek için ne yapabilirim?

santimantal
Ben çok çekingen ve silik bir çocuktum.Abilerimden biri ise aşırı dışa dönük ve hareketli biri idi.Anne-babam ihtiyaçlarımızı karşılamaya sahip değildi.Abim 20-26 yaş arasında çalışırken eve de katkısı oluyordu.Ama daha çok gezip tozup kendisi yiyordu.26 yaşında evlenip uzaklara gitti ve iç güveyi o
Ben çok çekingen ve silik bir çocuktum.
Abilerimden biri ise aşırı dışa dönük ve hareketli biri idi.
Anne-babam ihtiyaçlarımızı karşılamaya sahip değildi.
Abim 20-26 yaş arasında çalışırken eve de katkısı oluyordu.
Ama daha çok gezip tozup kendisi yiyordu.
26 yaşında evlenip uzaklara gitti ve iç güveyi oldu.
Artık ailesini unuttu ve ihmal etti.
Büyük işlere girişti ve pandemi zamanında işleri bozuldu.
Bu arada ben kendi mütevazı yaşamımda kendimi iyileştirmeye çalıştım.
Ve tesadüf eseri enflasyon patlamadan evvel bir ev aldım.
Abim ailesiyle birlikte tatile geldi ve evimi gördüler.
4 kişi bir hafta kalıp evimi ahıra çevirip gittiler.
Ve çocuklarının okumak için benim şehrime gelmesini,
bende kalmasını istiyorlar.
Çocuklar çok saygısız, aşırı şımartılmışlar.
Şans eseri sürekli kalmalarından kurtuldum,
Ama onların işlerini hep ben yapmak durumundayım.
Lisanüstü eğitimim yarıda kaldı.
Sinirlerim yıprandı.
Çocukların zevk sefa ve arzuları sürekli artıyor ve
faturası bana çıkıyor.
En sonunda mesafe koymak zorunda kaldım.
Abim evlenmeden önce aileye yaptıklarını sürekli
abartarak beni manipüle etmeye çalışıyordu.
Mesafe koyunca çıldırdı ve beni telefonda inanılmaz şekilde tahrik etti.
Üzerimden kamyon geçmiş gibiydi.
Sonra akrabasını bana yollamak istedi.
Çocuğu ve akrabası evimi otel gibi kullanmak istiyorlar.
Zaten iş yerinde ciddi sorunlar var: Tükenmişlik yaşıyorum.
Reddetmek zorunda kaldım ve buna da üzüldüm.
Yine de maddi olarak yardımcı olmaya çalışacağım.
Ama o kadar zorlanıyorum ki...
Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum.
0
santimantal
(10.09.26)
siz onlarla zor şartlarda büyüdünüz. bir de çekingen bir çocukmuşsunuz ve hala öylesiniz. onların baskıcılığı, sizin sessizliğinizi daha da artırmış. sizin açınızdan bakıldığında durum çok yorucu, çok bunaltıcı, çok can sıkıcı, çok sinir bozucu...

ancak ben buradan baktığımda korkunç bir durum görmüyorum. kimseden korkmanıza, çekinmenize gerek yok. reddettiğiniz durumlarda haklısınız ve daha fazla reddetmelisiniz. evinize almayın. sağlıklı ve düzgün insanlar olsaydı, aileden biri birkaç gün kalabilir diyebilirdik ama değiller. evi ahıra çevirmek nedir? abimin akrabası dediğinize göre yengenizin akrabası aslında. o neden sizin evinizde kalsın ki zaten?

abinizi çalışmaya zorlayan siz değildiniz. üstünüzde hak iddia edemez. onun derdi anne babanızla, gitsin birikmiş sinirini ve şımarıklığını onlardan çıkartsın.

onun çocuklarının masraflarını neden siz karşılıyorsunuz? ne demek faturası size çıkıyor? ben ödeyemem deyin geçin. madem bakamayacaklardı, çocuk yapmasalardı. bir de bu durumun zorluğunu bu kadar iyi bilen abin, hiç düşünmeden çocuk yaptı ve masrafları size karşılaşıyor yani he? pes.

buradan söylemek bana kolay, fakat yapmanız gereken iletişimi minimumda tutmak. açık ve net olun. kırılırlar, darılırlar, gücenirler, zora düşerler, küserler diye düşünmeyin. çünkü onlar sizi düşünmüyorlar gayet açıkça görülüyor. siz darda mısınız, psikolojiniz nasıl, eviniz müsait mi vs diye sorgulamadan zoraki şekilde evinizi kullanıyorlar.

"onların işlerini hep ben yapmak durumunda kaldım" derken? kimin? çocukların mı? yapmayın ya. sizin çocuğunuz olsa eminim abiniz ve yengeniz elini kıpırdatmazlar.

madem telefonda arayıp sizi manipüle edip tahrik ediyor, telefonu açmayın.

aman abimdir, kardeşimdir, canımdır, ciğerimdir diye düşünmeyin. onlar aman kardeşim canım kardeşim diyor mu? demiyor. sizi düşünmeyeni düşünmeyin, sizi sevmeyeni sevmeyin, size değer vermeyene değer vermeyin.

aşırı bunalmış durumda olduğunuz için benim öncelikli tavsiyem aslında bir psikoloğa gitmeniz. psikaytr değil, psikolog. ilaçsız terapi. mesafe koymanızı ve sınır çizmenizi sağlayacak o özgüveni psikoloğa giderek kazanabilirsiniz. atıp tutmuyorum, bende işe yaradı.
+5
art cat chocolate
(10.09.26)
durumun korkunç değil sen öğrenilmiş korkularından dolayı böyle yorumluyorsun. şimdi en kötü durumu düşünelim abin bağırdı, çağırdı, küstü gitti. hayatında ne değişecek, ne eksilecek ? diğer durumda alttan alarak, sabrederek çok daha fazla tükeneceksin. kendin için doğru olanı seçmek bir lüks değil zorunluluktur.

manipülatif insanların en büyük kozu sana kendini kötü, çaresiz, hatalı hisettirerek birşeyleri elde etmektir. bu tuzağa düşme.
+7
orpheus
(10.09.26)
Evi sat 1+1 kiraya geç.
Hatta istersen evi satmadan sattım de, 1+1 kiralık eve çık. O süre boyunca da kendinden uzaklaştırabildiğin kadar uzaklaştır
-7
etna
(10.09.26)
Abini hayatından çıkar hocam, kendi iyiliğin için.

Benim için bunu söylemek çok kolay tabi, bunun da farkındayım.
+8
kumandanim
(10.09.26)
hocam o sınırı çizmediğin için psikolojik olarak mahvolmuş hissediyorsun.

geçmişte yaptıkları için ona teşekkür et ve artık başka hayatlar yaşadığınızı söyle, canının istemediği bir şeye evet demek zorunda değilsin.
+1
duyuruuser
(10.09.26)
Aile denen şey senin mutluluğunu isteyen, sevincinle sevinen, derdinle dertlenen, her daim yanında ve seni destekleyen insanlara denir ve bunun kan bağıyla bir ilgisi yoktur. Sırf kan bağınız var diye hayat boyu sizi aşağı çekecek, sizin duygusal durumunuzdan faydalanıp manipüle ederek kendi çıkarı kullanmaya çalışan insanlara katlanmak, destek olmak zorunda değilsiniz. Bu abiniz olur babanız olur önemli değil, içine doğduğunuz evi, ebeveynlerinizi seçemezsiniz ama kime "aile" diyebileceğinizi pekala kendiniz seçebilirsiniz.

Abi dediğiniz kişiyle ilişkinizi hiçbir karşılıklı çıkar içermeyecek şekilde sınırlayın. Sizin sorununuz hayır diyememek gibi görünüyor. Hayır demeyi ve arkasında durmayı öğrenmelisiniz. Bunu yapmazsanız bugün abiniz olur yarın bir başka asalak olur sürekli mutsuz bir şekilde bunları hayat boyu sırtınızda taşımak zorunda kalırsınız. İstediğiniz bu mu? Mutsuz bir hayat mı yaşamak istiyorsunuz? Bunu kaçarak, ev değiştirerek saklanarak falan çözemezsiniz. Sizi ne kadar zorlarlarsa zorlasınlar bu insanları hayatınızdan net bir şekilde çıkarın ve biran önce bir psikolog desteği alın. Belki bu insanları hayatınızdan çıkarmak size çok zor geliyor ama emin olun geri kalan hayatınız ve iç huzurunuz için bu gerekli. Tekrar söylüyorum, aileni seçebilirsin, kendi çıkarından başkasını düşünmeyen insanlara sırf arada bir kan bağı var diye iltimas göstermekten bir an önce vazgeçin.
+2
thracia
(10.09.26)
hic kimse icin malini mülkünü satma tabii ki. ne alaka yani?
ev senin, mal mülk senin. kimseyle paylasmak zorunda degilsin. kendi evinde kimin kalmasina izin vereceginin sinirini evi satmadan koyabilmen gerek.
abin ne yaptiysa yapti, o kismi onu baglar. sen mi söyledin ailenize bakmasini sanki? kendisi etmis yapmis, simdi senin basina kakamaz. baktiysa da kendi anasina babasina bakti sonucta.
artik baska hayatlar yasadiginizi söyle ve uzaklas. kapina mi dayanacak sanki? olsa olsa 2-3 küfür eder sonra mecbur boyun eger.
abi kisisi tam asalak. icgüveyligini kabul etmesinden belli. evine bir sokarsan bir daha bunun gibi tipleri sittin sene cikaramazsin. hayir demeyi ögrendin ögrendin...
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.09.26)
evinizi satmayın. maddi ve manevi bu kişiye bağlı olmadığınıza göre şükredip önünüze bakın. kariyerinize ve akademik hayatınıza odaklanın. ama durumu anlatış tarzınızdan psikolojik desteğe ihtiyacınız olduğu da çok açık; bunu da ihmal etmeyin.
+3
lil siztah
(10.09.26)
size düşmana gerek yok en büyük düşmanınız kendinizsiniz. abiye mesafe şart.
+1
denizmaniaherif
(10.09.26)
Yazının özeti: (sözde) aileden birinin sesi çıkmayan kardeşi üstünde estirdiği terör diyebiliriz .
Ne hakkı var?

Tamamen isteklerini reddet. şikayetçi ol. tüm delillerle birlikte mahkemeye ver.
Ailede miras vs. gibi hususlar hakkında da önlemni al ki her şeyin üstüne yatmasın .

90lardaki TV de herkeste travma yaşatan Küçük emrahın amcası gibi sürekli maddi manevi her şeyi tüketmesi aklıma geldi.
+1
diyecevaplandı
(10.09.26)
Terapi kesinlikle. Yapamıyorsan, gücün yoksa charcptt ile psikolojin üzerine konuş, açabiliyor
+2
gadlemler
(10.09.26)
Cevap yazan ve destek olan herkese çok teşekkür ederim. Bana çok iyi geldi ve zihnimde bazı şeyler biraz daha berraklaştı.

Travmatik bir çocukluktan sonra her şeye rağmen hayata tutunmaya çalıştım. Haftanın beş günü depresyonda olsam kalan iki günde çaba gösterdim hep. Bana hayatta kalmanın bedeli o kadar ağırken kuş kadar kalan canımın üzerine vahşi bir kartal gibi çullandı. Yirmi yıl önce o gittikten sonra 6 ay terapiye gidip öz güvenimi yükseltmiştim biraz. Dönüp durumumu gördüğünde buna ve maddi olarak bağımsız olmama katlanamadı. Bende olan ancak ki ona verilirse saldırmazdı. Fakat öyle bir saldırdı ki... Telefonda... O ara aklım başımdan gitti... Konuşulanları hatırlamıyorum... Akşam karanlıkta dışardaydım. Deli gibi sokaklarda yürüyerek cevap veriyordum... Bir yerde artık dayanamadım... Çok ağır bir konuyu söyleyip telefonu kapattım. Bundan sonra böyle bir insanla bir araya gelebileceğimi sanmıyorum. Beni hiç düşünmedi: İnanılmaz bir bencillik.
+4
🌸santimantal
(10.09.26)
(18)

Görüşülmeyen Kişilerin Telefonu

rock n roll
SelamUzun zamandır görüşmediğiniz kişilerin telefonlarını siliyor musunuz? Bu kişi sizin çok sevdiğiniz bir kişi olsa ve o kişinin hiçbir çabası olmadığı için görüşmüyorsunuz diyelim siler misiniz? Duygusal bir durum yok arada, sadece sevdiğiniz birisi diyelim.
Selam

Uzun zamandır görüşmediğiniz kişilerin telefonlarını siliyor musunuz? Bu kişi sizin çok sevdiğiniz bir kişi olsa ve o kişinin hiçbir çabası olmadığı için görüşmüyorsunuz diyelim siler misiniz? Duygusal bir durum yok arada, sadece sevdiğiniz birisi diyelim.
0
rock n roll
(08.09.26)
son 1-2 senedir görüşmediğim/yazışmadığım, görüşme ihtimalimin de olmadığı insanları silerim.
+4
jelly bear
(08.09.26)
kimseyi silmedigim icin telefonum altin rehber gibi oldu. silmek en iyisi.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.09.26)
Silmiyorum
0
anon1m
(08.09.26)
silmiyorum, özel bir sebebi yok.
0
kisa
(08.09.26)
Uzun zaman sonra birini aradığımda telefonumu silmemişse mutlu oluyorum. Kendim de silmiyorum.
0
auroraaurora
(08.09.26)
Eskiden silmezdim ama son 2-3 yıldan beridir siliyorum. Bir daha konuşma/görüşme ihtimalim yoksa ne gerek var kalmasına diye düşünüyorum.
0
Amaranta ursula
(08.09.26)
silmem. rehberde durması niye sorun olsun ki.
böyle tipleri hiç anlamıyorum hemen instagramdan bile siliyorlar. kavga etmemişsin bir şey olmamış. sadece uzaklaşmışsınız birbirinizden.
çok ergence hareketler geliyor bana.
+1
my fault
(08.09.26)
Silmem.

Aklimda durmuyor ki rehberda duruyor. Silmek ya da silmemek bir sey degistirmez. Yarin bir gün bir sey sorucak olsam tel numarası bulunmasi benim avantajim olur.
0
Purple life
(08.09.26)
neden sileyim ki? telefon rehberleri artık sınırsız sayıda kişi içerebiliyor.
0
co2s2
(08.09.26)
Telefonum altın rehber gibi +1
0
kobuzchu kiz
(08.09.26)
Telefon rehberlerinin sınırsız sayıda kişi içermesi mevzusu değil aslında. O kişiyle olan bağını koparma isteği, sembolik bir şey.
0
🌸rock n roll
(08.09.26)
Ben de silmiyorum. Bu sebeple 15 senelik numaralar var, hala o kisilere ait oldugunu bile dusunmuyorum. Ama benimki sirf usengeclikten :)

Onun disinda rahmetli anneannem ve dedemin numaralari da var. 4 sene gecti ama onlari silmeye elim gitmiyor henuz.
0
truf
(08.09.26)
kalabalık sevmiyorum. kaydırdıkça sonu gelmeyen rehber benim sinirimi bozar. :d

silmezsem, sırf rehberimde kayıtlılar diye exlerim, eski iş arkadaşlarım veya yöneticilerim whatsapp profil fotoğrafımı falan görürlerrrr. :d bunu şimdi düşündüm ahahha

yani sonuç olarak konuşmadığım veya konuşmayacağım insanın numarası neden dursun ki? rehberin amacı iletişim kurmak.
0
art cat chocolate
(08.09.26)
numara silmem için bi 10 yıl geçmesi lazım ve sıfır bağ.
Görüşmediğim insanların mesajlarını tutmam genelde
0
kestane gürgen palamut
(09.09.26)
silmiyorum. ama üşengeçliğimden. silmek lazım

edit: aklıma geldi de benim yılllllaaaarrrrdır wp konuşmalarım bile duruyo. baktım da 2017 den yazışma kayıtları var fiyuvv
0
chanandler bong
(09.09.26)
isimlerini değiştiriyorum. artık başka bir kişi oluyorlar. eski sevgilim, eski arkadaşım vs olmuyorlar.
0
co2s2
(09.09.26)
uzun zamandır görüşmediysem ve görüşme ihtimalim yoksa siliyorum. akraba vs ise silmemeye çalışıyorum. vefat eden kişileri silemiyorum. rehberimde onlarca vefat eden kişi mevcut (rahmetli babam dahil)
0
exlibris
(09.09.26)
Silmiyorum
0
gadlemler
(09.09.26)
(23)

manzarali ev mi buyuk ev mi

antikadimag
iki kiralik daire var rezidans tipi binada. bir ev var guneybati cephesi denizi daglari goruyor cok guzel manzara. ama kucuk ve layoutu pek iyi degil. ayni binada alt katlarda bir baska daire ise binaya bakiyor ama daha genis (%20 daha buyuk) ve layoutu daha duzgun. yatak odasinin cami var mesela. d
iki kiralik daire var rezidans tipi binada. bir ev var guneybati cephesi denizi daglari goruyor cok guzel manzara. ama kucuk ve layoutu pek iyi degil. ayni binada alt katlarda bir baska daire ise binaya bakiyor ama daha genis (%20 daha buyuk) ve layoutu daha duzgun. yatak odasinin cami var mesela. digerinin yatak odasi iceride.

dag ve deniz manzarasi icin daha kucuk evde yasanir mi? ne dersiniz? boydan boya cam ve deniz manzarasi var oldukca guzel. fiyatlar ayni.
-1
antikadimag
(07.09.26)
Benim için manzaralı ev. Baktıkça içimi daraltan ev büyük olsa ne yazar.
+3
Amaranta ursula
(07.09.26)
Hiç manzaralı evde yaşamadım. Bi yaşayıp görmek için onu seçerdim.
0
benim bir gizli bildiğim var
(07.09.26)
ikiside problemli bence. manzarali olanda yatak odasinda cam olmamasi buyuk handikap. oburunun de baska binaya bakmasi sikinti.
ikisini de almam, beklerim.
buyuk binalar ise yakin zamanda baskalari da mutlaka satisa cikacaktir.
+1
cooperr
(07.09.26)
kiralik evler @cooper. zaten ikisini de tasiyan evler var ama bu sefer de cok pahali oluyor. bina zaten sehrin tam merkezinde luks ve yeni bir rezidans. ama butceme gore ya kucuk ya da manzarasiz kiralamak durumundayim.
0
🌸antikadimag
(07.09.26)
building code’a göre ABD’de yatak odalarinda disariya acilan bir pencere bulunmak zorunda. bu kucuk daire studyo mu? Ya da odanin kapisi yok mu? Planda ne diye geciyor?

Onun disinda kisa bir sureligine kirada oturacaksam ve layout beni cok etkilemeyecekse manzarayi secebilirim. yillar once manzarali bir dairede yasadim ve gercekten her gundogumu sihirliydi. hala arada dusunurum.
+1
eileengray
(07.09.26)
kiraliksa o zaman manzarali olan.
0
cooperr
(07.09.26)
@eileen, open bedroom diye geciyor ve oda bir paravanla koridordan ayriliyor. studyo ile 1 bedroom arasinda bir konsept. amac yatak odasini oturma odasindan ayirmak.
0
🌸antikadimag
(08.09.26)
tahmin ettim. o tip dairelerde genelde closet space sorun oluyor. eger yeterli closet alani varsa tutulur. bence buyukluk haricinde closet space olarak da karsilastir.
0
eileengray
(08.09.26)
Camiye veya kiliseye gercekten o kadar yakinsa hicbiri.

Manzaraya insan doyuyor ya da alisiyor. O yüzden daha kullanışlı olani secerdim ben.
-1
Purple life
(08.09.26)
büyük ev çünkü büyük manzaralı evi olanlar manzaraya vakit ayıramıyor.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.09.26)
manzarası olan evde uzun süreler yaşadım.
layout'u düzgün olan evi tercih ederim.
+1
rain when i die
(08.09.26)
Bu ikisi arasında büyük olan ev. Yatak odasının camı olmaması ne demek?
0
etna
(08.09.26)
her sekilde manzarali ev.
önceki evimizin harika bir manzarasi vardi. öyle mimari ya da agac magac olarak falan degil ama önü cok acikti ve muazzam güzel günbatimlari izlerdik. telefonum, orada yasadigimiz 3.5 sene boyunca neredeyse her gün cektigim günbatimi fotolariyla dolu. o evden cok kücük oldugu icin ciktik. 60 m2'ydi ve sahiden artik yetmiyordu.
yeni eve gecerken hem büyük hem manzarali olsun istemistim. istedigim de oldu, simdi de harika bir dag ve orman manzaramiz var ama o ilk evimizdeki gün batimlari inanilmaz büyülüydü. 4 sene aradan sonra bile aklima geliyor. filtresiz, photoshop'suz, alt kismini kesip gönderebilirim bunu, her aksamüstü böyleydi: ibb.co ve hayir, alismiyorsunuz. ben alismadim yani, her gün ayni heyecanla izliyordum. su an yasadigimiz yerde daglar gökyüzünü biraz sikistiriyor, o sebeple eskisi gibi acik alandan göremiyoruz artik günbatimlarini. os ebeple hele önü de aciksa bence manzaraliya gecin. büyük evde her zaman oturulur ki bunun da kibrit kutusu kadar olmadigina eminim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.09.26)
manzara ilk girdiğiniz zamanlarda önemli. daha sonraları belki 6-7 ay o manzaraya dönüp bakmayacaksınız bile. haa misafirer için iyi bak. onlar bayılıyor ilk defa gördükleri için. bu arada %20 de pek önemli bir fark değilmiş yani. sayın alacaksanız küçük de olsa olsa manza kirada oturacaksanız diğeri.
0
ground
(08.09.26)
ev ferah olcak seni darlamıcak.
0
mikahakkinen
(08.09.26)
Kiralıksa ucuz olanı seçerim, satın alıncaksa büyük olanı.
0
ezkaza
(08.09.26)
kısa bir süre oturacaksanız manzaralı ev

uzun süre oturacaksanız gelecekteki planlarınızı da içine katarak düşünmenizi tavsiye ederim. örneğin bir çalışma masası, çocuk odası, hobi köşesi gibi şeyleri düşünerek manzaralı eve sığıyorsanız yine manzaralı ev. ama sığmıyorsanız yeri geliyor 3-5 metrekare bile insanın ihtiyacını çok iyi gideriyor.
0
bravoteam
(08.09.26)
camsız oda olmaz. manzara güzel bir artıdır ama evin içinin kullanışlı olması temel şeydir.
0
co2s2
(08.09.26)
Manzaraya kısa sürede alışınır / doyulur bence.

Çok misafirim geliyorsa, manzaraya karşı kahvaltı, çay kahve içme vakitleri olacaksa belki...

Ama onun dışında evin kullanışlılığı ve ferahlığına doyulmaz, aksine alışınır ve aranır. Şahsi fikrimdir.
0
ananiyimioguz
(08.09.26)
80 m2'den 60 m2 eve geçtim kısa zaman önce. Evin en sevdiğim yanı iki balkonum. Çayımı kahvemi alıp orman manzarasını seyretmeyi ve gökyüzüne bakmayı çok seviyorum. Uzun yıllardan beri ilk defa sadece apartman manzarası olmayan bir eve taşındığım için memnunum. Daha kullanışlı bir evi tercih ederdim tabii, ama bütçem dahilinde doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.
0
auroraaurora
(08.09.26)
manzaralı evde yaşadım, ve kesinlikle geniş ev tercih ederim.

en fazla 2-3 hafta sonra gözünüz manzaraya alışıyor, ancak bi misafir geldiğinde hatırlıyorsunuz. istanbul'da köprülerden geçerken kimsenin manzaraya bakmaması en iyi örneği bence.
+1
duyuruuser
(08.09.26)
senelerce istanbul şartlarında, muazzam bir manzara ile yaşadım. boğaz manzarası değildi ama istanbul'da bulunabilecek en iyi manzara idi.
inanın bir yerden sonra manzara bir şey ifade etmiyor ve evin ne kadar kullanışlı olduğu daha öne çıkıyor. bazı günler eve gelince o manzarayı görmüyorsun bile.
0
stay with me
(09.09.26)
Manzaralıyı tercih ederdim
0
gadlemler
(09.09.26)
(2)

sırt çantası minimal

anlamsiz geliyor
şık spor ufak minimal boyutlarda bir sırt çantası bakıyorum. ufak spor çantası ama içine tablet falan da sığacak bir şey arıyorum. fiziksel mağaza veya internette marka önerisi olan var mı? çok sayıda kaliteli çantayı nerede bulabilirim gibisinden
şık spor ufak minimal boyutlarda bir sırt çantası bakıyorum. ufak spor çantası ama içine tablet falan da sığacak bir şey arıyorum. fiziksel mağaza veya internette marka önerisi olan var mı? çok sayıda kaliteli çantayı nerede bulabilirim gibisinden
0
anlamsiz geliyor
(07.09.26)
Kapten & Son?
cok marka var tabii ama hem sik hem spor dediginiz icin aklima direkt bu geldi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.09.26)
semenderleather.com

İkide bir indirime giriyor kod vs veriyorlar, el yapımı deri çantaları güzel.
0
yap desem yapmazsin he
(08.09.26)
(7)

Kipling hakkında ne düşünüyorsunuz?

alice in potatoland
Hiç kullandınız mı? Rahat mı?Renk olarak sizce günlük olarak en iyi hangisi gidiyor? Çok küçük bir çanta istemiyorum aslında, tek elle bir şey (mesela çocuk) tutarken diğer elle çantanın içine ulaşabilmek istiyorum.
Hiç kullandınız mı? Rahat mı?
Renk olarak sizce günlük olarak en iyi hangisi gidiyor? Çok küçük bir çanta istemiyorum aslında, tek elle bir şey (mesela çocuk) tutarken diğer elle çantanın içine ulaşabilmek istiyorum.
0
alice in potatoland
(06.09.26)
Benim hiç bir fikrim yok, ki markanin varlığını bile bilmiyordum ama arkadaşım bana
aaa kiplingde çok iyi indirim var, sen valiz alacaktın ondan al demişti. Ben de o ne deyince çok güzel harika şahane diye birnseyker anlatmıştı.
kısacası ben bilmiyorum ama bana çok süper diye anlatılmışti.. Bu bilgi bir işe yarar mı bilemem.
0
kisa
(06.09.26)
üc tane cantam var kipling'den, hatta tam su siralar yeni bir tane almayi istiyorum ama rengine karar veremiyorum. son modellerinde yeni bir iki renk cikardilar, ya cok acik duruyor kirlenmeye cok müsait ya da cok göze batiyor renk bir km öteden bile.
bendeki iki model de büyük modelleri degil. 5.6 litrelik olanlar. digeri daha da kücük, 3.7 litrelik. su an 12 litrelige gececegim. cantalar rahat, tek elle ac kapa yapiliyor ama büyüdükce daha da rahatliyor tabii.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.09.26)
Renk meselesi benim de dikkatimi çekti. Mesela bu çantaları vaR: eu.kipling.com
Ama renk bana biraz kişiliksiz geldi (:
Bu da çok göze batıyor: eu.kipling.com
0
🌸alice in potatoland
(06.09.26)
Eşim çok sever,çocuklarda sırt çantasını kullanıyor.güzeldir,daha önemlisi sağlamdır.
0
duptıs
(06.09.26)
Hiç kullanmadım. Güzel çantaları var ama tr şartlarında pahalı bence. Diğer yandan benim için çantada birinci şart sıklıkla yıkanabilir olması olduğundan, malzeme olarak da bana çok hitap ediyor aslında (önermiyorlar ama banane).
Dün mağazanın indirimde olduğunu görünce lacivert çantaya ihtiyacım var diye girdim ama onlarca lacivert arasında istediğim tonu bulamadım.
Ne var ki şunu kestirdim gözüme ve hiç bişeyle uymayacak olsa da alacak gibiyim:
www.kipling.com.tr
0
lil siztah
(06.09.26)
2 tanesini yıllardır kullanıyorum ikisi de büyük baya ve o kadar rahat ve kullanişli ki başka çantaya geçemiyorsunuz asla da eskimiyor şaka gibi.
0
sinematikcrop
(06.09.26)
20 dolardan fazla vermem.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.09.26)
(6)

Kpss nasıl geçti hanımlar beyler

havadakarada
Bana genel kültürün tamamı kolay geldi belki coğrafya bir tık zor olabilir. Türkçe de kolay geldi ama sözel mantık kısmını yani 4 soruyu bos bıraktım. Matematik ise çok zor geldi 11 soru işaretledim bazıları tahmin. Sizde ne var ne yok
Bana genel kültürün tamamı kolay geldi belki coğrafya bir tık zor olabilir. Türkçe de kolay geldi ama sözel mantık kısmını yani 4 soruyu bos bıraktım. Matematik ise çok zor geldi 11 soru işaretledim bazıları tahmin. Sizde ne var ne yok
0
havadakarada
(06.09.26)
paragraf yorumlama soruları biraz zordu. sözel mantığın tablosunu yanlış kurduğum için afalladım ama ikincide çözdüm.
tarihte de türkmenler ve uçak sorusu zor, gerisi kolay geldi.
coğrafya kolay gibi, güncel-vat da kolaydı.
matematiğe bakayım dedim kesiri çevir çevir bitmedi ehh deyip bıraktım.
0
herzan
(06.09.26)
Hayatımda ilk kez girdim ve çalışmadım.

Şunu fark ettim ki, üniversite sınavına göre kat ve kat kolaymış. Matematik özellikle.

Genel kültürde yarısını anca işaretledim. Diğerleri saf bilgi olduğu için yapamadım haliyle.

O dediğiniz kitap okuma sıralama sorusunda 2 tanesini işaretleyebildim.

Türkçede biraz paslanmışım onu fark ettim. Ses olaylarını hep unutmuşum.

edit: aklıma gelmişken, sanırım kpss dünyası biraz farklı işliyor ya da okuduğumu iyi anlayamıyorum. Matematikte şu bilyeli soruda önce 1/7 si arkadaşına, sonra 2/7 sini diğer arkadaşına veriyor, böyle bir soru vardı.

Ben önce 7x dedim. Sonra 6x kalıyor. 6x’in 2/7 sini hesaplamaya kalkıştım. Ama yine 7x’in 2/7 sini hesaplamam lazımmış. 3 kere baştan çözdüm herhalde. Sonunda fark ettim ve öyle çıktı cevap
0
substituent
(06.09.26)
Çalışanla çalışmayanın ayırt edilemeyeceği türdendi. Matematik hariç kolaydı bence, matematik ölüm gibiydi.
Son yıllardaki sınavlara kıyasla daha kolaydı genel olarak.
0
ekimoloji
(06.09.26)
giren tüm duyuruculara basarilar dilerim. umarim istediginizden daha iyi sonuclar gelir.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.09.26)
hayatımda ilk defa girdim, berbat geçti, coğrafya falan garip geldi, bayağı böyle masanın başına oturup çalışmak gerekiyormuş, ben farklı düşünüyordum bu sınavı, adamlar hangi şehirde mermer yatağı yoktur diye soru soruyor, "ne bileyim olum, ölçmedim ki" diye tepki verdim açıkçası.

sözel mantık sorusu bana hatalı gibi geldi de neyse, daha önce ales'ten falan alışığım o tür sorulara, bütün olasılıkları denedim ama ali ile ceren'in okudukları kitaplar tam oturmuyordu. neyse öyle işte, bir beklentim yok. ama şunu anladım, oturup çalışsam çok rahat yaparmışım ben bunu. matematik kısmı hariç.
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(06.09.26)
Sayısalcı tanıdığımı sınav yerine götürdüm. Matematiğin zor olduğunu söyledi .
0
diyecevaplandı
(06.09.26)
(7)

Sevdiğiniz birisinin ölümünü beklemek

icimdekipollyannatinerebasladi
Buna nasıl dayandınız? Çok yakın arkadaşımin ailesine arkadasimin artık çok zamanının kalmadığı bilgisi verildi. Haberi aldığımdan beri mahvolmuş durumdayım. Ziyaretine gittim sağlık durumundan dolayı bilinç kaybı yaşıyor ve beni hatırlayamadı. Sonradan hatırlar gibi oldu. Bebeklikten beri beraber
Buna nasıl dayandınız? Çok yakın arkadaşımin ailesine arkadasimin artık çok zamanının kalmadığı bilgisi verildi. Haberi aldığımdan beri mahvolmuş durumdayım. Ziyaretine gittim sağlık durumundan dolayı bilinç kaybı yaşıyor ve beni hatırlayamadı. Sonradan hatırlar gibi oldu. Bebeklikten beri beraber büyüdüğüm insani bu halde gormek ve kaybedecek olmak beni bitiriyor. Bu acıyı yıllar öncede yaşadım ve en sevdiğim arkadaşlarımdan bir tanesini daha kaybettim. Onu hala atlatamamışken şimdi yeni bir acıyla nasıl baş edeceğim? Gözlerimizin önünde eriyip gidiyor ve hicbir şey yapamıyoruz.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(03.09.26)
insan oğlu çoğu şeye alışıyor dense de arada istisnalar var. hayatı kendine zehir eden veya ilaçlarla ayakta durabilen. anahtar kelime kabullenmek olsa gerek. 54 yaşına doğru gidiyorum sevdiğim veya sevmediğim birçok insanla vedalaştım bu yaşıma dek. sıra yavaştan bana da geliyor. onu da kabullendim açıkçası. neticede süreci tersine çevirme imkanımız yok. hatta saçma da bulabilirsiniz. kendimi o kadar da önemli görmüyorum. insan soyunun devamını sağlayan taşlardan biriyim sadece. en iyi ihtimalle 3-4 nesil sonra beni kimse tanımayacak bile. tanısa ne olur zaten. ben artık yokum.
+1
lazpalle
(03.09.26)
Doktorlar ne derse desin inanmak istemiyorsunuz çünkü. İçten içe farkındasınız gidiyor ama umudunuz oluyor iyileşir belki diye. Kendinizi kandırmak sizi rahatlatıyor çünkü
0
meraklitursucu
(03.09.26)
üzücü elbette. dayanması da çok zor ama en azından o çok yakın arkadaşınız için sizin daha dayanıklı olmanız lazım. ben babamı 13 yaşımda kaybetmiştim. insan bir şekilde alışıyor. 6 yaşımda çok sevdiğim dedemi kaybetmiştim. 19 yaşımda da canım anneannemi kaybettim. anneannemin kaybı en ağırı oldu o anki duygu yükü olarak. ancak insan alışıyor zamanla.
0
art cat chocolate
(03.09.26)
şöyle (yalnızca sözleri de yardımcı olur).

youtu.be
0
klassno
(03.09.26)
Kader ve ahiret inancı kabullenmeye bir nebze etkili oluyor. Herkes ne olacağını bilse de kimse dillendiremiyor. Hastane-ev arası mekik dokunuyor. Her şey "Normalmiş" gibi yaşanmaya, espriler yapılıp moraller yüksek tutulmaya çalışılıyor. Görece şanslıysanız palyatif servisinde yanında olup ilgilenebiliyorsunuz. Ağlamak yasak. Kan ağlayıp içinize, dıştan gülümsüyorsunuz. Hatta şebeklikler yapıyorsunuz. Daha şanssızsanız, hastanız yoğun bakım ünitelerinde sürünüp gün be gün sönerken, siz kapılarda nöbet tutup, bazen yalvar yakar, bazen kavga dövüş, bazen hatır gönül, özel kıyafet, bone, maske giyip bir 5 dk onun o perişan halini görebiliyorsunuz. (Her iki durumu da yaşadık)

O malum haber gelince içinizde derinlerde bir yerde bir rahatlama da oluyor hatta. Ölüm de nimet. Yerine göre kurtuluş...

Ölümler de tıpkı diğer her şey gibi bu hayatın parçası. Hatta yaşınız ilerledikçe, pek hazzetmediğiniz ama benimsediğiniz eski bir komşunuz gibi oluyor ölüm. Bakıyorsunuz, hayatınız cenazelerde, taziyelerde geçer olmuş...

Hayat her zaman mutlu, neşeli, zevkli olacak diye bir kaide yok. Acılarımız ve kayıplarımız, çilelerimiz de hayatımızın bir parçası. Alışmak ve kabullenmek zorundayız. Kimi bünyeler çabuk adapte olur, survival yetileri daha gelişkindir. Ben zor adapte olan, tutunamayan taraftayım. Bu tarz durumlarda hastanın durumu neticelenene kadar dişimi sıkıp full kapasite koşturuyorum. Sonrasında şalterler iniyor. Bazen bir yıl kadar uzun süreler bile işlevsiz hale gelebiliyorum.

Böyle zamanlarda insan en çok sevgi ve koşulsuz desteğe ihtiyaç duyuyor. Kim ne derse desin, zaman ne olursa olsun, insan sosyal bir varlık. Gelip sana candan sarılıp öpen, omzunu omzuna yaslayan, kendinle kalmana izin vermeyip zorla sosyal etkinliklere dahil eden, anzısın elinde bir tencereyle yahut hediyeyle gelen, siz hastane bahçesinde kaldırımda oturup sabahı beklerken elinde dürüm, yüzünde tebessümle gelip karnını ve gönlünü doyuran, yarım ağız geçmiş olsun/başın sağolsun demeyip, acını/sıkıntını paylaşan kişiler, eş, dost, arkadaş en büyük destekçin oluyor. Bir de zaman tabii. O da büyük nimet.

Şahsi olarak, kuvvetli bir Allah inancı da bana çok faydalı oluyor ama inançlar kişisel ve mahrem mevzular. İnsana "acını hafifletmek için kuvvetli bir tanrı inancın olsun" diyemezsin. Ama rabbi ile hemhal olan bünye, dünyanın sıkıntılarını daha kolay göğüsleyebiliyor. İster afyon deyin, ister pansuman, ister cehaletin mutluluğu, ister hakikatin huzuru... Benim için böyle bir gerçek de var.

Bir de en zoru evlat acısı. Rabbim yaşatmasın.
+1
yadigar
(03.09.26)
sorunuz acikcasi son zamanlarda üstüne düsündügüm bir iki seyden sonra cok manidar geldi.
bir tanidigimin babasina haziran ayinda kanser teshisi kondu. karacigere ve kemiklere yayilmis dendi. agustos'un 14'ünde bu tanidigimizin halasi cok cok ani bicimde, bir kaza sonucu vefat etti. babasi o esnada hastanede yatiyordu. tanidigimiz avusturya'dan kalkip cenazeye gitti, babami da görürüm hem, dedi. o dönemde doktorlar babasinin da birkac haftasi kaldigini söylemisler. ben, türkiye'de kisitli zamani olan (en cok iki hafta) ve üstelik babasinin da bu dünyada kisitli vakti kalan birinin tüm o vaktini babasinin yaninda gecirmesini beklerdim acikcasi ama halasinin cenazesinin üstünden sadece bir hafta gecer gecmez, babasi onkoloji servisinde son günlerini yasarken kalkip antalya'ya tatile gittiler. ayin 31'inde de babasi vefat etti. antalya'dan kalkip cenazeye geldiler. bugün de avusturya'ya döndü. annesinin yaninda biraz kalmak, annesine yardimci olmak falan gibi kaygilari da olmadi.
agzim saskinliktan acik izledim her seyi. baba-kiz arasinda da hicbir problem yoktu.
tatili önceden almissan bile, sokayim afedersin 5-6 bin euro paraya, halasinin topragi cökmemis, babasi hastanede can cekisiyor, son günlerini yasiyor, kendisi tatile gidiyor. inanilmaz. sahiden inanilmaz. dedim yani, demek milletin böyle kaygilari yok yani, ay son günlerinde sevdigim insanin yaninda olayim gibi.
hala cok saskinim acikcasi.
hayat sizin gibi hassas kalpler icin cok zor.
baksaniza millet babasini umursamiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.09.26)
dayanamadık, hasta olduk.

bir de cünort vefat etmiş. yeni öğrendim. sinirim bozuldu. hastalık sürecini instadan paylaşıyordu. herkes sizin durumunuzdaydı. cidden sizi rahatlatacak bir şey bulmalısınız. bunda utanılacak bir şey yok.

özellikle kanser hastası yakınlarının psikolojik destek alması şart. bağınız kuvvetliyse siz de o grupta sayılırsınız. size bu durumla baş etmek için ne lazımsa yapın. lütfen.
0
janderzel zartanyan
(04.09.26)
(22)

Erkek kardeşe nikahta ne takılır?

chicha_v2
Ben yarım altın düşünüyorum ama sizin de fikrinizi almak isterim.Teşekkürler.
Ben yarım altın düşünüyorum ama sizin de fikrinizi almak isterim.

Teşekkürler.
0
chicha_v2
(03.09.26)
bence kardese de, o bana sunu takti, bunu takmadi, denmez.
en az bir tam altin takilmali.
+6
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.09.26)
bilezik ya da tam.
+2
mikahakkinen
(03.09.26)
Maddi gücünüze, aile bağlarınıza, gelenek göreneklerinize , ve geleneklere bağlıllığınıza göre değişen bir konu bu. Buradan alacağınız cevaplar çok havada kalacaktır.
+1
Mirket
(03.09.26)
Mirket +1 ama imkan varsa bilezik ya da tam.
+1
himmet dayi
(03.09.26)
İmkan varsa tam.
+1
gabe h coud
(03.09.26)
Bilezik tabii ki. Yok 200 lira tak.
+4
baldur2
(03.09.26)
imkanınız varsa bilezik. yoksa tam. yarım takmak için çalışmayan kız kardeş filan olmanız lazım heralde. zaten abiyseniz ve çalışıyorsanız beklenti kesinlikle bileziktir. ama çalışmıyorsunuzdur ya da durumunuz yoktur bilemem ama yine de yarım az olur.
+2
elorelia
(03.09.26)
Erkek kardeş bu. Direkt bilezik. (Bütçe müsaitse tabii)

Ya da şöyle söyleyeyim, birisinin düğününde en fazla ne takabilecekseniz direkt o. Ben bütçem müsaitse 22 ayar 3lü burma (20-25 gr gibi) takardım. Bütçem müsait değilse, fiyatı tam cumhuriyet altınla neredeyse aynı olan 8-9 gramlık bir 22 ayar bilezik takardım.

Tam altından daha aşağısını takmam için oldukça dar gelirli, borç harç içinde olmam lazım. Kardeş bu.
+2
yadigar
(03.09.26)
bütçe varsa bilezikten aşağı takmamak lazım.
+1
duyuruuser
(03.09.26)
bilezik ya da saat ama tabii ki imkanlarınızı çok zorlamak ya da bunu kendinize dert edinmeniz de gereksiz olur.
0
eurhka
(03.09.26)
bilezik takılır tabi ki.
0
Hallegadola
(03.09.26)
İlk beş yıl boşanma oranları %34, bilezik alırsanız gelinin kişisel malı sayılıyor. Yerinizde olsam cinsiyete özgülenmeyen tam altını kardeşime takardım yada yazıldığı üzere saat alırdım. Saati birçok bölgede nişanda kız tarafı erkek tarafına alıyor, alınmadıysa diye dedim).
+1
yap desem yapmazsin he
(03.09.26)
valla ben yakin arkadasa gecenlerde yarim altin degerinde dolar verdim.
abi issiz olsam bile borc alir, gider min. tam takarim.
isim gucum varsa zaten tam da yetmez, bilezik demisler herhalde guncel racon o.
0
cooperr
(03.09.26)
Tam altın
0
kendimefotograflarim
(03.09.26)
tv aldım beimkine, helalleştik. Bi ihtiyaç sorup gidermek iyi olabilir. burada nasıl böyle hardcore gelenekçilik çıktı, garipsedim.
-1
klassno
(03.09.26)
bilezikcilere demeden gecemeyecegim: bilezige iscilik parasi ödeyene kadar gremse ya da gücünüz varsa iki tane gremse takin madem; gelin kendine bilezik almak isterse en azindan onlari deger kaybettirmeden bozdurup zevkine göre bilezik alir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.09.26)
Anne babanıza sorun onlar yönlendirsin sizi. Kardeş, kuzen, yeğen bunlara bilezik takılır bizim ailede. Bugün kardeşim evlense buzdolabı vb. beğendiği bir beyaz eşya alır takı olarak da ajda bilezik takarım muhtemelen. (Ajda bilezik 22 ayar genelde 10 gram olan işçiliksiz bilezik oluyor, günlük kullanıma uygun zarar etmeyen bir takı.)
+1
cilekli pasta
(03.09.26)
Haftasonu kız kardeşim evlendi. 10 gram bilezik taktım, bir de ev hediyesi televizyonlarını alacağım.
0
tss
(03.09.26)
Maddi guce bagli tabi ama yarim altin biraz az degil mi ya. Kardesiniz o sizin. 5 gr cok guzel ajdalar var, 35 bin civari. Takin bi tane
0
narod
(03.09.26)
Çalışıyorsanız geliriniz varsa Yarım çok az kardeşe. Benim de eşimin de bekar çalışan kardeşlerimiz 20 gr bilezik taktılar bize. Duruma göre 10-15 gr da olabilir.
0
dfn4
(03.09.26)
Bilezik.
Olmadı tam.
0
ezkaza
(04.09.26)
tv, çamaşır makinası, geline kolye almıştım.
0
lil siztah
(04.09.26)
(13)

Hangi kitapları mutlaka okumalıyım?

ekimoloji
Epeydir kitap okumuyorum, kpss sonrası telefonu elime almak istemeyeceğim önerilere ihtiyacım var. Her türe açığım ama alışkanlığımı yeniden kazanmak adına sürükleyici bir şeyler olsa çok iyi olur. Not: Orhan Pamuk tarzı Eski İstanbul betimlemeleri olan kitapları çok severim.
Epeydir kitap okumuyorum, kpss sonrası telefonu elime almak istemeyeceğim önerilere ihtiyacım var.
Her türe açığım ama alışkanlığımı yeniden kazanmak adına sürükleyici bir şeyler olsa çok iyi olur.

Not: Orhan Pamuk tarzı Eski İstanbul betimlemeleri olan kitapları çok severim.
0
ekimoloji
(01.09.26)
Beğeninize istinaden size İhsan Oktay Anar'ın Suskunlar kitabını öneriyorum.
+1
burka
(01.09.26)
Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap adlı bir kitap var. Bu kitaptaki 1001 kitaplık liste internette çeşitli kaynaklarda bulunuyor. Sanırım D&R'ın sitesinde de vardı. Ben bu konuya takıldığım yıllarda 300 e yakın diye hatırlıyorum, adedi türkçeye çevrilmiş durumdaydı. Bu listede adı geçip de okuyup pişman olduğum, zaman kaybı olarak değerlendirdiğim hiçbir kitap olmamıştır ve tamamı dünya edebiyatının kült eserleridir.
Sağdan soldan, tavsiyeler almaktansa bu listeyi edinip sıradan tamamını okumanı öneririm.

Ek: Sağdan soldan tavsiyelerin değersiz olduğunu aklımdan bile geçirmem de zevkler ve ilgi alanları farklı oluyor. Onu kastettim. D&R'ın listesi hala duruyor. Şurada.

www.dr.com.tr
+1
Mirket
(01.09.26)
calikusu?
lisedeyken türk klasiklerini cok okumustum. hepsi iyi tatlar birakti. resat nuri güntekin'in, kemal tahir'in, yakup kadri'nin, halikarnas balikcisi'nin, suat dervis'in tüm eserlerini tavsiye ederim. mavi sürgün bence türk dilinde yazilmis en güzel eserlerden.
halide edib'in türk'ün atesle imtihani cok iyiydi. erendiz atasü'nün dagin öteki yüzü kitabi cumhuriyetin ilk yillarindaki psikolojiyi anlamak icin harika bir kaynakti.
bir dinozorun anilari sadece eski istanbul betimlemeleri vermekle kalmaz, eski istanbul insanini da cok güzel anlatir.
saatleri ayarlama enstitüsü muhtesem bir anlatimdi.
devlet ana epik bir destan gibiydi.


hep türkce önerdim ama eski istanbul betimlemesi diyince aklim hep bunlara gitti. yoksa mesela, destan demisken, "geceyarisi cocuklari"ni okumus muydunuz?
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.09.26)
emcekare olmadi einstein olsun bari
(02.09.26)
Dinle, Küçük Adam - Wilhelm Reich
Cehenneme Övgü - Gündüz Vassaf
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde
İnsan Olmak - Engin Geçtan
Aynalar -Eduardo Galeano
+1
bahçedekisandal
(02.09.26)
Çok var da ilk aklıma gelen, Emile Ajar/Romain Gray -- Onca Yoksulluk Varken
0
Amaranta ursula
(02.09.26)
orhan pamuktan devam.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.09.26)
Sıcak külleri kaldı
Başucumda Müzik
0
egerbiryolcu
(02.09.26)
Su gibi akıp giden, okuma temponu sana geri verecek, 70'ler Türkiye'sinde geçen bir Vedat Türkali romanı;

(bkz: yeşilçam dedikleri türkiye)
+1
thracia
(02.09.26)
Vedat Türkali’yi çok severim o kitabını okumamıştım listeye ekliyorum.

Dünya klasiklerinin çoğunu ve Çalıkuşu’nu okumuştum diğerlerine bakacağım.
0
🌸ekimoloji
(02.09.26)
amin maalouf kitapları olabilir,
- doğunun limanlari
- semerkant mesela.
0
sinematikcrop
(02.09.26)
Bu kısa kitabı sık sık öneririm:

Ian McEwan - Çocuk Yasası.

Bence bir bakın, oldukça düşündürücü ve sorgulayıcı bir kitaptır.
0
simderun
(03.09.26)
En sira dışı kitaplardan birini onereyim: Göğü Delen Adam

Bir tane daha: Firmin

Ve bir tane daha: Tuareg
0
santimantal
(15.09.26)
(11)

Büyü var mı ? Büyüye inanıyor musunuz? Enerji, Ses Frekans vs

OgutucuRecep
Bizzat şahit olduğunuz bir durum oldu mu? Başkasının değil bizzat sizin yaşadığınız ya da direkt gözlerinizle gördüğünüz bir durum? Frekans, büyü, enerji vs bu durumlarla alakalı görüşleriniz nelerdir?
Bizzat şahit olduğunuz bir durum oldu mu? Başkasının değil bizzat sizin yaşadığınız ya da direkt gözlerinizle gördüğünüz bir durum?

Frekans, büyü, enerji vs bu durumlarla alakalı görüşleriniz nelerdir?
-1
OgutucuRecep
(01.09.26)
Yok
Hayır
Keriz silkeleme/tokatlama.
+8
kizil karga
(01.09.26)
kizil karga +1

mini ek: her inanç gibi başkasının hayatını etkileyecek şekilde, kendini hayatta tutma, direnci gücü bulma amacıyla bir motivasyon sağlayıcısı olarak kullanıldığı müddetçe faydalı görebilirim.
Örnek, büyük sıkıntıları vardır, hayatla barışamıyordur ama bu tip bir inançla hayatta, toplumda kalıyorsa, başkasını etkilemeye çalışmadığı sürece benim için sorun yok.
ama bunu din yayar gibi, bu var, kesin var, var valla diye konuşanları topluma karşı zararlı görüyorum
+3
kisa
(01.09.26)
mana içiyorsam büyü de vardır. kaynak diablo oyun serisi.
+3
omer460
(01.09.26)
He var aq 2026dayiz artık yia

youtu.be
+2
üğpoıuy
(01.09.26)
Şöyle düşünün büyü paraya çevrilebilir bir şey, insanlık tarihi de uzun. Büyü diye bir şey olsa bugün bin çeşit büyü inovasyon konferansı olur, büyünün efektif kullanımıyla alakalı makaleler yazılır, büyünün insanlık onuruna uygun kullanılıp kullanılmadığı ile alakalı kamplaşmalar görülürdü. Büyü kullanım esaslarını regüle eden bir mevzuat ve uluslararası anlaşmalar olurdu. Çünkü büyü kavramının alışılageldik haliyle sağdalığı fayda şaka değil, ciddi bir boyutta olurdu.

Peki bu sayılanlar gibi bir şey var mı? Yok. Ancak hobi olarak böyle bir şeye inanıp bundan haz duymanızın önünde de bir engel yok elbette.
+3
akhenaten
(01.09.26)
Sadece enerji olarak kötü düşünürsen kötü olacağına, kötüyü daha da çekeceğine inanıyorum. Buna inanınca insan bir şekilde kendi kötülüğünü kendi yaratıyor, yapım değil ama iyi düşünmeye zorluyorum kendimi bu yüzden.

Bunu dışında büyü, frekans, dua, enerji, fal hatta burçlar bile yok bende.
0
mutekebbir
(01.09.26)
en clickbait duyurulardan :D
0
kisa
(01.09.26)
bütün muggle'lar dolusmus buraya. demek sihir bakanligimiz iyi calisiyor.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.09.26)
beyler bayanlar burada yorum yapın, başınızdan geçen bir şey varsa anlatın
0
🌸OgutucuRecep
(01.09.26)
Tabii ki var. Her sene dünya kadar insan büyü yaptırıyor.

Var ama işe yarayan bir şey değil. Astroloji gibi, fal gibi, reiki vs. gibi yani. Büyücüler insanları kandırıp paralarını alıyorlar.

İslam'da cezasının ve günahının olmasının sebebi de bu. Çünkü büyü yaptıran insan, kendini en aşağılık seviyeye çekmiş oluyor. İstediğini elde etmek için türlü türlü sapıklık ve kötülük yapmış oluyor.

Genelde istediklerini de elde ediyorlar. Ama büyü "büyülü" bir şekilde işe yaradığı için değil. Bunlar istekleri gerçekleşsin diye insanlara haberleri olmadan adet kanı yahut vahşi hayvanların bilmem nerelerini yedirip içirmeyi, hatta gözleri dönüp masum hayvanları, albino insanları, hatta küçük kız çocuklarını öldürmeyi göze alacak kadar hırslı ve gözleri dönmüş acımasız insanlar olduklarından, yani "istediğimi elde etmek için her yol mübah" kafasında olduklarından, genelde istediklerini de elde ediyorlar. Ama bunda büyünün bir etkisi olmuyor.

Büyü yaptıran bir insan, gözümde dünyanın en aşağılık insanıdır. Büyü yapan ise, eğer bir canlıya direkt/dolaylı zarar vermiyorsa, yolunu bulan bir şarlatandır. Veriyorsa o da yaptıran kadar aşağılık ve yine şarlatandır.

Enerji, frekans vb. sapkınlıklar için de "keriz silkeleme" ve "kendini kandırma" olduklarını düşünüyorum. En azından daha masum sapkınlıklar.
+3
yadigar
(01.09.26)
ortaokul yıllarında aile içinde ciddi sorunlar yaşanıyordu. annem ve babam düşman olmuşlardı. sonra ne oldu bilmiyorum. bir jcb ile geldi babam ve evin önündeki betonu kazmaya başladılar.
sonra bir kağıt bulundu. kime gittiler, kim yönlendirdi ve sonrasında ne yaptılar o muskayı bilmiyorum ama sorun bir süre sonra çözüldü. o evden hemen taşındık.

büyü yapılırken astroloji kullanılır evet ancak astroloji büyü değildir. okült astroloji de ritüeller falan verir vs.

büyünün çok çeşidi var. "ritüel yapıyoruz kızlar" denilen her şey büyü. yaşamın çarkına sokulan her çubuk ya senin yaşam amacını kaydırır ya da hayatının tamamını. intihar etmekle benzer seviyede olabilir astral düzlemde. arafta kalmış ruhlar...

kedileri sevmeyen bir kadın, ki 20 senede 1 ancak birkaç kere görüştüğüm biri. kedi sevmediği için "inşallah giderler" dedi. iki kedi de gitti. kadına verdiğim bir zarar olduğunu düşdünmüyorum. evlerine çağırıp beni doyurdukları çok oldu. eşini kıskanıp yaptıysa da günahı boynuna çünkü eşi ile iş yerinden arkadaştık. bu bir beddua aslında. kadının haritasında ne dua etse olur etkisi var.

bunun bile vebali çok büyük. "keşke x ölse" demek, başlıklar açmak, başlık altında "sol framede adını görünce öldü sandım tüh" demek bile büyü ve büyü yapan için iki mezar kazsınlar denir. kişinin kendisine de döner çünkü ve maalesef 7 nesile de aktarılıyor.

her şeyi düzgün yapıp da işleri asla rast gitmeyenler genelde bu nesilden biri oluyor.
-3
janderzel zartanyan
(01.09.26)
(12)

Soruyu tersten soralım: avrupa da yasamak

mimikikili
Ön şart koyarak...Dombracı tayfanın yorumuna ihtiyacım yok. Onlar israil i protesto için ancak starbucks ta kahve içen çocukları rahatsız ederler.Tembel ve niteliksiz olup uzanamadığı ciğere pis diyenler de muhattabım değil.Kimden cevap bekliyorum...Çalışkan ve donanımlı olup avrupa yerleşen ama ara
Ön şart koyarak...
Dombracı tayfanın yorumuna ihtiyacım yok. Onlar israil i protesto için ancak starbucks ta kahve içen çocukları rahatsız ederler.
Tembel ve niteliksiz olup uzanamadığı ciğere pis diyenler de muhattabım değil.

Kimden cevap bekliyorum...
Çalışkan ve donanımlı olup avrupa yerleşen ama aradığını bulamayanlar.
Ne sizi tatmin etmedi? Para / yaşantı / gönül işleri...

Ya da çalışkan ve donanımlı olup memlekette yaşamayı seçenler. Avrupa gitmekte sizi ne durdurdu?

Peki hadi karşı tez de olsun. Tatmin olanlar da cevaplasın. Çok memnunum hayatta türkiye ye dönmem diyenler. Yaşadıklarınızı anlatın.

Merakla dinliyorum. Hepinize sevgiler...
Dombracılar hariç.
-3
mimikikili
(31.08.26)
En iyi üniversitelerde okuyup üstüne abd'de master yapıp orada işe giren arkadaşlarım var. Aile ilişkileri iyi olanlar yapamıyor, bu kadar uzaktan eksikliği giderilemiyor. Aile ilişkileri iyi olmayan ama aile isteyen de yapamıyor. Daha yüzeysel, maddiyat ile tatmin olabilenler çok başarılı. Genellemek istemem şimdi, orada kalmayı seçen herkes maddiyatçı değil elbette, oranın kültürünü benimsemiş ve orada aile ve arkadaş ortamı olmuş insan mutludur.

Ülke farkı da var. Ronald Reagan ne demiş:

"You can go to live in France, but you cannot become a Frenchman. You can go to live in Germany or Turkey or Japan, but you cannot become a German, a Turk, or a Japanese. But anyone, from any corner of the Earth, can come to live in America and become an American."

Amerika'da kültüre adapte olmak, melting pot içinde kavrulmak daha mümkün ama kahrolası ab'de her ülke neredeyse ırkçı, burada utanarak genelleme yapacağım, maalesef.

Ben vatanımı seviyorum. İnsanımı seviyorum. Ailemi, özellikle kardeşlerimi çok seviyorum. İstediğim zaman arabaya atlayıp görebileceğim kadar yakında (6 saat en fazla) olmak isterim. Almanya, İngiltere ve Körfez ülkelerine yerleşme fırsatım oldu, çok düşündüm, gidip kısa süreli yaşadım ve çalıştım ama azalan verimler geçerli, ötv'siz telefon almak güzel de parayı ne yapacaksın aile yoksa. Umudum hala tükenmedi. Seçimlerde İstanbul'da ücra yerlerde görev yaptım, çevremi ve geniş ailemi ikna etmeye çalıştım, beyaz yakalı olarak yapabileceğimi yaptım ve seçimle çeviremedik yönümüzü batıya. Hayatımı sırf bu yüzden kökten değiştirip gurbete gitmek istemem. Zaten beş on sene sonra kimsenin işi olmayacak ai nedeniyle. Bu kadar olumsuz ortama rağmen varlık edinebildim. Toprak alıp işlerim, hayvancılık yaparım. Çocuk da istemiyorum. Tüm tersanelerine gericiler girerse de benlik bir şey yok. Toplum bunu istiyorsa, yaşayarak görecek.
-2
gabe h coud
(31.08.26)
yurtdisindayim, simdilik donmuyoruz ama aklimizin bir kenarinda var, ya da belki baska ulkelere gitme ihtimalimiz olabilir. aradigini bulamamak degil benim ama bulduklarim kalmak icin yeterli mi emin degilim. 3 sebep var geri donmeyi dusunduren; aile - arkadaslar vs, hava, yemekler. onun disinda aradiklarimi buldum aslinda, ama bunlarin eksikligi kotu etkiliyor. 3 ayda 1 falan gelip gidiyoruz birkac haftaligina, bu da simdilik idare ediyor ama ozellikle gunes gormemek ve anne babamin yaslanmasi geri donmeyi de dusunduruyor.

not: giderken donmek isteyecegimi hic dusunmezdim, donenlere de gerizekali derdim, ama simdi anliyorum, gerizekali benmisim. ha gittigime pisman degilim, donmeme ihtimalim de var, ama turkiye'de de yurtdisinda da gercekten mutlu ve kafam rahat olamaz, onu anladim. belki ileride olur, ama simdilik durum boyle.
0
lemmiwinks
(31.08.26)
Soruna bu kadar kibirli değil de sağ köşeden bakalım :
Senin o kahvecide siyonist aleyhine yaptığın bir şey , bir ifaden var mı ?

ABD gibi bir yerde bile "şu an" bazı siyasilerinin seçilmek için siyonizm aleyhtarı söylemleri var. Sanırım biri de belediye başkan adayıydı. Son 3 yılda siyonist karşıtlığı ABD de arttı.
Netenyahu bile sadece Trump ile görüşmeye mi gidiyor sanıyorsun ?
Asıl maksatlardan biri de orada influencer denen sosyal medya yayıncılarından kimilerine para karşılığı (harcanacak toplam meblağ 700 milyon dolar civarında diye hatırlıyorum) siyonist uşaklığı yaptırmak, topluma siyonist sevgisi aşılayan içerikler oluşturtmak .

Soruna cevap değil bunlar. O nedenle çok önemseme .
-6
diyecevaplandı
(31.08.26)
Avrupa'da yaşayıp memnun olmayan arkadaşım yok çünkü alayı donanımlı mühendisler. zorlu süreçlerden geçenler var ama şu an keyifleri yerinde, topluma adapte oldular, gelir düzeyleri ortalamanın üzerinde.

Aradığını bulamayanların büyük kısmı gittiği gibi baba bir iş bulup o dakika itibariyle refaha kavuşacağını düşünenler ve yetkinliği olmayanlar.

Rağbet görmeyen bir meslekle boş hayaller kurarak gidenler üzülür.
-5
kimlanbu
(31.08.26)
18 yasima girmeme birkac ay vardi tasindigimda. üniversite okumak icin geldim. önce avusturya'da üniversiteyi bitirdim, iki üc sene calistim, sonra ingiltere'de master yaptim ve avusturya'ya geri döndüm. avusturya'ya geri dönmemdeki en büyük etken alismis olmamdi. avusturya vatandasligini falan o asamada zaten almistim ama arkadas cevrem buradaydi, sevdigim seyler buradaydi, vatandasi olarak avusturya'nin tadini cikarmak istedim vs. yani kendimi ingiltere'de hayat kurabilirim gibi hissedemedim. avusturya'ya aidiyet duygum oldugunu ve buranin aslinda evim oldugunu pasaportu alinca degil, ingiltere'den dönmeye karar verince anladim. ilginc bicimde avusturya'ya ilk tasindigimda türkiye'ye dönme ihtiyaci hissetmemistim. bunun yasla alakali oldugunu düsünüyorum. avusturya'ya ilk tasinirken 18 yasindaydim, kemiklesmis aliskanliklarim yoktu, hayati tanimiyordum, ev nasil tutulur, banka hesabi nasil acilir, yetiskin olarak sosyal normlar nasil olmali bilmiyordum, o sebeple avusturya'da bana ne sunulursa sorgusuz sualsiz kabul ediyordum; avusturya'ya ikinci tasinisimda 28 yasindaydim ve hayati ögrenmistim, yeni bir yere gittigimde, yeni bir kültürle karsilastigimda kiyasladigim, baz aldigim temel avusturya'ydi.

dönünce esimle tanisip evlendim. belki bir türkle evlenmis olsaydim farkli olurdu ama su an bir yanim hep burada. bazisi, ev aldik ondan ait hissediyorum, diyor mesela ama bu sebep bana cok sallantili geliyor. biz de ev aldik ama olay kurulu düzenimiz var meselesi degil, cünkü mal mülk istenirse satilir ama 35 yasindan sonra yeni arkadasliklar kurmak, esimi alip türkiye'ye getirmek, onun ailesini geride birakmak, onun dil bariyerini asmasi, türkiye'nin uzaktan izledigim son 18 senesine dahil olmak falan mümkün degil. o kadar materyalist degil yani sorun. en basitinden artik türkiye icin oy bile veremiyorum ve söz hakkimin olmadigi bir ülkede yasamak istemiyorum. eksi sözlük ve eksi duyuru da olmasa türkce konusup yazabilecegim ortam olmayacak, günde 10 dk annem babamla sohbetlerim haric.

ekonomik durum meselesi de benim durumumda insanlari ters köse yapiyor genelde. ben türkiye'de hic calismadim ama ekonomik zorluk yasayan bir aileden de gelmiyorum. ne bileyim, her sene yurtdisi tatilleri, kayak tatilleri, iki kardes olarak özel okulda okumamiz, istedigimiz her seyin gercekten önümüze serilmesi falan cok normaldi ben büyürken. disneyland'e gitmek istiyordum, sak diye götürüyorlardi. yani, türkiye'de ekonomik dardaydim, avrupa'da rahat ettim, diye bir durumum da yok. en basitinden avusturya'ya okumaya geldigimde senelerce tüm parami babam verdi. yani belli bir ekonomik standartin baya bir üstündeydik ama türkiye'de yasamayi cocukken de sevmiyordum.

erkek kardesim yakin zamanda ispanya'ya tasindi. simdi amacimiz annemi ve babami yanimiza getirmek. yatirimimizi senelerdir buna uygun olarak yaptik, onlara ev alma islemleri vs. halloldu, istenen gelir düzeyinin üstüne rahat cikiyorlar. basvuru da tamamlaninca olay cözülecek. yazlari türkiye'de yazlikta, kislari burada bizimle gecirecekler. isterlerse vize derdi olmadan kardesimin yanina gidecekler. allah esirgesin bir sey olsa ben yanlarinda olacagim.

iki kuzenim var halamin kizlari, sirasiyla freiburg ve basel'de yasiyorlar, halamlar da oraya tasinmaya hazirlaniyor. amcam avustralya'da. halamlarin basel'e tasinmasi babamlar icin de iyi olacak. kendi kök ailem de yanima gelince ve halamlar isvicre'ye tasininca türkiye'de kimsem kalmamis olacak. tüm arkadaslarim baska baska yerlerde, bazisi seattle'da, bazisi göteborg'da, bazisi utrecht'te, bazisi bath'da.
böyle yani. hayat gercekten benim ailemi de, arkadas cevremi de dört bir köseye dagitti.

giderken 18 yasima henüz basmamistim, hayatin beni buralara getirecegini sahiden bilmiyordum ama aklimda tek bir sey vardi, geri dönmemek üzere gidiyorum, demistim. simdi anliyorum ki o zaman cocukluktan öyle diyormusum ama bugün bakinca da yetiskin halimle dönmem icin bir sebep de kalmadigini ve dönsem de yabanci olacagimi biliyorum.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(31.08.26)
toplanıp asml'e gidenler benden az maaş alıyor, benden kötü yemekler yiyor, benden küçük evlerde yaşıyorlar.

tabii ki türkiyenin boktan bir ülke olduğu gerçeği var, ama belli bir ekonomik standardın üstünde olunca (aslında orta üst sınıf), tr yaşanabilir bir ülke.

haber izlemesem, kişiliğim apolitik olmaya elverse çok mutlu yaşarım bu ülkede.
+3
aguen
(31.08.26)
işim gereği özellikle avrupa'ya kariyerimin başından beri çok sayıda ve sıklıkla seyahat ettim. ilk başlarda keşke buralara taşınsam dedim yalan yok. ama zaman geçirdikçe ve avrupa'nın olumsuz taraflarını gördükçe istanbul'da yaşama olan bağım daha da güçlendi. tabi gelir seviyemi beklentilerim dahilinde (uçmadık ama eh yani) artırabildiğim için de böyle hissediyor olabilirim. arkadaşlarımdan çok giden oldu hepsinde aynı burukluğu görebiliyorum. benim nedenlerime gelecek olursak:

halen burada arkadaşlarım var, kardeşimle 15 dakika yürüme mesafesinde oturuyoruz. annem babam başka şehirde olmasına rağmen atlayıp geliyorlar ya da ben istediğimde görebiliyorum. her işimi istediğim gibi halletirebiliyorum. bir telefonla buluşup derin derin sohbet edebileceğim yakın arkadaşlarım var. çok çok yakın dostlarım var. iş ve network anlamında bir problem çekmiyorum. avrupa'ya yerleşsem - ki bir iş çevrem de var sayılır- bunlar olmaz. istanbul'un havası gayet güzel, çok trafik güzergahında yaşamıyorum. sahile marinaya yürüyebiliyorum. yazımı istanbul'da güzel geçirebiliyorum. her özel sağlık sigortalı gibi iyi bir sağlık hizmeti alabiliyorum. gönlümce güzel yemek bulabiliyorum, müdavimcilik yapabildiğim mekanlarım var. tuttuğum takım burada. yelkene meraklıyım, ister burada, ister güneyde zaman ayarladığımda harika günler geçiriyorum. kafam attığında haftasonluğuna basıp aşağılara inebiliyorum. vizem var, istediğimde avrupa'ya gidiyorum. ayrıca avrupa'nın belirli ülkelerine gitmekten zaten hoşlanmıyorum bile. almanya'ya, belçika'ya hatta belki hollanda'ya, çekya'ya adım atmasam da olur, bir olayı yok bence. buralarda yaşamak da istemem. havası kötü, hayat depresif, insanlar soğuk, hatta bence bazı yerler pis, sağlık sistemi, servis sektörü kötü. ama ispanya, italya'yı yani akdeniz ve adriyatik kıyılarını seviyorum. ülkemizde problem yok mu tabii ki var, siyaset, eğitim, adalet vs. ama bunları bilerek elimden geldiğince sisteme uygun giderek burada yaşamak beni çok daha mutlu hissetiriyor. sonuçta avrupa da çiçek bahçeşi vaat etmiyor, rezalet bir bürokrasi var. aidiyet güzel bir olay ve ben bunu ülkeme ve istanbul'a duyuyorum.
0
awlmi
(31.08.26)
17 yaşımda dil bilmeden oralarda üni kazanıp hayat kurmaya diye gittim ancak o yaş için dil bilmeden olmayacağını anlayıp geri döndüm. şu an 40'lı yaşlarımda evli ve 1 çocuk babasıyım. eşimde zamanında zorlasa gidebilirdik ancak o cesareti bulup gidemedik. bu yaşa kadar hayıflandık durduk, gitsek oralarda yapabilir miyiz diye? bizi kabul etmeyen gruplarla zorlanır mıyız? diye.
halen ülkemizde orta sınıfken bile kendimizi bazı ortamlarda yabancı hissediyoruz. evet ülkemizin insanı gerçekten bilinçsiz, bencil, adamcılık diz boyu vb.... gidip bu ülkenin kahrını çekmemek var, ama anadan babadan kardeşten uzak kalıp onun suçluluğunu yaşamak istemedik. kolayını seçti. buna ruhende hazır olmak lazım. evet içimizde bir avrupa şehrinde yaşamak oralı olmak uktesi kaldı. oralara gidip bir alman gibi bir fransız gibi yaşamayacak olmak ve 2. sınıf vatandaş olmak bizi zorlardı.
0
mikahakkinen
(31.08.26)
Ben gittim.

6 yil oldu cok mutluyum. Emeklilikte dönerim. O da deniz icin.

Okuldayken abdye gitmeyi planliyordum aslinda. Bi hocamla konustum. Abdye giden herkes geri dönüyor dedi. Saat farki mesafe cok izole oluyorsun. Avrupaya giden daha zor dönüyor dedi. Cok hakliymis.

Almanyada dönerim künefem her sey var. Buranin türkü de ayri bir kendine özgü ayri bir güzelligi var. Memleketim antalyaya her gün bircok direkt ucus var.

Trde kalsam ne su ana kadar biriktirdigim parayi (~200k€) ne de tatillerimi yapabilirdim. En güzel cafeler restoranlar benim yasadigim sehirde. Bos zamanim var. 9da ise baslayip 2de cikabilirim. Kimseye aciklama yapmak zorunda degilim. Pasaportumu da alsam benden keyiflisi yok.

Su an hamileyim ve cocuk olunca 1 yil parali izne cikacagim. Parasiz 3 yila kadar cikabilirim.

Bunlar benim deneyimim. Mtv izlemeye basladigimdan beri büyüyünce hep yurt disinda yasamak istiyordum. Seyahat etmek dil ögrenmek en sevdigim sey. Emeklilikte de dil kursuna oraya buraya gezmek isterim ben. Tr bana kesinlikle uygun degil. Baska biri de yurt disiyla ilgili aynisini düsünüyordur valla haklisin derim. Herkes kendine göre.
0
Purple life
(31.08.26)
İngilteredeyiz. Eşim Türkiye'deki işini arıyor (daha kurumsal daha büyük yerlerde çalışmıştı. Burada çalıştığı 2 yer de daha rahat ama daha az kurumsal yerler. Türkiye'deki işkolikliği ve iş arkadaşlığını arıyor :)

Ben de vize olaylarından sıkıldım(bir şirkete bağlıyım ve süresiz oturum olmadan internetten para bile kazanamıyorum, başka iş yapamıyorum), 5 yılda süresiz oturma izni alabileceğiz diye geldik 10-15 yıla çıkma tehlikesi var ve öyle olursa döneriz. Ama ben buradaki kafa rahatlığını çok seviyorum (Brighton'dayız, Londra değil) dönsek İstanbul'a dönmek istemem, ama iş için mecbur da kalabiliriz.

Aileler yaşlanıyor, sağlık sıkıntıları oluyor ve eşim yanlarında olmak istiyor. Benimkilere olsa ben de yanlarında olmak isterim.

Çocuk yapacaksak birkaç yıla yaptık yaptık (yaş sebebiyle), ama nerede kalıcı olacağımız ve dünyanın nereye gideceği belli değil. Kimi için Türkiye hala daha net bilindik kapı.(+aile desteği) İngilterenin gençleri de fena bu arada. Çocuğu liseye geçerken Türkiye'ye dönen bi çiftle tanışmıştık, yani bu konularda da "kafan şurada daha rahat" işi bitti galiba. AB ülkeleri nasıl emin değilim ama oralarda da sağcılığın ve ırkçılığın yükseldiğini görebiliyorum.

Yani covid sonrası dönem dünyanın da boka battığı bi dönem oldu ve her yer yokuş aşağı gidiyor sanırım. Tabii Türkiyeye dönme fikri benim içimi sıkıştırıyor istemiyorum. Ama 5-10 yıla gerçekten 3.Dünya Savaşı falan görürsek (illa silahlı olmasına gerek yok, sistemlerin çökmesi, işlerin bitmesi herkesin işsiz kalması vs) bu durumda Türkiye'de ailem ve dostlarımla olmak isterim sanırım.

edit: mesela üstteki arkadaş doğum izni vs. bişeyler demiş, İngiltere'de onlar yok mesela. Vatandaşı değilsen (veya süresiz oturma izni) neredeyse hiçbir şey yok, vatandaşına bile öyle Fransadaki Almanyadaki gibi işsizlik maaşı doğum izni/maaşı vs yok. Bu konularda ABD'ye daha yakın. Ha ama yine de İngilizlerin arasında yaşamayı tercih ederim. Buradaki genel kibarlık ve kafa rahatlığı beni mutlu ediyor, göçmenlere de çok alışıklar (özellikle Brighton ve Londra çevresinden bahsediyorum tabii)
0
nhk ni youkosu
(31.08.26)
kuzey amerika icin:
lezzet yok lezzet. yemeklerde yok, insan iliskilerinde yok, isyerinde yok.
hersey robotlasmis. insanlar rolu neyse onu oynuyor sadece. tiyatro.
evler de dekor. kocaman 300-400m2 evler, $ato gibi.
icine giriyorsun bos. icerde esya yok, duvarda resim falan yok. kucuk yemek masasi, zira giden gelen yok. mutfak tertemiz, cunku kullanilmiyor, surekli disarda yeniyor.
+1
cooperr
(31.08.26)
Yaklaşık 3 yıldır yurt dışındayız eşimle. Umduğumu bulamadım diyemem. Çünkü büyük beklentiler içinde gelmiş ya da Türkiye'deki hayatımdan memnuniyetsiz bir halde değildim. Memnunum çünkü yurt dışına "kaçmak" isteyen birçok kişinin beklentileriyle benim beklentilerim hiç örtüşmüyordu zaten. Yani örneğin "Almanya'ya yerleşmek istiyorum, bulaşıkçılık bile yaparım" tayfaya asla anlam veremedim. Çünkü Türkiye'de bulaşıkçılık yaparak yaşamaktan memnun olmayacak biri bunu Almanya'da asla yapamaz. Çünkü Avrupa'da yaşamanın avantajları olduğu kadar zorlukları da fazla.

Genel olarak çoğu kişi bahsetmiş zaten bürokrasi, sağlık sektörü vs. gibi şeylerden. Tekrar etmeye gerek yok. Ben önce yurt dışına yerleşme öncesi/sonrası ile ilgili biraz bahsedeyim. Öncesinde İstanbul'da Kozyatağı'nda yaşıyordum (evli değildim) ve Mercedes'te ortalamanın üstünde bir maaşla çalışıyordum (bunu da artistlik olsun diye söylemiyorum; Mercedes'ten iş teklifi aldığımda önceki çalıştığım yine büyük kurumsal şirketten aldığım maaşın %60 fazlasını aldım ve önceki yöneticim bana teklifteki maaşın kendi maaşından yüksek olduğunu söylemişti, hatta Mercedes'te çalışan arkadaşlar da var, onlar da ortalamanın üstünde olduğunu söylemişti, neyse.)

Taşındıktan sonra benzer ölçekte (hatta büyüklük sıralamasında daha üstte) bir şirkette işe başladım. Yani bu iş için geldik eşimle (tam taşınırken evlendik). Buradaki gelirim Türkiye'ye göre daha düşük. Ev kiraları da hayvan gibi yüksek (Avrupa'nın en pahalı 3 şehrinden biri diye istatistik gördüm geçenlerde). Haliyle gelir/gider dengesi bakımından geriye gitmiş olduk. Ancak İstanbul'un kaosu (ki İstanbul'u çok severim), o trafik, ekonomik dengesizlik, politik olaylar (bundan da tam kurtulamadık sonuçta takip ediyoruz hala), deprem riski ve en önemlisi güvenlik bakımından şu an Türkiye'de yaşamayı cazip görmüyorum. Eşim Türkiye'de yaşama sıcak bakıyor. Hadi dönelim desem koşarak döner yani. Çünkü aile bağları çok güçlü ve kendisi biraz apolitik. Ama şu an dönmek gibi bir çabamız ya da planımız yok.

Açıkçası şahsen burada kalmaya isteğine sıkı sıkı bağlanmış değilim. Ama halimden/halimizden memnunum. Daha iyi şartlar için ileride bir değişiklik yapmak isteyebiliriz (belki başka ülke ya da şehirden biraz uzak müstakil ev vs.). Ama şu aşamada Türkiye'ye dönme ihtimalimiz %0 (eşime sorsam %90 der :D).

Neyse, çok uzattım. Özetle "aradığımızı bulamadık" hiç demem ama "oo harika burakar müthüş" de demem. Türkiye'ye kıyasla avantajları ve dezavantajları var buradaki hayatın. Hepsini teraziye koyduğumuzda burası ağır bastığı için şu an buradayız.

edit: Son olarak şunu da ekleyeyim: Eğer Türkiye'de orta ya da ileri kalite bir yaşamınız varsa Avrupa'ya yerleşmek yaşam kalitesini asla marjinal olarak değiştirmez. Benzer ya da belki biraz daha iyi yaşam şartlarınız olur. Ama atıyorum gece gündüz mesai ücreti almadan çalışıyorsunuzdur, iş/özel yaşam dengesi tamamen işe odaklıysa ve kalan zamandan hiçbir şey anlamıyorsanız o zaman işler çok değişir. Her gün 3-4 saatiniz ev ile iş arasındaki yola gidiyorsa işler çok değişir. Çünkü genel olarak Avrupa'da iş/yaşam dengesine çok önem veriliyor. Benim zorunlu mesaim haftalık 40 saat mesela, kaçta başlayıp kaçta bitireceğimi ben belirliyorum. Öğlen 14:00'ten sonra işi bırakıp dışarı çıkabilyorum. Ama mesela Türkiye'deki çalışma hayatı da benim için 180° farklı değildi. 1/2 gün ofise gidiyordum, rahattım. Öyle olmasaydım bu cevabın tamamı "benim canım Avrupa'm" minvalinde de olabilirdi.
+1
himmet dayi
(31.08.26)
(3)

Bu ne mantarı?

a perfect lie
Salondaki kaç yıllık cicegimde bunlar büyümüş. Sevmediğim gibi çok da korkarım mantardan. Saksıyı hemen balkona çıkardım. Yarın eldivenle söküp mantarı posetleyip atacagim balkonu yikiyacagim da bu nedir ki? Cicegimi atmam gerekmez di mi? Çiçek Ficus lyrata.https://resmim.net/i/1000032825.EQcRRQ
Salondaki kaç yıllık cicegimde bunlar büyümüş. Sevmediğim gibi çok da korkarım mantardan. Saksıyı hemen balkona çıkardım. Yarın eldivenle söküp mantarı posetleyip atacagim balkonu yikiyacagim da bu nedir ki? Cicegimi atmam gerekmez di mi?

Çiçek Ficus lyrata.

resmim.net
0
a perfect lie
(30.08.26)
sadece fotodan emin olamamakla beraber, esim ilac gelistirmede aflatoksinlerle calisiyor. bir iki mantari bana göstermisti, bence suna benziyor. 123pilzsuche.de
eger buysa baya zehirli bir mantar.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.08.26)
Merhaba, bazen benim bitkilerimin toprağında da mantar büyüyor. Çöp sisle alıp atiyorum. Fazla sulamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Bence bitkinizi atmayın gerek yok.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(30.08.26)
toprağı değiştirin.
neem yağı öneriyorlar ancak denemedim.
0
janderzel zartanyan
(01.09.26)
(16)

Kibris’ta batan gemi faciasiyla gibi durumlarla alaki

titanic kemancısı
Anladığım kadarıyla bazı kişiler geminin içine sıkışmış maalesef. Hiç açık böyle dalgalı denizde yüzme gibi bir tecrübem olmadı merak ettiğim şey; yüzme bilip can yeleği olmayan da suya girdiği anda boğulma riski oluyor mu böyle bir durumda? Kurtulanların bazıları tekne dibe çekmesin diye erken suya
Anladığım kadarıyla bazı kişiler geminin içine sıkışmış maalesef. Hiç açık böyle dalgalı denizde yüzme gibi bir tecrübem olmadı merak ettiğim şey; yüzme bilip can yeleği olmayan da suya girdiği anda boğulma riski oluyor mu böyle bir durumda? Kurtulanların bazıları tekne dibe çekmesin diye erken suya atladığını da söylüyor can yeleği yoksa ve yüzme biliniyorsa dalgada yine boğulma ihtimali oluyor mu? Çok üzüldüm hala yakınlarını bulamayanlar var bir yandan da merak ediyorum böyle korkunç bir senaryoda ne yapmak lazım?
0
titanic kemancısı
(30.08.26)
yüzmeyi iyi bilmiyorsa kendini yorar ve sonra batmaya, su yutmaya başlar. ama yüzme iyi bilen birisi böyle sıcak havada travma falan geçirmediyse yardım gelene kadar boğulmaz.
+1
malheiros
(30.08.26)
Twitter'da şöyle bir şey okudum, açık havaya çıkmadan yelegi sisirmemek gerekiyormuş, ters dönme gibi durumlarda sanırım sikisabiliyormussun. Panikle yoğunluklu insanların koştuğu tarafın tersine hareket etmek gerekliymiş gibi şeyler yazıyordu.

Çok korkunç olay.
+1
a perfect lie
(30.08.26)
Uzman değilim, sorunuza cevaben yüzme bilen kişi açısından görüşümü söyleyeyim. Bence temel mesele suda sakin kalmak, panik yapmamak ve kendini yormamak. Suda en az eforla nefes alma yöntemi, sırt üstüdür diye düşünüyorum. Benzer bir durumda kıyı yakın değilse sırt üstü yatar beklerdim. Deniz istediği kadar dalgalı olsun, yüzme bilen kişi burnuna gelecek suyu yutmamayı bilir (nargile yöntemi deniyordu sanırım, yıllar evvel gittiğim kursta o şekilde öğrenmiştim).
+1
yap desem yapmazsin he
(30.08.26)
tahliye teknesinin ipini kesmemişler indirememişler indirince de teknenin altına sıkışmış (tekne katamaran gövdede boşluk var o sırada 7-8 kişi orada sıkışarak ölmüş)
kalanlar denize atlıyor zaten yardım geldiğinde tekne batmamış gözüküyordu videolardan
+1
croswell
(31.08.26)
Dalga var, dalga var. Koca kargo gemilerini alabora ediyorlar bazen, insanın ne gibi bir şansı olabilir. Youtube'da bir kanal takip ediyorum birkaç aydır, denizdeki dalgaları ve riskleri anlatıyor. Açık denizi bırakın, bildiğiniz sahil şeridinde bile en baba yüzücünün bile başedemeyeceği dalgalar oluyor. Ayak bileğine bile gelmeyen suda boğulabilirsin.
Birkaç hafta önce Kaliforniya'dan bu video baya popi oldu: youtu.be
Akdeniz açık deniz. İskenderun'u, Mersin'i kışın bilenler dalgalarının şakaya gelmeyeceğini bilir. Belki direkt kıyas olmaz ama Kuzey Denizi videolarına bakabilirsiniz. Dalgalar denizin ortasında içe kırılıyor.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(31.08.26)
tam da bu benim aklima geldi bu kazadan aslinda sonra. hatta cevaplardan biri gibi ben de ne var aq sirtustu yatar hatta nap basarim, kurtarilmayi beklerim diye dusundum ama bu kadar kisi oldugune gore bu kadar kolay olmasa gerek diye dusundum. sonucta insanlarin cogu yuzme biliyor.
+2
baldur2
(31.08.26)
ben iyi yüzme bildiğimi düşünüyorum, meslek olarak denizcilik de yaptım bi ara, açıkdenizde de girdiğim çok oldu.

panik faktörü çok önemli, denizde normal bir insan kafasını kaldırsa su üstünde kalabilir. tabi bu üzerindeki giysilerin durumuna ne kadar su çektiğine de bağlı olabilir.

yüzmeye çalışmak yorucudur bir noktada kesilirsiniz ama su üstünde kalmak için kafanızı yukarda tutmak veya ellerinizi kollarınız açmak yeterli geliyor. en azından çoğu insan için.

izlemedim ama izlediğim kadarıyla ayaklarında kesikler olan insanlar varmış cam kırıklarından dolayı, ve gemiden mazot akmış, deniz suyunun üstünü örtmüş herşeye yapışmış ve kaygan hale getirmiş, bir baba 6 yaşındaki çocuğumu tutamadım dedi. çünkü her yerine mazot bulaşmıştı çok kaygandı dedi. o durumda bir panik oluştuysa itişme kakışma, ezilme, belki bayılan insanlar oldu korkudan, belki dediğiniz gibi alt katlarda tuvalette falan kaldı, bunun yaşlısı var, hastası var, engellisi var. çıkamamış olanlar da olabilir tabii.

panik faktörü varsa herşey olabilir. videolarda arayın, 1 metreye varmayan suda boğulacak gibi olan insanlar bile var panik yüzünden. hani o kadar paniklemiş ki ayaklarını yeğe değdirse vücudunun üst kısmı su üstünde kalacak ama panikten çırpınarak boğuluyor.

yüzme bilmeyen insan paniklemişse çok daha tehlikeli, yanında birisi varsa direkt onun üstüne çıkıp sarılıyor, su altında kalıyor diğer insan ve kurtulamazsa boğuluyor. bu da olmuş olabilir.
+2
omer460
(31.08.26)
Bu tip kazalarda panik yapmama imkanı yok.

Yani ne kadar iyi yüzerseniz yüzün, fırtınalı deniz, beklenmedik bir kaza durumu kontrolü kaybetmeye neden olabilir. Her gün alabora olan bir gemiden kaçmıyorsunuz sonuçta.

Tabii açık denizde hele bir de kötü havada dalgaların sizi sürükleme ihtimali de yüksek. Dakikalar içinde kaza mahalinden çok uzaklara sürükleyebilir dalgalar.

Burada işte gemi personelinin kontrolü mümkün olduğunca ele alması lazım.

Herkesi görev yerlerine geçmesi, yolcuları kontrollü bir şekilde ilerletmesi, can yeleklerini giydirmesi, filika ve botları suya indirmesi ve yolcuları oraya aktarması gerekiyor.

Zaten bunun için gemilerde, uçaklarda vb sürekli tatbikatlar yapılır. Hangi personelin ne görevi olduğu bellidir.

Ama birçok insan bu tatbikatları ciddiye almıyor. Bizim insanımız bu tip kaza anlarında soğukkanlı değil panikle hareket ediyor. Herkes bir ağızdan bağırıyor, kimin ne yaptığı belli değil.

Çok üzücü bir kaza ve çok ders alınacak konu var. Ama alınacağını sanmıyorum.
+1
anten
(31.08.26)
Gemi içinden görüntü geldi X te dolaşıyorkapının ordaki koridorda kapı kapalı olduğu için gemi yan yatınca altta sıkışıp ezilenler var, en alttan en üst tavan kısmına doğru tırmanmaya çalışanlar çok ciddi efor sarf ettiklerini anlatıyorlar. Muhtemelen en yaşlı, kadın, çocuk vs olanlar imkansız çıkamamıştır ordan tahliyeleri erken olsa muhtemelen herkes kurtulacaktı.
0
🌸titanic kemancısı
(31.08.26)
20 sene önce bursa - istanbul feribotunda (arabalı olan değil) armutlu-bozburun civarında dalgalar sebebiyle sağlam sarsıntı oldu gemide ve saniyeler içinde panik dalgası başladı. sesli kelime-i şahadet getirenler, kusanlar, kaptan kabinini tekmeleyenler vs... o sırada kaptan anons yaptı "sakin olun sorun yok" diye... ardından iri bağırdı yalan söylüyor batıyoruz diye. bunun üstüne can yeleği savaşı başladı... insanlar birbirlerini boğazlıyordu nerdeyse.

O gün bu gündür kışın feribotlara binmiyorum.
+2
renegade
(31.08.26)
Koskoca gemi battı, derinliği düşünemiyorum! Yüzme bildiğim halde orada olsam panikten, korkudan neler yaşardım düşünemiyorum. İnsanlar tutunmaya çalışırken küçücük çocuğun cesedi suda=( tek suçlu kaptan ve personel. Su aldığı an insanları dengeleyebilirlerdi zaman kazanmak açısından. Herkes bir tarafa gidince iyice battı muhtemelen.
0
mslny
(31.08.26)
bu tarz kazalar yasanmasi icin coklu hata lazim, yoksa kolay kolay bogulma olmaz.
yani:
hem gemi bitik olacak
hem kaptan, hem murettebat egitimsiz olacak
hem kurtarma ekipmani yetersiz, arizali vs olacak
hem de hava sartlari kotu olacak

tahminen bunlarin hepsi gecerli, tipik ortadogu case study.
her isimiz "bir is nasil yapilmamali" isimli kitaba girer.
olmek konusunda bizim kadar mahir bir baska millet var mi bilmiyorum.
+1
cooperr
(31.08.26)
@Cooper, gemi su alıyor karaya 20 km mesafedeler, kaptana yolcular söylüyor su alıyor gemi geri dön diye, karışmayın diyor devam ediyor. kaptanın adı gemi personel listesinde değil yolcu listesinde, kaptan kaptan değil, kaptanın kaptanlık evrakı falan yok yani. bir de gemi batarken personel açılın açılın diyerek gemiden ilk önce atlayıp kaçıyor. yani söylediğin herşey mevcut.
+1
omer460
(31.08.26)
@omer460
ya iste coklu hata sart, yoksa modern arac gerecleri kolay kolay kaza kirima sokamazsin. arabadan ucaga hepsi ayni, bu da sonucta aslinda modern kucuk bir gemi.

gecen gun yuruyen merdivenlerle ilgili birseyler okuyordum da, 15-20 tane ayri ayri guvenlik ozelligi var, ve bunlarin hepsi birer kaza sonucu gelistirilmis. yani muhendisler surekli delikleri kapatiyor, salakca seyler yapsan bile sistem olmene izin vermemek uzere kuruluyor.

kaptani yolcu listesine yazarak kurallari ihlal etmek, eli yuzu duzgun ulkelerde insanlarin aklina bile gelmez, cunku adamlarin hayalgucu o kadar genis degil. bizim aklimiz sadece ve sadece kurnazliga calisiyor.

bu kuralsizlik nasil duzelecek, yani butun sistemler cokmus ise nerden baslamak lazim, harbiden merak ediyorum. belkide hicbirsey hicbirzaman duzelmeyecek ve bu sekilde yok olup gidecegiz.

bu akkuyu falan, ben ordan birseyler bekliyorum ya. birisi damadini falan sokar iceri, o da hepimizi havaya ucurur bence. hidrotermikte ayni verimi alman imkansiz, komurle dogalgazla da olmaz o is ama nukleer kokumuzu kurutur. hayirlisi artik.
+2
cooperr
(01.09.26)
böyle bir senaryo eğer kışın gerçekleşirse hipotermi olasılığı yüksek. o yüzden titanik'teki gibi bir ahşap üstüne çıkmak en güvenilir yol olur ama o ahşabı nereden bulabilirsiniz bilemem. deniz suyunu filtre ederek içme yöntemi var ama güneş, plastik ve kaplar lazım vs.

yüzme bilenlerin rip akıntılarında daha çok boğulduğunu duydum. aşırı özgüven her zaman trajediyi doğurur. o yüzden mümkün olduğunca sakin kalıp, yeleği giyip varsa filikalara binmek.

yoksa evet sırt üstü yatarak beklemek ancak ıslak kıyafetler, çanta vb ağırlık yapıp dibe çekeceği için çanta ve ayakkabılar ilk olmak üzere kıyafetleri çıkarmak gerekiyor.

bir de kurtarmaya geleni de boğma riski olduğu için nereye tutunsam diye hınca hınç saldırmamak lazım. duba gibi kafasına sarılıp batırılan kurtarıcılar çok maalesef.

pan-ik öldürücü ve bulaşıcıdır. tatbikatların sebebi de özünde paniği önlemektir. o yüzden öncelikle derin nefesler alıp sakince ilerlemek gerekiyor. ilk atlayanlar genelde ölenler olur eğer bildikleri bir şey yoksa.
0
janderzel zartanyan
(01.09.26)
silivri'de 2 gemi çarpışmış 10 kişi kayıpmış. bir gemiyle irtibat kurulamıyormuş.
0
omer460
(02.09.26)
(4)

Kurşun kalem önerisi

mutekebbir
Çalışırken not almak için kurşun kalem önerisi istiyorum;Sadece düz beyaz kağıda değil saman kâğıdına, renkli bloknotlara yazarken de düzgün yazsın istiyorum. Bir de silince iz bırakmasın istiyorum hatta kalemle birlikte silgi önerisi de gelirse harika olur. Teşekkürler.
Çalışırken not almak için kurşun kalem önerisi istiyorum;
Sadece düz beyaz kağıda değil saman kâğıdına, renkli bloknotlara yazarken de düzgün yazsın istiyorum.
Bir de silince iz bırakmasın istiyorum hatta kalemle birlikte silgi önerisi de gelirse harika olur.

Teşekkürler.
0
mutekebbir
(30.08.26)
Eğer versatil kurşun kalem önerisi istiyorsanız, pentel graph 1000 0.7 yahut 0.5 mm ve 3b uç öneririm. Teknik olarak "çizim kalemi" olsa da, yazı için ömrümde gördüğüm en mükemmel kalemlerden aynı zamanda.

Ahşap, masif grafit vb. "açacakla açılan" kurşun kalem soruyorsanız kohinoor 2b yahut 3b kurşun kalem öneririm.

Silgi hususunda nokta atış bir tavsiyem yok ama pentel soft olabilir.
+3
dilemma of subscribtionability
(30.08.26)
Palomino blackwing denenebilir.

Leuchtturm1917 bunun ikib var mı bilmiyorum ama varsa belki olabilir.

Kurşun kalem dediği için başlık bunlar diyorum.
0
a perfect lie
(30.08.26)
encrypted-tbn0.gstatic.com
karakalem calismalarimda ben bunu kullaniyorum. en iyi silgi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(31.08.26)
uzun süre yazımda pentel graph 1000 yoruyor, smash tavsiye ederim şahsen
0
niyazi mısri
(31.08.26)
(16)

Bu ayakkabı alınır mı?

naksidil
https://www.lacoste.com.tr/urun/kadin-pembe-ayakkabi-751sfa0200-010/Çok hoşuma gitti ama fiyatı benim skalamdan yüksek. Yani deri vs olsa olabilir ama geri dönüştürülmüş bi şeye bu kadar para vermek doğru mu bilemedim. Ama çok tatlı buluyorum alasım ve giyesim de var. Siz olsanız alır mıydınız?
www.lacoste.com.tr


Çok hoşuma gitti ama fiyatı benim skalamdan yüksek. Yani deri vs olsa olabilir ama geri dönüştürülmüş bi şeye bu kadar para vermek doğru mu bilemedim. Ama çok tatlı buluyorum alasım ve giyesim de var. Siz olsanız alır mıydınız?
+1
naksidil
(29.08.26)
Sürekli giydiğinizde dağılacak gibi narin ve hassas yani bu arada sırada pembe kombin yapıp da giyilip rafa kaldırılacak bir ayakkabı gibi. Sürekli kullanmak için bakıyorsanız yani bütçeniz gereği böyle bir ihtiyaç varsa; ihtiyacınızı karşılamaz. Bir de yaz bitti zaten çok giyilmez artık bence bu gece yatıp uyuyun yarına geçer heves.
0
titanic kemancısı
(29.08.26)
bu ayakkabının maliyeti taş çatlasın 200 lira falandır. alacaksanız da bunu böyle bilip alın.
+1
omer460
(29.08.26)
Bir fetiş olarak ben hayır diyorum :)
0
Rondak
(29.08.26)
çok çirkin yahu.
+1
anon1m
(29.08.26)
ben olsam almam bunu tasarimdan bagimsiz olarak, cunku lacoste bir ayakkabi markasi degil, kaliteden ortopediden cok markaya para veriyorsun burda.

obur taraftan "bunun maliyeti max. sudur" kafasiyla bakarsak zaten hicbirsey almamak lazim, deliririz.
0
cooperr
(29.08.26)
adidas ve nike’in sneaker babetleri daha güzel. bir de cooperr+1
0
eileengray
(29.08.26)
Şu ayakkabı abd’de max 25-30 dolar. Japonya’ya denk geldim, 1.500 tl civarı www.instagram.com

Alınmasına alınır fena değil ama türkiyede her nasılsa ayakkabı işi çok kazık, itiraz eden de yok demek ki 5 bin herkese normal gelmiş.
+2
yap desem yapmazsin he
(29.08.26)
O fiyatı haketmez. Logo para ediyor.
0
mikahakkinen
(29.08.26)
Ayrıca bu tip eksantrik şeyleri giyip görmek uygun olur.
Kendisi çok fotojenik olabilir de ayakla bütünleşince çok kötü görüntü verebilir.
0
Mirket
(29.08.26)
hayatımda gördüğüm en kötü şey olabilir.
+3
neira
(29.08.26)
bunlara mary jane deniliyor sanırım. başta puma olmak üzere bir çok spor markada buna benzer, deri olan alternatifler var; vereceğiniz paraya değmesiyse konu.
beğendiyseniz alın gitsin yaa, kime ne? ben arkanızdayım^^
0
lil siztah
(29.08.26)
giyimde vegan biri olarak haliyle deriye tercih edeceğim bir ayakkabı. rengi de tatlıymış. daha dikkatli inceleyip ben alabilirim şimdi hatta. teşekkürler :d

gerçek deri olmaması bir ürünü değersiz ve kalitesiz yapmıyor <3
0
art cat chocolate
(29.08.26)
paran cebinde kalsın mümkünse.
0
jamswety
(29.08.26)
@art cat, deri olmaması tabii ki kalitesiz yapmaz, ama deri gibi nispeten para eden bir malzemeden üretilmiş ayakkabı ile dönüştürülmüş plastikten olanı aynı fiyata satmaları da anlamlı değil. sanırım yazar buna dikkat çekiyor.
+1
lil siztah
(29.08.26)
lacoste bana 5 bin lira verecekse alirim.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(29.08.26)
Sana alışveriş yapmayı yasaklıyorum.
-8
arbre
(29.08.26)
(2)

Evlilik

huladancer
avusturya'da konsoloslukta evlenmek diye bir şey yokmuş. Bu durumda Prag'da mı evlenmemiz gerekiyor? Biri TC biri EU vatandaşı.
avusturya'da konsoloslukta evlenmek diye bir şey yokmuş. Bu durumda Prag'da mı evlenmemiz gerekiyor? Biri TC biri EU vatandaşı.
0
huladancer
(27.08.26)
hayir, gerekmiyor. yani isterseniz prag ya da bratislava konsolosluklarinda nikah kiyabilirsiniz tabii ama bu durumda avusturya'da ikamet sahibiyseniz avusturya makamlari önünde evleniyorsunuz. tam olarak bu durumdaydim ve hic sorunsuz avusturya'da evlendim. avusturya konsolosluk nikahini tanimiyor, yabanci ülkede yasayan kendi vatandaslari avusturya konsolosluklarinda nikah kiyamiyor, kendi ülkesindeki konsolosluklara da nikah kiyma yetkisi vermiyor.
gene de prag konsoloslugunda evlenmek isterseniz isiniz biraz uzar ama pratikte gayet mümkün. önce o evliligin türkiye'de taninmasi gerekir, ancak sonra o belgeyi avusturya makamlarina verip onaylatmaniz.

edit: bu arada dikkat etmeniz gereken bir sey var, avusturya'da sahitsiz evlenmek mümkün ama türkiye'de degil (ben evlenirken kural böyleydi yani). eger kücük bir yerde evlenirseniz ve sahit belirlemezseniz nikah memuru bu kuralin farkinda olmayabilir, nikahi normal bir sekilde kiyar, her yerde evli sayilirsiniz ama türkiye'de evliligi saydiramazsiniz. bizde aynen böyle oldu. kücük bir köyde evlendik ve nikah memuru bilmiyordu bu kurali tabii ki cünkü kiyacagi ilk internasyonal nikah bizdik, son anda kadina malum olmus gibi viyana'da birilerini arayip neye dikkat etmeliyim diye sorunca ögrendi de kurtulduk bir sürü problemden.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.08.26)
@konusma ben konusuyorum, Soyisim konusunu nasıl yapıyoruz? Mesela yabancı soyisim olacak, bunu Türkiye kabul edecek mi?
0
🌸huladancer
(28.08.26)
(6)

elektronik urunler icin yurtdisi alisverisi

baldur2
alisveris turizmi icin en ideal ulke hangisi? aldigim esyalardan ucak bileti ciksin kafasinda degilim, neresi olursa olsun da idea olarak ps5, macbook, baska bir laptop yine, bluetooth speaker ve akilli saat hedefim. belki bir de drone.
alisveris turizmi icin en ideal ulke hangisi? aldigim esyalardan ucak bileti ciksin kafasinda degilim, neresi olursa olsun da idea olarak ps5, macbook, baska bir laptop yine, bluetooth speaker ve akilli saat hedefim. belki bir de drone.
+1
baldur2
(27.08.26)
Muhtemelen hepsi Türkiye’de (taksitle satıldığı için) daha ucuza geliyordur (bugünkü değer hesabı yaparsanız). Ama olsa olsa direkt vergisiz alışveriş yapılabilecek Delaware gibi yerler ya da sonradan vergi iadesi alınabilecek ülkeler (hemen hemen tüm AB) olabilir, yine de garanti meselesi, bozulursa muhatabın kim olduğu falan derken her türlü buradan almak daha mantıklı olabilir. Bir de drone almayın ama siz bilirsiniz. Uçurmak yasal olarak imkansız gibi bir şey. Pratikte uçurursunuz da..
+1
orient blue
(27.08.26)
taksitle alisveris ne derece mumkun? az mi taksit yapiliyordu? nedir son kurallar?
0
🌸baldur2
(27.08.26)
O biraz değişken, bddk’nın ilgili yönetmeliğine bakmak lazım. Örneğin Amazon MacBook’a peşin fiyatına 9, vade farklı 12 taksit yapıyor. Ps5’e de peşin fiyatına 9 ay yapıyor. Tek tek farklı platformlara bakmak en iyisi.
0
orient blue
(27.08.26)
paramızın mevcut hali dolayısıyla hiçbir avrupa ülkesinden elektronik almaya değecek bir durum yok bence. mesela kore'de elektronik hemen her kalemde ucuz. uçuşu pahalı olduğu için, ülkeye dair bir merakınız yoksa sırf bunun için gidilmez tabii.. malezya da iyi deniliyor.
0
lil siztah
(27.08.26)
1 tb ps5 türkiye'de 62 bin lira, yunanistan'da günümüz kuruyla 29 bin lira.
burasi alexandroupoli'de bir yer: www.public.gr
vergi iadesi aldigin icin cihaz 29 bin liraya geliyor.
bu da türkiye'de: www.mediamarkt.com.tr

mesela türkiye'de macbook air 15" 96 bin lira, yunanistan'da 72 bin lira ama gene de fark var yani. www.public.gr

yunanistan'a, alisverise gitmeye günlük otobüs kaldiriyorlar canakkale'den, tekirdag'dan, edirne'den. eminim istanbul'dan da vardir. bir bakin onlara.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.08.26)
ırak'ın bazı bölgelerinde vergi olmuyor, youtube da güncel fiyatları paylaşan kanallar var.
+1
duyuruuser
(27.08.26)
(3)

Yüksek lisans ile yararlanılabilecek ne gibi haklar faydalar var?

egerbiryolcu
EğitimMekanKütüphane VsBilinen neler var?(İstanbul)
Eğitim
Mekan
Kütüphane
Vs
Bilinen neler var?
(İstanbul)
0
egerbiryolcu
(26.08.26)
Sosyal bilimler içinse isam kütüphanesi iyi. Lisans öğrencisi almıyorlar.
0
bumbum
(26.08.26)
indirimli müze kart?
indirimli mubi ve amazon prime üyeligi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.08.26)
thy'de öğrenci indirimiyle bilet alınabiliyor. bu kampanyalarda öğrenciliğe ek yaş sınırı olabiliyor, ona dikkat etmek lazım.
0
matlii
(27.08.26)
(10)

airtag’in sahibini bulmak

eileengray
merhaba, sahilde bir köpek bulduk, saatlerdir başıboş. taşmasında airtag var; telefonumla okuttuğumda sadece seri numarasını ve sahibinin telefonunun 3 hanesini görebiliyorum. airtag üzerinden titreşim gönderme/arama yapılamıyor mu? İlla ki sahibinin kayıp diye işaretlemesi mi gerek? kesinlikle ulaş
merhaba, sahilde bir köpek bulduk, saatlerdir başıboş. taşmasında airtag var; telefonumla okuttuğumda sadece seri numarasını ve sahibinin telefonunun 3 hanesini görebiliyorum. airtag üzerinden titreşim gönderme/arama yapılamıyor mu? İlla ki sahibinin kayıp diye işaretlemesi mi gerek? kesinlikle ulaşamıyorum. seri numarasından bulunabilir mi sahibi?
0
eileengray
(26.08.26)
airtag kayip modunda degilse sahibine nasil ulasilir bilmiyorum ama kopegi veterinere goturup cipini okutarak sahibine ulasabilirsiniz. duyarliliginiz icin tesekkurler <3
+4
inspired by a true story
(26.08.26)
lost moda almadan numara gözükmüyor.
hangi sahil? caddebostan falansa köpek sahipleri grupları vardır mutlaka oradakilere ulaşın, bilmiyorsanız veterinerlerden bilen çıkar elbet.

doğru çip de var :)
+1
croswell
(26.08.26)
sahilde oynasın, zaten dışarda işim var diyerek serbest bırakılmış da olabilir.

hani o kadar uğraşıp sahibini bulup da, ya ben kendi başına oynasın diye bırakmıştım cevabı alabilirsiniz diye söylemek istedim.
+2
omer460
(26.08.26)
veteriner aklımda zaten ama şu an hem araç yok hem de @omer460’ın dedigi gibi sahibi gelirse diye bekliyorum. airtagden telden ulassam fircalamak icin super olurdu. su ve yiyecek verdik merak edenlere. sahibinin terk etmis olmasindan korkuyorum.
0
🌸eileengray
(26.08.26)
terk etmiş olsa airtagla terk etmezdi sanki. belki kendi başına takılsın sonra alırım diye bırakmıştır.
+1
jelly bear
(26.08.26)
airtag'i olsun ya da olmasin, makatina dal sokulan yavru kedilerin oldugu bir ülkede siz sevdiginiz hayvani iki dk gözünüzün önünden ayirir misiniz? islek bir yerde kendi kendine takilsin diye salar misiniz? bence saglikli düsünen hicbir insan yapmaz.

airtag maalesef tek yönlü calisiyor. airtag'i olan hayvanin bence cipi de vardir, en iyi olasilik veterinere götürmek gibi duruyor. foto da isteriz :)
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.08.26)
gruplara yazdım, kimse cevap vermezse veterinere götüreceğiz.

kötü bir fotoğraf ama kendisi çok uysal bir golden.
ibb.co
+2
🌸eileengray
(26.08.26)
Sonuç ne oldu merak ettim
+1
kisa
(26.08.26)
gruplara yazdiktan sonra birisi geldi. yamacin ustundeki sokakta durdu, kopek de ona gitti. kisaca kimseyle konusmadan almis oldu kopegi. tum gun gunesin altinda ac ve susuz kalma
ihtimaline okey genis bir birey sanirim.

airtag’in de nudge gondermedigini ogrenmis oldum boylece.
+2
🌸eileengray
(27.08.26)
Bir nevi mutlu son.
0
kisa
(27.08.26)
(8)

Antik Dönemlerin Gündelik Yaşamını Öğrenebileceğim En İyi Kaynaklar (Oyun, Dizi, Belgesel vb.)

burka
SelamlarEski medeniyet ve uygarlıklara ilgi duyuyorum. Özellikle de Antik Yunan, Roma ve Ege İyon Devletleri gibi. Bunlarla ilgili kitapları okuyup fırsat buldukça da ziyaret ediyorum. Öte yandan, özellikle de ören yerlerini gezerken aklımdan hep "Acaba buradaki bir çiftçinin, balıkçının, terzinin g
Selamlar

Eski medeniyet ve uygarlıklara ilgi duyuyorum. Özellikle de Antik Yunan, Roma ve Ege İyon Devletleri gibi. Bunlarla ilgili kitapları okuyup fırsat buldukça da ziyaret ediyorum. Öte yandan, özellikle de ören yerlerini gezerken aklımdan hep "Acaba buradaki bir çiftçinin, balıkçının, terzinin gündelik hayatı, ömrü nasıl geçiyordu" diye geçiriyorum. Eserler genellikle bu tür şeylere odaklanmıyorlar. Varsa dahi ben pek bilmiyorum. Bu konulara eğilen yapımlar var mı? Araştırmamakla birlikte aklıma BBC belgeselleri geldi; bildiğiniz o minvalde içerikler var mı bu konuda?

Teşekkürler
+3
burka
(26.08.26)
akademisyen bir arkadaşımın basit bir youtube kanalı var; daha çok öğencilerine yönelik kısa içerikler çekiyor. her konuya dair okuma önerilerinde de bulunuyor; videolarını bi karıştırın derim.
www.youtube.com
+1
lil siztah
(26.08.26)
bbc'de michael wood'un belgesellerine bakabilirsiniz. asiri efsane olmus belgeselleri var. 84 yapimi in search of the trojan war baya epik bir belgesel.

rome dizisi istediginiz minvalde fena degildi 100% olmasa da.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.08.26)
belgeselx.com
bu sayfadan belgesel kanalları seçiminden history viasat içinde aradığınız türden çok konu var . ben de boş kaldıkça izlemeyi seviyorum.
0
devilone
(26.08.26)
0
auroraaurora
(26.08.26)
Var aslında, Robert Garland'ın Antik Yunan'da Günlük Hayat ve Deighton'ın Eaki Roma yaşantısında bir gün kitabı başlangıç için güzeller. Yazarların her ikisi de ilgili alanlarda akademik kariyeri olan insanlar.

Böyle "bir gün" temasında daha birçok kitap da var aslında. Bu çerçevede arayıp yazarlarını google'dan aratırsanız birçok iyi kitaba denk gelebilirsiniz.

Homer ile arkeoloji ve sanat yayınlarının kataloglarını taramak faydalı olabilir.

Ama dürüst olmak gerekirse demir çağından endüstri devrimine kadarki süreçte balıkçı, terzi gibi mesleklere sahip insanların hayatları zamandan ve coğrafyadan bağımsız çok az değişti. Kültürü yansıtan günlük hayatlar genelde aristokrat kesimin günlük hayatıyla ilgili. Politik olarak söylemiyorum bunu, cidden böyle. Materyal olarak elbette kullandıkları "aletler" farklı görünüme sahip, farklı görünen evler var, farklı görünen giysiler giyiyorlar ancak günlük yaşam rutini bakımından köylü veya zanaatkar nüfusun hayatları neredeyse aynı. Zaten bu yüzden çok odaklanılan bir şey değil.
+1
akhenaten
(26.08.26)
Philip Matyszak'ın Antik Yunan'ds 24 Saat ve Antik Roma'da 24 saat Kitaplarını öneririm.

İkisi de akademik yayın değil tabii ama okuması keyifli. Her bölüm bir saat ve bir kişinin hayatı şeklinde kurgulanmış. Koleden, doktora birçok isimle kısa vakit geçiriyor gibi oluyorsunuz.
+1
fraise
(26.08.26)
bilgi kismini geciyorum ama canlandirma ve o doneme gitme acisindan AI ile yaratilan su videolari cok begeniyorum. www.youtube.com
+1
antikadimag
(26.08.26)
Assassin's creed odyssey Yunanistan da geçiyordu.
0
substituent
(26.08.26)
(13)

Hakkı olmayan parayı isteyen galerici hakkım deyip tehdit ediyorsa ne yapalım?

psmstc
Sözleşme yapmadık. Arabayı ilana koydu. Bulduğu alıcılarla istediğimiz fiyatta anlaşamadık. Biz kendi kanalımızdan bir alıcı bulduk. Anlaştık. Diyor ki benim 160 bin Tl hakkım var verin. İlana koyduğu için ve telefonda görüşmeler vaktini aldığı içinmiş. Gelin görüşelim muhabbetleri yapıyor, İleri ge
Sözleşme yapmadık. Arabayı ilana koydu. Bulduğu alıcılarla istediğimiz fiyatta anlaşamadık.

Biz kendi kanalımızdan bir alıcı bulduk. Anlaştık.

Diyor ki benim 160 bin Tl hakkım var verin.

İlana koyduğu için ve telefonda görüşmeler vaktini aldığı içinmiş.

Gelin görüşelim muhabbetleri yapıyor, İleri geri konuşuyor.

Ne yapalım?
+2
psmstc
(25.08.26)
engel, blok.
+4
antikadimag
(25.08.26)
Sözleşme yapmadınız ama yine şifahen :
- 160bin lirası satılsa da satılmasa da senindir. dedin ise (tehdit hususu hariç) haklı olabilir.

Böylelerini aracı yapmak yerine, alıcıya 160bin TL'lik indirim yapmak çok daha iyi olur ama kimin ne olduğu çıkar çatışması olduğunda belli oluyor
+3
diyecevaplandı
(25.08.26)
yazili bisey yoksa babayi alir.
yazili bisey varsa, sozlesmeye ne diyorsa o.
+4
cooperr
(25.08.26)
İlan parasını ver başka 5 kuruş verme. Sakın gidip görüşme. Bu adamlara güven olmaz. Telefonda konuşma, WhatsApp üzerinden yazışma yap.
0
Topalordek
(25.08.26)
selamlar, ne konuştunuz ne ettiniz bilmem ama 160 binliralık masraf yapcak ne yapmış? araba satıcam diye pavyona mı gitmiş?

hani dese kardeşim bak bu kadar zamanımı aldın hadi onu sineye çekiyorum, ben 3 binlira ilan parası verdim bari bunu öde tamam. atarsın 5 10 lira konu kapanır. 160binlira nedir?

ben sizin yerinizde olsam bu elemana para vereceğime avukat tutarım ve kendisi ile görüştürürüm. derdi neymiş avukata anlatsın. sanki maybach sattınız 35 milyona da 160 binlik masraf yapacak.

ha şunu da diyebilir ben arabana detaylı temizlik yaptırdım 10 lira ona verdim. boya koruma yaptırdım ona da şu kdar verdim, şu kadar da ilan param var. bunları yaptırırken de size sorması lazım. sonuçta
+2
omer460
(25.08.26)
Gorusmeye kesinlikle gitme. Ne yapar eder ya para alır ya bela çıkarır. Bu saatten sonra yapılacak şey engellemek ve geri çekilmesini beklemek.

Ama anlamadığım şu, araba satarken ya kendin alıcı bulup satarsın ya da satmakla uğraşmaz galericiye daha düşük fiyattan verirsin. O da üzerine kar koyup satar başkasına.
Emlakci gibi ilana koyması için galericiyle anlaşmak bana saçma geldi. Galerici zaten komisyon alacak ve senin eline yine kesilmiş para geçecek.
0
abelardo
(25.08.26)
Jsjsj
Abi Türkiye gibi her gün adam öldürülen, dövülen ülkede galerici gibi mafya olduğu her yerde duyulmuş adamlarla görüşmeye gitme yani.
+1
logisticsmanager
(26.08.26)
Şu ülkede hala galericiler ile iş yapanları görmek üzücü.
-görüşmeye gitme
-galericinin kapısın çaldığın için suçlusun. sırf bu yüzden 5-10 bin tl eft yapabilirsin.

cimer'e yazı yazabilirsin. başın belaya girerse öneden kanıtın olur.
+1
HellKeePer
(26.08.26)
@hacirotti, "bizim disimizda evi satarsaniz gene parayi ödemelisiniz" dedi ve bunu kabul ettiniz öyle mi? cok afedersiniz ama siz enayi misiniz?
emlakci o halde her gelenle sözlesme yapsin, kilini kipirdatmasin, siz aylardir satilmayan evi ama paraya sikisarak ama is bitmedigi icin can sikintisindan kendiniz satinca da emlakciya parasini kendi elinizle gidip verin?
resmen "sen calisma, sen yat, isini ben yapip sana parani ödeyecegim" demis oluyorsunuz.
neden bunu herkesten bekleyip bir de hak yemek falan diye rasyonalize etmeye, insanlar üstünde ahlaki baski kurmaya calisiyorsunuz ki? böyle bir enayilik yapsam ortamlarda anlatmaya utanirdim.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.08.26)
galerici tabi ki para kopartmak için atıp tutacaktır.

evi kiraya verirken önce ben ilana koymuştum, sonra emlakçıya vermiştim.
benim ilanımdan beni arayip evi kiraladılar. emlakçıya da teşekkür ettik para vermedik.

çok üstünüze giderse tehdit edildiğim için polise gideceğim diyebilirsin.
0
duyuruuser
(26.08.26)
160bin lira iyi para. galerici 5 dk ileri geri konuşup, "benim hakkım var bu parada" diyip 160bin lira kazanacak. uğraşsız tertemiz para.

3-5 bin lira ilan parası istese anlarım. avukat bir arkadaşınızdan rica edin, galerici bir daha sizi ararsa "avukatım XXX bey/hanım, kendisiyle irtibata geçebilirsiniz" diyin, kapatın telefonu.
0
co2s2
(26.08.26)
ilan parasını ver
hocam de kusura bakma de ben kendi tanıdıgıma verdim de
senin arkandan bir iş yapmadım de
daha da bir şey derse avukatla konustur bir daha da muhattap olma
0
kingcyrax
(26.08.26)
merhaba , olan biteni, ne karar verdiğinizi ve neler olduğunu merak ediyoruz. saygılar.

ediyoruz diyorum da ben ediyorum, muhtemelen diğer arkadaşlar da ediyordur.
+2
omer460
(27.08.26)
(7)

Trekking ayakkabısı için doğru marka hangisi?

stringer
Sık alışveriş etmeyi pek sevmem. Bir kere alayım, beş-altı yıl giyeyimciyim. Eylül ayında uzak diyarlarda çoook uzun rotalarda dağ bayır dolaşıp deneyim biriktirmeyi planlıyorum. Hangi markaya/modele yönelmemi tavsiye edersiniz?
Sık alışveriş etmeyi pek sevmem. Bir kere alayım, beş-altı yıl giyeyimciyim. Eylül ayında uzak diyarlarda çoook uzun rotalarda dağ bayır dolaşıp deneyim biriktirmeyi planlıyorum. Hangi markaya/modele yönelmemi tavsiye edersiniz?
0
stringer
(25.08.26)
öncelikle uzun alin. bilek kismini iyice kavrasin. ayaginiz darsa lowa, tarakliysa salomon tavsiye ederim.
salewa da düsünebilirsiniz eger model begenirseniz ama millet, mammut, meindl, la sportiva, merrel gibi markalari özellikle kis aylarinda cok günlü yürüyüslerde tavsiye etmem. hepsini test ettim onayladim, eved.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.08.26)
marka modeli bosver. her marka kocaman logolarini, sembollerini, sacma sapan renklerini yapistirip ozgurlugu kisitliyor. onemli olan, goretex olmasi, burnunun genis olmasi, camur bulasinca hizlica temizlenecek olmasi gibi 3 kriter yeter. git bi boyner yada spx magazasina bu kriterlere uyan en rahat ve guzel ayakkabiyi al.
+1
buenosdias
(25.08.26)
onerim asolo. la sportiva, scarpa da bakabilirsin. sulu, yagmurlu ortamlara girmeyeceksen goretex'e gerek yok. ayagini pisirir iceride. yine sirt cantasi falan agirlik tasimayacaksan yuksek bilek korumasina gerek yok, bosuna agirlik yapar.
0
antikadimag
(25.08.26)
Düz yolda yürümeyeceksen, dağa taşa vuracaksan boğazlı şart.
Ayak bileğini eline alırsan ömür boyu çekersin.
Burkulmak için can atan tuhaf bir anatomisi vardır ayak bileğinin. İhtimam ister.
0
Mirket
(25.08.26)
boğazlı salomon'um var. çok memnunum. hiking, festival, normal kaldırımda yağmur / kar / çamur / buzlu şartlarda çok kullandım.
0
rain when i die
(26.08.26)
ne zaman suyun icinden gececegini, hele dagdaysan ne zaman yagmur yagacagini bilemezsin. en basitinden cok günlük gezilerde sabah uyandiginda sebnem düsmüs olur, ayakkabin islanir. goretex sart. kaliteli bir goretex alirsan terleme kismini yari yariya halledersin. terleme kismini cözmenin ikinci yolu merinos corap giymektir. yaz aylari icin lightweight merinos coraplar var. koku yapmaz, terletmez, üsütmez, cabuk kurur. dogru ekipmanla cikinca dogadaki problemlerinizin cogu biter.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.08.26)
@konusma; aslinda en ideali farkli durumlar icin farkli ayakkabilar. cok gunluk triplerde hazirlikli olmak adina goretex mantikli olabilir. ancak birkac saatlik tripler icin ben goretex ve yuksek bilek olayini biraktim ve ciddi bir ferahlama geldi. genelde cascade daglarina gunubirlik gidiyorum (en fazla 6-8 saat) ve hava durumunu, trail durumunu biliyorum. dusuk bilekli ve hava geciren la sportiva bushido en cok kullandigim ayakkabim. cogu insan overequipped gidiyor ciddi multi day hiking yapilmayacaksa (ki insanlarin %90'i bu grupta) kendini gereksiz yormus olur.

goretex denilen sey ayakkabinin astarina teflon kaplama oluyor. bildigin teflon tavadaki ayni malzeme ve hava giris cikisini kesen plastik bir kaplama. marketing olarak hava aliyor deniyor ama maalesef dogru degil. hava gecirmedigi icin yun coraplarin wicking denilen teri emip buharlastirma olayi da gerceklesemiyor ve ter ayakkabi icinde kaliyor. ancak risk almak istemedigim ciddi hikelarda nadiren giyiyorum goreteximi artik.

zamaninda sozlukte soyle bir ayakkabi marka rehberi yazmistim duyuru sahibine de yardimci olabilir: eksisozluk.com
0
antikadimag
(26.08.26)
(21)

ben ekleyeyim mi?

inspired by a true story
yurt disinda yasiyorum, kadin kisisi benim. tatilde turkiye'ye dondugumde arkadaslarimla bulustum. bir suredir turkiye'ye kesin yapma konusunu degerlendirdigimi biliyorlar ve beni ikna etmek icin bana turkiye'den birini bulmaya calisiyorlar :) bu calismalar sirasinda arkadasim kemal'in sevgilisi ozg
yurt disinda yasiyorum, kadin kisisi benim. tatilde turkiye'ye dondugumde arkadaslarimla bulustum. bir suredir turkiye'ye kesin yapma konusunu degerlendirdigimi biliyorlar ve beni ikna etmek icin bana turkiye'den birini bulmaya calisiyorlar :)
bu calismalar sirasinda arkadasim kemal'in sevgilisi ozge, bana uygun oldugunu dusundugunu bir arkadasini davet etti, adi arda olsun. arda'ya once fotografimi gondermis, arda beni cok begenmis. bir saat sonra kalkti oturdugumuz yere geldi. o gelene kadar ozge bana arda hakkinda bir suru sey anlatti, butun temel bilgilere sahiptim diyebilirim. arda gelince ben de onu begendim, 1-2 saat kadar hep birlikte takildik, sohbet ettik. ama maalesef sunu sonradan fark ettim ki, sohbet sirasinda arda surekli bana bir seyler sordugu halde, ben cevabini bildigim icin ayni sorulari ona sormadim. onunla ilgilenmedigim icin degil, ozge bana onden bilgi verdigi icin sormak aklima gelmedi. birinden hoslaninca boyle mala baglama huyum vardir.
gecenin sonunda arda'nin bizden biraz erken ayrilmasi gerekiyordu mekandan, vedalasirken bana "sen eve nasil doneceksin, ben birakayim mi seni?" diye sordu. bu soruya cok hazirliksiz yakalandim. "metro vardir ya, metroyla donerim, son metroya daha var" diye bir seyler sacmaladim. biraz da arkadaslarimin yanindan yeni tanistigim bir adamla erken ayrilmaya utandim. arda'ya tesekkur ettim, umarim gitmeden tekrar gorusuruz dedik ve vedalastik. arda gittikten sonra arkadaslarim bana sen bir malsin dediler :D ozge ne dusundugumu sordu, "cok sempatik, cok canayakin birine benziyor, neden olmasin. tek dusunduren konu sigara icmesi oldu." dedim. masada 2 saat icinde sanirim 9-10 tane sigara icmistir. ben sigara kullanmiyorum. her ne kadar arda'ya onunla ilgilendigimi acikca gosteren bir davranista bulunmamis olsam da, ozge'ye soyledim. arda'dan bir hareket bekliyordum acikcasi.
aradan 2 hafta gecti, tekrar gorusmedik. gorusebilecegimiz bir imkan olmadi, ozge'yi de tekrar gormedim. kemal'e sordum, o hicbir sey bilmiyordu. arda beni instagram'dan eklemedi. yasadigim yere geri dondum. acaba ben mi onu eklesem diye dusunuyorum. ama eger benimle ilgilenmiyorsa ya da bir sebepten fikri degistiyse boyle bir adim atmis olmak istemem. cok kararsizim, ne yapayim?

edit: ozge'ye sordum, ben karismam dedi.
tanismamizdan sonra arda olumlu konusmus olsa ozge bu kadar notr kalmazdi diye dusunuyorum. belki hoslandi ama sonra herhangi bir sebepten fikrini degistirdi sanirim. eklemiycem, kismet degilmis. cevaplar icin tesekkurler.
-2
inspired by a true story
(25.08.26)
özge ve kemalden ses çıkmadıysa da ekle. hoşlanmışsın, muhtemelen hoşlanmış. belki efendi çocuk sende bir şey yok diye rahatsız etmek istemedi vs.

fikri değiştiyse de iki satır konuşmuş olursun netleşir. bu kadar yazıp ekleyip denememen büyük hata değil mi sence
+1
kisa
(25.08.26)
çocuk niye eklesin ki seni? ilgilenmediğinize dair bir sürü işaret almış. o da beni beğenmedi heralde demiştir.

instagram'dan ekleyin niyetinizi belli edin bence geç kalmadan.
+5
elektr10
(25.08.26)
ekleme.

kemal le özgenin konusmama ihtimali yok gibi bir sey bence. sen niyetini bildir ama geri dönüs gelmiyorsa zorlama derim.

özge gereksiz yere konusmus ve büyüyü bozmus biraz. ben böyle durumda hicbir sey anlatmazdim. birak arda kendini anlatsin yani.
0
Purple life
(25.08.26)
Kemal hiçbir şey bilmiyorsa, Özge seni arayıp darlamadıysa, o iş olmamış demektir.

Boşver, Hem sigara içiyormuş zaten.
+1
Mirket
(25.08.26)
sigara bence büyük sorun onu düşünerek ekle.
sen ona sorular sormadıysan, eve bırakmasına da hayır dediysen benle ilgilenmiyo diye düşündü muhtemelen.
+1
jelly bear
(25.08.26)
en hayirlisi olmus.
yurtdisindan iki saatte 10 sigara icen bagimli icin neden döneseniz? adam chain smoker resmen.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.08.26)
bence ekleyin.

sigara konusunda bir not: ben cok sigara iciyordum, esimle sevgili oldugumuzda onun istegiyle biraktim, cok rahatsiz oluyordu. o zamandan beri icmiyorum, 12 yil oldu. benim icin de iyi oldu, simdi ben de sigaradan ayni sekilde rahatsiz oluyorum :)
+2
lemmiwinks
(25.08.26)
Tabii ki ne istiyorsan onu yapacaksin, bu tip konularda akil almak buyuk hata. Sadece kendini dinle, istiyorsan ekle istemiyorsan ekleme.

Sahsi arastirmalarim sonucu ilk adimi atmayan kizlarinin %86sinin mutsuzluktan öldüğünü tespit ettim. Ekleyeceksen mesaj da pesinden gelsin, dönüyorum bir kahvelik zaman yaratalim mi vb??? Eklemeyeceksen de hayatta basarilar.
+5
duster
(25.08.26)
%1 ihtimali deniyorsun şu anda. Yaşadığın yerde, sana uygun başka birileri mutlaka vardır.
0
gabe h coud
(25.08.26)
ekle gitsin ya. hatta izah et durumu.

böyle şeyleri bu kadar düşünüp "ya şöyle olsaydı?" demeye gelmez. açık olun, net olun. en fazla ne olacak ki, adam "ben o ışığı görmedim bizden olmaz" der bitti gitti.

hoşlanmak, bunu söylemek ayıp değil. bi de siz yani özellikle tanıştırılmış insanlarsınız öyle rastgele birine dan diye yazmıyorsun.

bence ekle veya yaz gitsin. pekala çocuk senden ilgi görmediğini düşünüp rahatsız etmemek istemiş olabilir. ne düşündüğünü ve istediğini söyle kafan rahat olsun.
+3
der meister
(25.08.26)
nasıl egolar var böyle yahu :) adam sana bir sürü sorular soracak, seni beğendiğinin haberini uçuracak , eve bırakmayı teklif edecek , hiçbir tepki alamayacak, ama sen onu eklediğinde gururun incinecek öyle mi? çok kasıyorsun bence, çok hem de.
+5
loch ness
(25.08.26)
Bulusmus olmak icin bulusmussun cocuk ideal cikinca da pisman olmussun.
+2
baldur2
(25.08.26)
Abla Türkiye'de erkek mi kalmadı, bu nasıl fikir. Normal dön. Zamanla bulursun birini nasibinde varsa. Liseli muhabbeti bu.
-9
arbre
(25.08.26)
ozge'ye sordum, ben karismam dedi.
tanismamizdan sonra arda olumlu konusmus olsa ozge bu kadar notr kalmazdi diye dusunuyorum. belki hoslandi ama sonra herhangi bir sebepten fikrini degistirdi sanirim. eklemiycem, kismet degilmis. cevaplar icin tesekkurler.
-1
🌸inspired by a true story
(25.08.26)
"sigara"dan sonrasını okumadım.
herkesin hayatına kimse karışamaz ama sigara kırmızı çizgim.
+1
late viper
(25.08.26)
Koştura koştura arkadaşlarını çağıracaklar, sonra da karışmayacaklar. Gerçekçi gelmedi. Arda bir sebeple sizle devam etmek istememiş. Ben zorlamazdım. Yine de denemek istiyorsanız ekleyin.
+3
asteriks
(25.08.26)
Olumlu olsa arkadaşına söylerdi bence. Ben karışmam ne alaka başta karışırlen iyiydi.
+1
pembe mezarlık
(26.08.26)
Eğer o geceki davranışım beni rahatsız ettiyse eklemez ama kısa bir mesaj atar, açıklardım hatta güzel bir akşamdı derdim. Zaten vereceği cevapta ne hissettiği belli olurdu.
Arkadaşlarınızın kaçak oynaması hoş olmamış, ki siz neden olmasın da demişsiniz. Ben onları karıştırmadan Eğer gerçekten hoşlandıysam bir kere mesaj atardım cevabına göre geri çekilirdim.
-3
mslny
(26.08.26)
Önce aranızı yapmaya çalışıp iş biraz karmaşıklaşınca "ben karışmam" diyen Ayşe'yle de aramdaki ilişkiyi gözden geçirir, biraz mesafe koyardım.
+6
himmet dayi
(26.08.26)
ekleyin, en kötü ne olabiliR?
+1
co2s2
(26.08.26)
Adamla ilgilenmediginizi gosteren her seyi yapmissiniz, sonra da niye olmadi... En azindan gecenin guzel gectigine dair kisa guzel bir mesaj atsaydiniz. O da yok. Rahatsiz edecegini dusunup birakmistir pesini. Ben mesela kimsenin pesinden kosmam. Niyetimi gosteririm, tepki gelmiyorsa ceker giderim. Onunla mi ugrasicam? Cok pasif kaliyorsunuz.
0
synesthesia
(31.08.26)
(5)

29 Ekim haftası yurt dışı turu

yüzyıllık yalnızlık
Sizce neresi uygun? Jolly gibi yerlere bakıyorum Belgrad turu var ama çok soğuk olur mu bilemedim. Etsde Roma ve Barcelona turları var. Plan yapan arkadaşlar ya da geçmiş yıllarda Ekim ayında gidenlerin tavsiyelerini alabilirim.
Sizce neresi uygun? Jolly gibi yerlere bakıyorum Belgrad turu var ama çok soğuk olur mu bilemedim. Etsde Roma ve Barcelona turları var. Plan yapan arkadaşlar ya da geçmiş yıllarda Ekim ayında gidenlerin tavsiyelerini alabilirim.
0
yüzyıllık yalnızlık
(24.08.26)
turları salla kendin planla
+2
jelly bear
(25.08.26)
Vize varsa Belgrad'ı bosver, oraya her zaman gidilir. İspanya, İtalya olabilir. Geçen sene 29 ekimde Almanya'nın kuzey şehrindeydim, gündüzleri sweet , akşamları mont ile geziyordum. Termal içlik giydirecek kadar soğuk olmaz o dönemler.
0
HellKeePer
(25.08.26)
herkes bilir ki prag sonbaharda en ihtisamli dönemini yasar. ben o hafta prag'da olacagim. planlari yaptim :)
havanin ne kadar soguk olacagi yildan yila farklilik gösterir. 29 eylül'de kar yagdigini da bilirim, 29 aralik'ta henüz kar görmedigimiz kislari da. en iyisi seyahatten 10 gün önce hava durumuna bakmak.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.08.26)
italya'nin ve ispanya'nin guneyi ekimde fistik gibi olur, valencia'dan barcelona'ya, sevilla, italya'da sicilya'dan salerno'ya, floransa bir suru yere gidebilirsiniz. belgrad cok gereksiz vizeniz varsa.
0
kassiopeia
(25.08.26)
geçen sene atinadaydım 29 ekimde. o kadaaar sıcaktı ki gezemedim bile, neyse ki ilk gidişim değildi. dolayısıyla demek istediğim; hava işi belli olmaz. roma barcelona daha iyi olur görece. atina kalabalık olur. turla değil de kendiniz gezseniz daha verimli ama siz bilirsiniz tabii.
0
mor oje
(25.08.26)
(10)

Sizce 32-33 yaşına kadar çalışmamış ve hayatında bir şey yapmamış birisi istese hayata çok erken atılmış insanlarla aradaki farkı kapatabilir mi?

fearlesswarrior98
Bunun hakkındaki fikirleriniz nelerdir?Aradaki fark derken daha çok finansal durumu kastediyorum, tabii.
Bunun hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

Aradaki fark derken daha çok finansal durumu kastediyorum, tabii.
0
fearlesswarrior98
(24.08.26)
Tabiki kapatabilir o yaş hala genç.
0
gadlemler
(24.08.26)
Çok zor. Şu durumda daha da zor. 23’ünde çalışmaya başlayan ucuz krediyle ev bile almıştır. Şimdi başlayan maaşının %70’ini kiraya verir.
-2
gabe h coud
(24.08.26)
Kapatamaz. Durumun kendisi imkansız değil yapılabilir fakat 32-33 yaşına kadar çalışmamış birisinin karakter özelliklerinden ötürü imkansız. Bir gecede aydınlanma yaşayıp birden dünyanın en çalışkan, en atılgan insanına dönüşmediği sürece olmaz o iş.
+1
bobinhoo
(25.08.26)
o yaşa kadar malak gibi yattıysa elbet şansı sıfıra yakın. ancak vaktini kitap okuyarak, makalelerle, yurt içi dışı gezilerle, sosyal ortamlarda geçirmişse o zaman bazı açılardan sıçrama yapıp depar atabilir öne bile geçebilir. örnekleri de epey var.
0
ground
(25.08.26)
kaptabilir elbet hayat 32-33 yaşında başlamadı. arada atıyorum üni mezuniyetindne sonra geçen 10 yıl var. o 10 yılda ne yaptı. bir şeyler denedi ve batırdı mı, yoksa odun gibi evde bilgisayar başında sosyal medyada trollük mü yaptı sorusu önemli orada yaşadıkları ona muhakkak bir değer katacaktır ve bu değeri yeni başlangıucnda kullanması gerek. o 10 yıl yokmuş gibi davranmak garip olurdu.
0
teletabi
(25.08.26)
teoride evet, pratikte hayır.
hayata atılmaktan kasıt bir yere girip çalışmaksa, tabii yapabilir. ama kariyer yapmaksa o iş olmaz.
0
duyuruuser
(25.08.26)
iyi bir hayat sürebilmek için hayatının bir bölümünü iyi bir meslek edinmeye harcaman gerekiyor.

ben geç başladım ama şuan müthiş çalışma şartlarına ve gelire sahibim ve dünyanın iklim ve ekonomi açısından en iyi bölgelerinden birinde yaşıyorum.

geçmişte çevremden o çalışıyor sen çalışmıyorsun kıyaslamaları ve küçümsemeleri gördüm. bu çalışanlar istanbul'da 3 aktarma yaparak toplu taşımayla işe gidip geliyor ve paylaşımlı evlerde kalıyorlar. daha da kötüsü aileden destek alıyorlar. kaç yaşına kadar yapabilecekler bunu? 40-45 maksimum. sonrası belirsiz.

ben hep şunu diyorum, dandik bir işte ömür çürüteceğine gir bedavaya çıraklık yap ve zanaat öğren. 6 ay aç gezer sonra altına arabanı çekip evini alırsın. Ama türkiye'de baskı çok fazla var. Belli bir yaştan sonra o evlenmiş işi varmış gibi baskılarla insanı olmayacak yollara sokarlar.
0
michael harddd
(25.08.26)
Bir mucize gerçekleşmezgerçekleşmez ya da hayati bir fikir sunup çok başarılı olmazsa çalışarak geçmesi bence zor
0
kondansator
(25.08.26)
33 yasinda calismaya basladiginda 10 senelik tecrübeli eleman maasi almayacak sadece yasindan ötürü. tecrübesiz eleman maasi alacak. hem cok sansli hem cok zeki olmasi gerek. bu durumda yasitlarinin coguna göre arayi kapatir. bu ikisinden biri bile yoksa mümkün degil.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.08.26)
Bu bakis acisiyla kapatamaz. Cunku odaklanmasi gereken baskalari degil, kendisi olmali.
+1
Sour
(26.08.26)
(4)

boardgame önerisi

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
interaktif boardgame istiyorum ama söyle olsun, mesela karakterler olsun oyunda ve ben o karakterleri öldürebileyim ya da soyabileyim. citadels gibi.
interaktif boardgame istiyorum ama söyle olsun, mesela karakterler olsun oyunda ve ben o karakterleri öldürebileyim ya da soyabileyim. citadels gibi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.08.26)
Colt Express, vahşi batı temalı oyun. trende diğer oyuncuları soyma, ateş etme vs. var. Citadels bilmiyorum ama uyar belki.
+1
kendi helvasını kavuran zombi
(24.08.26)
Munchkin!
+1
taurina
(25.08.26)
werewolf oynarken deliler gibi eglenmistim.
0
antikadimag
(25.08.26)
@antikadimag, werewolf benim bildigim oyunsa boardgame degil?
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.08.26)
(15)

Sorum özellikle y ve x jenerasyonuna: üzerinizde travma bırakan şarkı ve klipler

cccbehzatccc
Neler? :) Şuan bir yerde duyduğum için çocukluk travmatik klibini hatırladım: ayna - gelincik...sözlükte de çok yorum var. Bu klibi ve şarkıyı bilenlerde travma bıraktı mı? 9 yaşında idim :) Sizin travmalarınız neler merak ediyorum....
Neler? :) Şuan bir yerde duyduğum için çocukluk travmatik klibini hatırladım: ayna - gelincik...sözlükte de çok yorum var.
Bu klibi ve şarkıyı bilenlerde travma bıraktı mı? 9 yaşında idim :)
Sizin travmalarınız neler merak ediyorum....
0
cccbehzatccc
(23.08.26)
tuana :)
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.08.26)
Travma değil de aslında iz bıraktı o dönem toplumda. Klip yaşadığın çevre ve bu dönem için şu an biraz farklı gelebilir
Köyden kente göçen ama ortama tam adapte olamayan kentleşememiş varoşlar veya kırsal kesim için hit bir parçadır.

Hafiften benzerlik içeren biraz mizahi bir ifade , absürt versiyonu için
Grup raptiye - Hello Malatya (1991) parçasına bakabilirsin.

Evet, bir dönem ünlü olmak için istanbula gidenler ve beklediğini bulamayanlar, başlarına kötülük gelenler vardı.

90 'larda şu an yayınlanması bile düşünülemeyen travma oluşturacak o kadar yayın, (bazısı canlı yayınlara bir denk gelirdi) vardı ki ekranlarda hangisini saysam bilemedim. Gelincik parçası bunların arasında hiç yer almaz bile .
+1
diyecevaplandı
(23.08.26)
Bende süper tuhaf bir şey var. Travma olarak niteleyebilir miyiz bilmiyorum.

Ay inanmıyorum şarkısını ve hatta Aşkın Nur Yengi'nin ismini duyduğum an aklıma sadece ve sadece bezelye geliyor. Her taraftan kasa kasa bezelyeler üzerime fırlatılıyormuş gibi oluyor.
+2
cay koy geliyorum
(23.08.26)
5 6 yaşlarındaydım, Sibel Alaş - Adam klibi beni çok korkuturdu:)
+2
kullanicadi
(23.08.26)
sertap erener tanrı unutmuş olsa da. her duyduğumda 99 depremi aklıma gelir.
+1
mikahakkinen
(23.08.26)
demet sağıroğlu - arnavut kaldırımı. klibi travmatik.
+1
eileengray
(23.08.26)
Seçil - Uhde
Şükrüye Tutkun - Arda Boyları

Ayna kliplerinde hep bi tecavüz... Gelincik olsun, bari sen unutma beni olsun... Saçma ve travmatik. Erol köse işte... Gerçi Ayna'nın (erhan-cemil) şamdan dergisine soyunması daha da travmatikti. Gelincik demişken, yatılı okulda sözlükten samanliktaki zuhtulerin koğuşunun kapısına permanent marker ile "vizite 4milyon" yazmıştım. Olaylar olmuştu :) hey gidi günler...
+1
yadigar
(23.08.26)
Candan Erçetin-YALAN
+3
melpomeneman
(24.08.26)
Çocuk değildim ama internele ve yabanci muziklerle tanistigim ilk zamanlarda hikayesi( birkac hikaye teorisi var ama tecavuzlu olani) çok etkilemisti. O zamandan beridir dinleyemedim sanırim. Neyse etkisi geçti artık açıp dinleyeyim. falco-- (bkz: jeanny)
+1
Amaranta ursula
(24.08.26)
kurşuni renkler. sözleri falan yaşlılığı ve ölüme yaklaşmayı anlatıyor. ilk dinlediğimden beri ürpertir.
+1
ground
(24.08.26)
Oksuzler filmi 1973 sakın kucuk çocuklara izletmeyin. (Spoiler) bir sahnesinde hasta olan kucuk kızın kafasına uvey annesi terlikle vuruyor kalk temizlik yap diyordu. Hala içim parçalanıyor. Cocuk aklımla inanilmaz etkilenmiştim. 39 yaşındayım simdi bile açıp da izleyemem.

Fatma girik in bos beşik filminde taşı alip bebek gibi bağrına basması...

Ay yarabbim hepsi travmatik.

Ve tabi ki

Gulyabani.

Soru klipmis simdi fark ettim. Ayna gelincik +1
+1
buzbebek
(24.08.26)
Suat Suna - O Lelli
+2
kablelvuku
(24.08.26)
elorelia
(24.08.26)
Murat Kekili - Çılgın
Kıraç - Senden Başka

Edit: Gelincik bildiğim sevdiğim bir şarkıydı ama klibini bilmiyordum hiç denk gelmedim izlesem kesin benim de travmam olurdu daha yeni izledim :D
+1
ananiyimioguz
(24.08.26)
+ 1 ayna gelincik...
Bekaret travması
+1
gadlemler
(24.08.26)
(3)

arabami turkiye'de satabilir miyim?

antikadimag
yurtdisindan getirdigim arabami 2 yil kullanabiliyorum veya yabancilara satabiliyorum diye biliyorum. simdi araci getirsem, 2 yil kullansam, 2 yil dolmadan bi yabanciya satabiliyor muyum? vergi durumlari nasil oluyor?
yurtdisindan getirdigim arabami 2 yil kullanabiliyorum veya yabancilara satabiliyorum diye biliyorum. simdi araci getirsem, 2 yil kullansam, 2 yil dolmadan bi yabanciya satabiliyor muyum? vergi durumlari nasil oluyor?
-1
antikadimag
(23.08.26)
Tam sorunuza cevap değil ama Bulgaristan Varna’da bir Turk var Yakup Solakov, numarası var bende. O satin aliyor. Gurbetçi gruplarında satan çok tabii nasil fiyat veriyordur sormak lazim.
Onun disinda arac Turkiye’deyken satis yapilinca sıkıntı yapıyorlardı diye biliyorum ama sizin durumda tam nasil olur bilemedim. Yönetmeligi paylasayim. www.mfa.gov.tr
+1
mbond
(23.08.26)
www.instagram.com

bu sayfa satıyor. mbond'un dediği kişi olabilir.
+1
rain when i die
(23.08.26)
hem türk hem yabanci pasaportunuz varsa durum daha farkli oluyor yalniz, ona dikkat edin. cift pasaportluysaniz ve türkiye'de yerlesikseniz yurtdisindan araba getirme hakkiniz yok.
cift pasaportluysaniz ve yurtdisinda yerlesikseniz arabanizi 730 gün türkiye'de tutabilirsiniz.
yurtdisinda yerlesikseniz aracinizi türkiye'de satamazsiniz.
türkiye'de yerlesikseniz aracinizi ancak yurtdisinda yerlesik olan birine pasaporttan pasaporta devir seklinde satabilirsiniz.

ticaret.gov.tr
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.08.26)
(17)

Otuzların ortasına gelen ve aç kalacağını bile bile çalışmayan birisine tavsiyeniz nolur?

fearlesswarrior98
Akrabalarımdan birisi böyle.
Akrabalarımdan birisi böyle.
-1
fearlesswarrior98
(22.08.26)
Ne kadar razı olduklarını bilmiyoruz ama bazı destekçilerine güveniyor olmalı .

Ona tavsiye değil de cezai olarak, burnunun adeta yokluktan yere sürtünüp pişmanlığı kesinleşinceye ve hayatında 180 derece bir dönüş yapana kadar kendisine yardım edilmemesi taraftarıyım.
+2
diyecevaplandı
(22.08.26)
maalesef çok kişi var,
tavsiyede işe yaramiyor,
ulu hükümet politikalari,
ev genci sayisini artirdi,
evlenme oranini azaltti.
-2
designer
(22.08.26)
Çopu insan aç kalacağını bile bile çalışmamazlık yapmaz. O işte bir iş var.
Ben anlamaya çalışırdım.
Onu komuşturmaya çalışırdım niye çalışmıyor. Belki özgüveniyle ilgili sıkıntısı vardır. Bende uUnca bir dönem oldu.
Cesaretsizdir.
İçine atmıştır bazı şeyleri.
Anlamaya ve şevklendirmeye çalışın derim
+6
cccbehzatccc
(22.08.26)
Benim de etrafımda var benzer bir profil. Laf anlatamıyoruz.
0
kendimefotograflarim
(23.08.26)
Sokağa düşene kadar kafalarına girmez. Kime güveniyorlarsa.
-1
kimlanbu
(23.08.26)
birine güvenme degil,
özgüven eksikligi, takintilar, tembellik vs.
0
designer
(23.08.26)
bizim boyle bir arkadas vardi, arabalari severdi. lise mezunu.
bunu zorla bir araba bayisini soktuk. 7-8 senedir orda, araba satiyor. hatta gecen sene en cok arac satanlardan biri oldu. herhalde ordan emekli olur.

cok sevdigi birseyi bulup ordan yurumek lazim.
+3
cooperr
(23.08.26)
sigara içen bir insana zorla sigarayı bıraktıramazsınız, kendi isterse bırakı, çalışmak istemeyen bir insanı da zorla çalıştıramazsınız. ne yaparsanız yapın olmayacaktır.

bir arkadaşım vardı, ailesi oldukça varlıklı, iş güç hak getire. buna birinci iş yerini açtılar başında durmadı eşe dosta bıraktı batırdı, sonra evlendirdiler, çok güzel bir eşi vardı, derken çocuğu oldu, eşi memur falan, ikinci işyerini açtılar, onu da batırdı, eşi de ayrılmak zorunda kaldı. 2 3 senede yaklaşık 2m dolar yedi. üstelik kumar değil uyuşturucu değil, fantastik derece saçma sapan şeylerle. pavyondur eğlencedir vb.

diğer arkadaşım benden 4 5 yaş büyüktür. ömrü hayatı boyunca hiç çalışmadı, bi kız arkadaşı vardı, evlenecekler derken, kız bizimkinden ayrıldı, uzun bi depresyon süreci derken, yıllar sonra kafasına göre birini buldu, 40 küsür yaşında ilk işine girdi, inanılmaz derece ağır şartlarda çalışmasına rağmen sorsanız hiç bi şikayeti yok.

bazen harakete geçmek için yumurtanın kapıya gelmesi gerekiyor.
bi 6 7 sene önce, arkadaşın çocuğuyla takılıyoruz, ailesi şehir dışına gidip bana emanet etmişti. oyunlar yemekler falan derken, ya dedim olm orta okula gidiyorsun, onda bile ilk derse gitmiyorsun, derslerin zayıf, niye böyle yapıyorsun.

abi dedi ben 12 yaşındayım, bak bana şu kadar harçlık veriyolar, ben bununla şunu bunu bile alamıyorum, çalış çalış bak dedi üni mezunları 3 harfli marketlerde asgari ücrete çalışıyor, ben zaten baştan kaybetmişim. dünya batsa ağzımı bile açmam demişti. çok şaşırmıştım.

şimdi işinde gücünde, güzel bir mesleği var. hayatından da son derece memnun. o da babası okumayacağını anlayınca çıraklık eğitim vb kendi tamircilik mesleğine başlattı.

bu örneklerin dışında 45 yaşına gelip, 50 küsür yaşına gelip. cebinde 5 kuruş olmamasına rağmen inatla çalışmayan. çalışmayı reddeden ve bulunduğu durumdan şikayet eden 2 arkadaşım daha var. adamlar çalışmamak için ant içmişler. analarının babalarının emekli maaşı evleri olmasa ekmek bile alamazlar kaldı ki bunun 45 50 yaşında insanlar için ne kadar aşağılayıcı olabileeğini düşünün.

bu sorunun altında yatan asıl şey psikolojik sorunlar, ha tedavisi var mıdır? insanların alışkanlıkları değişir mi nasıl olur nasıl biter bilmiyorum ama bu tür insanların yakınlarına sabır diliyorum.
+4
omer460
(23.08.26)
terapi alsin.
+3
banach
(23.08.26)
bende böyle bir kuzen var. 71 dogumlu, hayatinda bir gün calismadi. hep hazir yedi. sekiz tane daireleri, bes tane dükkanlari vardi, hep onlari sattilar. bir yazlik evleri vardi, o da gitti. en son kendi yasadiklari daire kalmisti sadece. bu esnada pasam mercedesler, cadillaclar üstünden inmedi. gidip kendine 4 bin euro verip balenciaga ayakkabi alan bir tip. kumar da var, metres de var. terapi falan hikaye, bazisini düzeltmek mümkün degil. böyle bir insanla karsilasmamis olanlar asla anlayamazlar bunlarin cevrelerine verdikleri zarari. anca bol keseden tavsiye dagitirlar.
sahsen ben hicbir sey yapmiyorum. 18-19 sene oldu görüsmüyoruz. telefonu bile yok bende. benim numara da onda yoktur. ailem de asla görüsmüyor cok sükür. ne dügünümüze ne cenazemize cagrilan biri. teyzem falan da vefat etti. umrumda da degil. bu soruyu okuyana kadar herhalde bir 5-6 sene olmustur adam aklima gelmeyeli. sonucta yetiskin insan. benden 19 yas büyük. benden ve ailemden borc istemedikce istedigini yapabilir, istedigine salca olabilir. bizi hic alakadar etmiyor. öyle bir akrabam yok benim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.08.26)
Çocuk yapınca dünyanın en yapılamaz şeyi yaptıkları zannına kapılan ve dünyanın en prenses çocuğunu yetiştirmeyi amaç edinen zamane anne babalarının, bu gayretteki doz aşımı böyle bir şeye sebep oluyor.
Bir şeyi elde etmek için çalışmak gerektiği bilinci gelişmeden büyüyen çocuklar böyle asalak oluyor. Paranın harcama tarafına kendilerini konumlandırıyorlar. Kazanma tarafında hiç yoklar.
Böyle birkaç aile tanıyorum da biri çok dikkatimi çekiyor. Anne baba çocuk için yaşıyor ve yaşları epey geçtiği halde emekli olamıyorlar. Çünkü çocuğa para lazım.
Anne baba ölünce o adamın ne olacağını çok merak ediyorum.
İnstegramda dolanıp duran bir video var. Baba ile çocuk yürürlerken önlerine bir engel çıkıyor. Baba engeli aşıp geçiyor ve çocuğun kendi başına becermesini bekliyor. Cevap o videoda gizli.
0
Mirket
(23.08.26)
O insanların iş bulamama ihtimali olduğunu da hesaba katsanız keşke. Burada yazan çoğu kişinin işi rahat. Sıcacık ofisinde oturup kahveni yudumlarken konuşmak kolay tabi. Burada sayıp dökenler asgari ücrete haftanın altı günü çalışsınlar bakalım ne kadar dayanacaklar. Herkes sizin gibi şanslı olamıyor maalesef.
+1
nothing in my way
(23.08.26)
tavsiye vermezdim.

çünkü iş hayatında neler nelerle karşılaştım ki maddi durumum olsa bir gün bile çalışmazdım.
+1
rain when i die
(23.08.26)
gerçekten aç kalınca çalışır merak etmeyin.
0
orpheus
(23.08.26)
turkiye'de boyle insan cok. turkiye'de anne baba koruyuculugu gereksiz duzeyde.
0
baldur2
(23.08.26)
Terapi alsın cevabı geldiyse dağılabiliriz.
+2
gabe h coud
(24.08.26)
Bu zihniyet ile konuşarak bir şeyler çözülmez diye düşünüyorum.
0
kondansator
(25.08.26)
(2)

Bu arkadaş basit olayları benden neden saklıyor?

komando kani var bende
Yakın bir arkadaşım var. Ayda 1 mutlaka görüşürüz. Tamam yakın arkadaşlar herşeyi bilmek zorunda değil. Herkes yakın arkadaşta olsa bazı şeyler söylenmemeli ama örneğin: adam nişanlanmıştı geçen sene. Önceden buluştuğumuzda bana söylemedi konusu açılmışken. Ben başkasından öğrendim. Hadi neyse boşve
Yakın bir arkadaşım var. Ayda 1 mutlaka görüşürüz. Tamam yakın arkadaşlar herşeyi bilmek zorunda değil. Herkes yakın arkadaşta olsa bazı şeyler söylenmemeli ama örneğin: adam nişanlanmıştı geçen sene. Önceden buluştuğumuzda bana söylemedi konusu açılmışken. Ben başkasından öğrendim. Hadi neyse boşver dedim evlendi. Ev aldı, evini aldığınıda başkasından öğrendim. Geçen haftada hem kendisine hem karısına otomobil almış. Yine başkasından öğrendim.

İşin garibi de öğrendiğim kişiler arkadaşımın sevmediği, arkasından konuştuğu adamlar. Bana "sen benim en iyi arkadaşımsın." diyor ama hayatındaki gelişmeleri sevmediğini söylediği adamlardan öğreniyorum.

Ne ayak bu arkadaş? Sizin değerli görüşleriniz nedir bu konu hakkında?

Teşekkürler.

Modlara not: Soru mu Gönül ilişkileri mi bilemedim.
0
komando kani var bende
(22.08.26)
bu post bir soru, gönül iliskisi degil.

adam da senin arkadasin degil. seni kiskaniyor ve seninle yarisiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.08.26)
ilişkinin bu tür biçimlendiği bir arkadaşlığın kesinlikle yakın olmadığı açık.. çok önemsememeni, muhabbeti iyiyse geyik yapıp dağılmanı tavsiye ederim. nişanlılık, araba alma gibi süreçler mutlaka güvendiğin insana danıştığın süreçler. ya güvenmiyor ya da seni tavsiyene başvurup akıl alacak biri olarak görmüyor. her ihtimalde, bu arkadaşlık belliki yakın değil
+2
kel aynak kusu
(22.08.26)
(7)

Solo tatil önerisi

cilekli pasta
Bordo pasaport ile vizesiz veya kapıda vize ile gidilebilecek bir destinasyon arıyorum. Bir kadın olarak güvenli gezebileceğim ulaşım kullanabileceğim bir yer olması önemli.Japonya ve Singapur’a gittim onlar seçenek dışı.Teşekkürler
Bordo pasaport ile vizesiz veya kapıda vize ile gidilebilecek bir destinasyon arıyorum. Bir kadın olarak güvenli gezebileceğim ulaşım kullanabileceğim bir yer olması önemli.
Japonya ve Singapur’a gittim onlar seçenek dışı.

Teşekkürler
0
cilekli pasta
(21.08.26)
Low yerler de dahilse Tiflis is ma lov

Duzenleme: zaten buyuk kismini yuruyerek gezebiliyosun. Ulasim icin de bolt ya da yandex go kullaninca bedavadan biraz pahali
0
üğpoıuy
(21.08.26)
Arnavutluk.
0
Amaranta ursula
(22.08.26)
kimse bahsetmiyor ama azerbaycan da guzel secenek, gurcistan zaten soylenmis, bir zamanlarin populer yeri sirbistan var.
0
bay b
(22.08.26)
özbekistan vize istemiyor ve güvenli. taskent, semerkant falan cok rahat gezersiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.08.26)
Bali, vietnam,tayland asya tarafinda gayet guvenli, diger adalar vs derken rahat rahat 2-3 hafta gecer. Vietnam ztn kocaman ulke.

Kazakistan sanirim guvenli

Guney amerika'da cilgin seyler yapmayacaksaniz normal tatil icin arjantin, kolombiya vs gayet guvenli.

Genelde bu ulkelerde Istanbul'da gosterdiginiz dikkati gosterdiginiz surece sorun olmamasi lazim.
0
kassiopeia
(22.08.26)
hong kong oldukça güvenli. buenos aires de güvenli ama toplu taşıma yerine uber ucuz ve mantıklı (kriterlerinize istinaden).
0
eileengray
(22.08.26)
tiflis hakkaten çok güzel, yemekleri de gece hayatı da sokakları da.
ayrıca çok yakın ve nispeten ucuz bir ülke.

bir diğeri tayland derim, ucuza ucak bileti kovalarsanız gidiş dönüş aktarmasız 35, aktarmalı 25'lere kadar bulabilirsiniz.

bir diğer önerim de kırgızistan olur, hiking seviyorsanız.
0
eurhka
(22.08.26)
(14)

kedileri hapseden komşuyu anonim olarak nereye şikayet edebiliriz?

elorelia
öncelikle hayvan düşmanı olmadığımı ve bir kedim olduğunu belirtmek isterim. zaten evinden ondan fazla kedi ve bir köpek besleyen alt komşum pencere pervazında 3-4 yavru kedi besliyor aylardır. kedileri asla içeri almıyor. tüm gün, gece gündüz kediler orada. su ve mama koyuyor sadece. yazın sıcağını
öncelikle hayvan düşmanı olmadığımı ve bir kedim olduğunu belirtmek isterim.

zaten evinden ondan fazla kedi ve bir köpek besleyen alt komşum pencere pervazında 3-4 yavru kedi besliyor aylardır. kedileri asla içeri almıyor. tüm gün, gece gündüz kediler orada. su ve mama koyuyor sadece. yazın sıcağını orada geçirdiler, kışın ne olacak bilemiyorum.
hizliresim.com

her yere mama dökmesi, evinden tüm siteye yayılan iğrenç kokular, binanın içine dahi kedileri doldurması, ölen kedi ve kuşunu binanın hemen girişine gömüp diğer kedilerin burayı eşeleyip ölüyü çıkarması vs yani kadın tam bir eziyet. yönetim bir şey yapmıyor. hadi dedik deli gibi bir şey zaten, idare edelim. ama şimdi bu yavru kedilere acıyor insan. sürekli miyavlıyorlar. sularını devirip susuz kalıyorlar, sürekli, oldukları yere tuvaletlerini yapmalarından bahsetmiyorum bile.

ama bu kadın gerçekten deli. daha önce seni şikayet edeceğiz dendiğinde herkese ses kaydı atıp kendimi öldürürüm, intihar ederim, intihar mektubumda adınızı veririm gibi tehditler savurmuş. başıma bela olmasını istemiyorum. ama isimsiz olarak nasıl, nereye şikayet edebilirim bilmiyorum.

önerilerinizi alabilirim.
0
elorelia
(20.08.26)
millet de deli etiketi arkasina saklanip hayvana eziyet etmeyi iyice aliskanlik haline getirdi ha. gercekten deliyse de herkes delisine sahip ciksin. koca ülkeyi timarhaneye cevirdiler, ona deli buna deli. kimsenin saglik durumu bir diger canlinin eziyet cekmesine sebep degil.
arardim, bu kadin fetöcü diye sikayet ederdim. iki gün icinde evden alirlardi zaten.
kendini de öldürüyorsa öldürsün ya, kuru tehdite karnim tok. hatta öldürmezse serefsiz. kendine acimayip intihar edene ben niye aciyayim.
deli deliyi görünce comagini arkasina saklarmis. siz dobra ve gözüpek olacaksiniz. bir bok yapamaz.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.08.26)
şikayet edin abi belediyeye. kokudan rahatsızız geceleri hayvanları hapsettiğinden çok bağırıyorlar uyuyamıyoruz falan de.
+2
deranzo1
(20.08.26)
Önce belediye sonra hayvan hakları derneği vs. dahil şikayet edin.
Tehdit olarak söylediği şeyleri olduğu gibi anlatın. Delil varsa daha iyi .

Kediler için orası açık cezaevi gibi.
Hayvan sevgisi adı altında hayvanları bu derece dar alana hapsetmek olmaz.
0
diyecevaplandı
(20.08.26)
arkadaşlar belediye tc kimlik numarama kadar istiyor şikayet için. sonra kadın bi şekilde benim şikayet ettiğimi öğrenirse ne olacak? ben bunu istemiyorum.
-1
🌸elorelia
(20.08.26)
Böyle bir kepazeliği, böyle bir elit(!) kesime anlatırken bile ilk cümlenle kendini savunman gereken bir mecrada yaşıyoruz. Yapabileceğin hiçbir şey yok dostum.

Görmezden, duymazdan, kokuyu almazdan gel.
-7
Mirket
(20.08.26)
şikayet ettiğinizi öğrenince ne olmasından korkuyorsunuz ki isim vermekten çekiniyorsunuz o kısmını anlamadım. deliyse size zarar vermek için bahaneye mi ihtiyacı var kapısının önünden geçerken de verir.

konuya dair hassasiyetiniz varsa şikayet edin yoksa görmezden gelerek geçip gidin. hem elimi taşın altına koymayayım hem de sorun çözülsün işi genel olarak pek mümkün değil maalesef.
+3
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(20.08.26)
belediyeye şikayet ettiğinizde karşı tarafın öğrenme olasılığı düşük.
dinsizin hakkından imansız gelir.
zorla o kedileri oradan alacaksınız. bir tane yan keski alıp fileyi kesersiniz.
kendini ifşa etmek istemiyorsan en az onun kadar deli olan hayvan severleri organize edersin. bunlar facebook grupları ve instagram sayfalarında bolca var.

kendimi öldürürüm, asarım, keserim bunlar hikaye hiç bişey yapamaz.

şu fotoğrafı anonim hesaptan, adres vererek 3-5 gruba at arkana yaslan ve izle.
+2
duyuruuser
(20.08.26)
Şikayet kısmını bilemiyorum belki instagramda aktif hayvanlarla ilgili kurumlara söylenebilir kurtarmaları için. File asabımı bozdu nasıl durur yavrularını orada=( eğer giriş katsa direkt fileyi keserdim açıkçası.
-3
mslny
(20.08.26)
Fileyi siz kesmeyin. Suçlu olursunuz. Gerek yok. Yönetim ilgilense daha iyi olurdu ama eğer yönetime baskı yapamıyorsanız belediyeyi arayın. Öğrenmez kimin şikayet ettiğini. Aynı şehirdeysek bana söyleyin ben gidip bakıp kendi gözümle görüp ben ararım belediyeyi. Günahı filan hep bana yazar merak etmeyin.
+2
benim bir gizli bildiğim var
(20.08.26)
Bi arkadaş aile eş dost yok mu o şikayet etsin.
Siz komşusunuz sorun olur da, yan ilçedeki adamın kapısına da dayanmaz ismini öğrense ne olur öğrenmese ne olur.
0
asue
(20.08.26)
kediler hasta gibi görünüyor kuduz falan olabilir de. hemen ekipler gelir.
0
runaway
(20.08.26)
Kesinlikle şikayet edin, böyle tiplerden nefret ediyorum
+1
cccbehzatccc
(20.08.26)
Hayvan hakları savnıcuları olabilir instagram'dan anonim hesapla paylaşabilirsiniz.
0
rakicandir
(20.08.26)
hayvan dernekleri gelir fileyi de keser, böyle radikal bir dernek bulun mesaj atın mail atın
0
enteg
(21.08.26)
(2)

En sevdiğiniz sanat dalı

genki
Resim sanatında en sevdiğiniz dal hangisidir
Resim sanatında en sevdiğiniz dal hangisidir
📊 Hangisi

Bu anket sona erdi. 32 oy kullanıldı.

0
genki
(20.08.26)
Yeteneğim olsaydı karakalem çizebilmek isterdim, ama görsel olarak yağlı boya tablolardan hoşlanıyorum.
+1
mutekebbir
(20.08.26)
yapmasi en zevkli suluboya ama en sevdigim eserler yagliboyalardan.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.08.26)
(7)

avustralya'dan ne alınır?

kojonotsuki
Ugg geldi aklıma, ya da sporcu ürünleri. protein tozu fiyatlarına baktım sanki ucuz değil gibi geldi.edit:tim tam çikolatabumerangkurutulmuş kanguru eti, bunları yazdım listeme. başka var mıdır öneri?
Ugg geldi aklıma, ya da sporcu ürünleri. protein tozu fiyatlarına baktım sanki ucuz değil gibi geldi.

edit:
tim tam çikolata
bumerang
kurutulmuş kanguru eti, bunları yazdım listeme.

başka var mıdır öneri?
0
kojonotsuki
(19.08.26)
makademya fındığı çok yaygın.

hediyelik olarak nokta nokta renklendirilmiş ürünler gerçek yerli ürünleri değil. yine bir misyoner gelmiş, aborijinlere bunu öğretmiş "sanat öğrensinler, medeni olsunlar" diye.

bumerang ama küçüklerinden biblo olarak alabilirsiniz. atarım tutarım bunu diyorsanız video yollayın derim.

timsah eti deneyebilirsiniz. beğenirseniz onun jerkysi.

koala anahtarlık vs bolca göreceksiniz. eğer uygun bir hayvanat bahçesine giderseniz fotoğraf çektirirsiniz. o da size hatıra olur.

bence deneyime dalın. hangi bölgeye gidiyorsunuz bilmiyorum ama hayvanlara ve plajdaki ikazları göz ardı etmeyin. hava durumunu da kışın bir 5 derece eksi ekleyin. orası şu an 13 derece ise siz 8 olarak alın.
0
janderzel zartanyan
(19.08.26)
arkadaşıma sipariş verdim getirecek. bir ş.rap markası. adı ilginç olduğu için. eksisozluk.com
0
ground
(19.08.26)
yarra yering vadisinin ünlü saraplarindan alabilirsiniz.
ben tazmanya'dan leatherwood bali aldim, tadi cok güzel.
lemon myrtle aldim, salatalara ve soslara koymak icin.

bu arada kanguru eti yiyecekseniz timsah ve cekirge de yiyin.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.08.26)
Whittaker's marka cikolata,
Vegemite (sevmezsin gerci)
Kanguru derisi
+2
baldur2
(19.08.26)
Arkadaslara hediye olarak. kanguru skrotumundan yapilmis bira acacagi, anahtarlik falan iyi olur.

Blundstone botlar ucuzdur orda. Ben gunluk kullaniyorum. Cok rahatlar. Tavsiye ederim.
0
KafayıYedimAbi
(20.08.26)
biliyorsunuzdur ama yine de yazayım: gerçek aile sirketi ugg, “since 1974” olan. diğer şu an globalde bildigimiz ugg abdli bir şirketin ve pis bir şekilde ugg isim hakkini aldilar. lokal ureticilerden ya da bu orjinal since 1974ten alin.

www.uggsince1974.com.au
+3
eileengray
(20.08.26)
Bu aralar Türkiye'de bir matcha dalgası esiyor, Avustralya'da kalitelisi bulunur ama ucuz mu bilmiyorum. Keza benzer şekilde bir çok asya marketi var, özellikle Çin ve Kore; haliyle oralara özgü gıda vb. ürünler de bulunur. Protein tozu falan için Costco'ya bakmak lazım ama üyelik gerekir.
0
salihdt
(20.08.26)
(25)

şekersiz soğuk içecek

kibritsuyu
türkiye sınırları içinde şekersiz, tatlandırıcısız, içinde tatlılık veren herhangi bir madde bulunmayan herhangi bir soğuk içecek yok mu? tatlı istemiyorum. sadece su ve maden suyu bu isteğimi karşılıyor. ama ben ne bileyim ice tea istiyorum mesela ama tatsız olsun. sıcak çayı şekersiz içiyorum, soğ
türkiye sınırları içinde şekersiz, tatlandırıcısız, içinde tatlılık veren herhangi bir madde bulunmayan herhangi bir soğuk içecek yok mu? tatlı istemiyorum. sadece su ve maden suyu bu isteğimi karşılıyor. ama ben ne bileyim ice tea istiyorum mesela ama tatsız olsun. sıcak çayı şekersiz içiyorum, soğuk çayı niye illa şekerli üretiyorsunuz? kola mesela, şeker koymayınca çok mu iğrenç oluyor acaba, tadını seviyorum, şekerini sevmiyorum.

içinde doğal olarak şeker bulunan meyve sularına yapacak bir şey yok tamam. mesela file market'te sorbe marka içecekler var mesela, sıradışı detoks, vitamin deposu falan diyor. ama neymiş, hurma suyuyla tatlandırılmış, güya sağlıklı. sorbedrink.com

yav tatlandırmasak? tatsız olsun. şeker tadı verecek, benim tatlı isteğimi dürtecek bir madde olmasın? gerçekten yok mu böyle içecek? kışın demlediğim ıhlamuru soğutup, buz atıp içiyorum mesela, mis gibi oluyor. ama ben marketten de girip alıp içebilmek istiyorum. hepsi mi tatlı, hepsi mi şekerli?
+3
kibritsuyu
(19.08.26)
ayran
sekersiz limonata
sekersiz kola
sekersiz ice tea da vardir diye dusunuyorum.

bunlar olmaz mi?
-6
baldur2
(19.08.26)
PİN diye bi şey bence sikimsonik bi tadı var ama şeker hissi vermiyor pek.
0
kizil karga
(19.08.26)
şekersiz limonatada tatlandırıcı var. şekersiz kolada da tatlandırıcı var. şekersiz ice tea zaten hiç görmedim. ha istersem onun da tatlandırıcılı olanı var. ama ben tatlılık istemiyorum. tatlı olmasın.

ayranı bu tarz soğuk içeceklerle aynı sınıfa koymak istemedim.
+2
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
yav limonlu soda alıyorum dümdüz olmasın biraz aromalı olsun diye, o da şekerli.

lan şeker tadı veren şeyi koymadan sadece limon tadını koysan olmuyor mu? beypazarı sade sodaya bildiğin sarı limonu ortadan kesip sıkmışlı içeceğin hazır şişede olanı mesela. tamam limon aromasına da razıyım, hakiki limon sıkacak halleri yok. marketten alıp dikeyim.

derdim sağlıklı olsun falan diye değil, aromaya şekere karşı da değilim. sadece tercih meselesi, bazen de içtiğim şey tatlı olmasın istiyorum.
+3
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
teakina (macro’da var)
0
eileengray
(19.08.26)
züber'in ice tea'si olmaz mı? koruyucu, şeker ve tatlandırıcı yok diyor.
0
orient blue
(19.08.26)
maalesef bu duruma ben de sinir oluyorum. markete girdiğimde önüm arkam sağım solum şeker. hızlıca tüketebileceğim ne varsa şeker.
ayran, maden suyu, şalgam alternatifler ancak.
0
rayde
(19.08.26)
ice latte içiyorum şu an. evde kendim yapıyorum şekere de ihtiyaç olmuyor mis.
geçen gün canım çok latte çekti dedim bakkalda teneke kutuda benzer bişiler oluyor. nescafeninkini aldın 2 yudum sonra çöpe attım böyle kötü bir şey olamaz.
0
neira
(19.08.26)
evde kendim yapıyorum zaten, limonlu soda istersem soda açıp limon sıkıyorum, yeşil nane atıyorum, tarçınlı karanfilli zencefilli zerdeçallı ıhlamur kaynatıp soğutup buz atıp içiyorum, kahvaltıdan artan çaya limon sıkıp, sulandırıp buz atıp içiyorum falan.

ama insan sokakta sıcaklayınca da markete gidip alıp içmek istiyor.
0
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
Yurtdışında şekersiz ve tatlandırıcı olmayan tek içecek meyveli soda. Yüzde 99.9 su geri kalanı meyve aroması (perrier, st pellegrino, badoit falan).

Ben de açıkçası Türkiye'de olmasını isterim. Ben çok severek içiyorum bu limonlu, misket limonlu, greyfurtlu falan sodalari.
Onun dışında büyük markalar için bahsettiğiniz şeyin mantığı yok. Içinde şeker olmayan ve tatlandırıcı olmayan ürünü içmek isteyen niş bir kitle var.
Sodalarda olmama sebebi de çoğu kişinin onu su yerine içmesi.
Biraz arz talep meselesi.
0
logisticsmanager
(19.08.26)
dünya sağlık örgütü bile ilaçların, takviyelerin içinde belli bir oranda şeker olması gerektiğini şart koşuyor.

bağımlılık yaratmak için bunlar.
ayrandan başka seçenek yok sanki ama onun da etiketini okumanızı tabsiye ederim. şalgamda doğal şeker var.

şeker orucuna girdikten sonra şeker oranlarının korkunç boyutta olduğunu anlayabiliyorsunuz. salça bu konuda başı çeker.

sizinle aynı nedenden sadece su içiyorum senelerdir.
-3
janderzel zartanyan
(19.08.26)
@janderzel; abi salçada olan domatesin sekerinden bahsediyor olmayasin? Merak edip baktım, içine şeker katılmış salça bulamadım.
Yüz gram domateste 3-4 gr şeker varmış. Baktım 100 gr salça için 500-600 gr domates lazım. Etti sana 14-15 gr şeker 100 gr salçada.
Bir de WHO'nun ürünlere şeker koyun dediği yeri okumak isterim. Google'de çıkmıyor.
+1
logisticsmanager
(19.08.26)
Sizinle aynı dertten mustaribim seçenekler sınırlı ne yazık ki, gazlı içeceklerde maden suyu ve soda dışında çok bir şey yok, soğuk kahveler var, bira ve türevi içecekler var (bunlarda baya şeker var aslında ama ben tada göre konuşuyorum), süt grubu var; süt, ayran, kefir. Eğer varsa marketlerdeki diyabetik gıda reyonlarında da bir şeyler oluyor illa ki ama bunlara da her zaman denk gelmek zor bunların da büyük kısmı tatlandırılmış zaten ve ayrıca buz dolabında da olmuyorlar. Bir keresinde cidden şekersiz bir limonataya denk gelmiştim ama şimdi marka hatırlayamıyorum ne yazık ki, ama var böyle bir şey. Yine denk gelmesi zor gurme marketlerde hurmasız falan da detoks içecekleri oluyor.

Tonla şey saydım ama çoğuna denk gelmek zor, hepsini aynı yerde bulmaksa imkansız gibi bir şey ne yazık ki. Çok saçma bir iş gerçekten.
0
akhenaten
(19.08.26)
dediğim gibi. sıkıntım şeker içeriği ile değil. sıkıntım o "tatlı" dediğimiz tat ile. yani coca cola zero'da hiç şeker yok, ama tatlı. salçaya gelene kadar, sodaya sıktığım limonda bile şeker var ona bakarsan, ama o tatlı değil. içerdiği şeker miktarı problem değil, tadı tatlı olmasın.
0
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
meyan kökü serbeti. adanada çok yaygın gün içinde denk gelmemek mümkün değil. izmirde sabit bir yerde satan yok. seyyarlar da çok az ve denk gelemiyorum bir türlü. adının şerbet olduğuna bakma şekersizdir kendi doğal bir tatlı tadı vardır ama belli belirsizdir. inanılmaz da faydalıdır. ayrıca buzzz gibi satılır. çok kısa bir videosu:
www.youtube.com
0
ground
(19.08.26)
eksisozluk.com
aradiginiz seyin adi mugicha. türkiye'de markette satilmiyor ama evde yapmasi cok kolay. ister kendiniz kavurun, ister poset seklinde alip demleyin, cok basit sekilde litre litre icecek hazirliyorsunuz. sonra termosa doldurup yanima aliyorum ben.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.08.26)
Maden suyuna sallama mangolu yeşil çay koyuyorum güzel oluyor, şekersiz hafif aromalı.
+2
ekimoloji
(20.08.26)
Ben aynı sorunu şekeri iyice azaltıp beslenmeme dikkat ettiğim zamandan beri yaşıyorum. Özellikle cin ile kokteyl yapabilecek şekersiz bir hazır içecek bulamıyorum. Cola zero'nun tadını seviyorum ama piyasada şekersiz diye satılan diğer tatlandırıcılı soğuk çay, limonata gibi ürünler aşırı şekerli geliyor içemiyorum. Ben çözüm olarak koruk suyu buldum köylerden bulamadığımda erik suyu alıyorum. Soda ile karıştırıyorum biraz zero tonik ekliyorum. Sırma maden suyunun erikli olanını da yeni keşfettim o da al iç ürün arıyorsanız iş görür.
0
creepy
(20.08.26)
içinde şeker olması ok ama şeker tadı baskın olmasın istediğim zamanlarda avşar'ın değişik maden suları var onları içiyorum.

sirkeli
tuzlu erik
volkanik vs.


benzer değil ama benim de içecek konusunda en çok istediğim şeylerden birisi: lipton ice tea'nin sparkling ice tea'leri geldi türkiye'ye. yurtdışında bunların şekersiz (sizin istemediğiniz şekilde tatlandırıcılı) versiyonları var. ama türkiye'ye bu şekersizler gelmedi. olsa bu yaz en çok tükettiğim içecek olurdu muhtemelen.
0
a darkness coming
(20.08.26)
bira var?
+1
co2s2
(20.08.26)
Kombucha, soğuk kahve vb.
Şalgam
(Alkolsüz yahut light) Bira
Turşu suyu
Ayran (Ekşi, Naneli, fesleğenli, acılı, semizotlu, sodalı vb.)
Churchill
Biyam var şeker ilavesiz ama meyan kökünden ötürü şeker içeriyor.
Soğuk arpa çayı.
Aromalı sular.

Bunlardan bazılarını çiğköftecilerde, bazılarını kahvehanelerde, bazısını coffee shoplarda, bazısını marketlerde bulabiliyorsunuz. Şanslıysanız, sokakta satılanına da denk gelebilirsiniz belki…
0
yadigar
(20.08.26)
yanıtları okumadım ama ben soğuk buzlu çay ya da ice latte/americano içiyorum.
0
deartheodosia
(21.08.26)
Obsesso'nun sade siyah kahvesi var.
0
peki madem
(21.08.26)
BİM’e kuzukulağı ve limonlu bi içecek gelmiş 2 gündür alıyorum. Tadını ben çok beğendim. Karbonhidrat ve şeker 0 yazıyor etiketinde. Biraz pahalı bi şişesi 25 tl ama bence değer güzel gidiyor.
0
naksidil
(21.08.26)
Soda makinesi ve tupu alip suya gaz basip ufaktan aroma atabilirsiniz, ornegin limon suyu, demlikten biraz cay, ne bileyim tarcin vs
0
The_Lollok
(21.08.26)
(5)

Klasik deri ayakkabı giyebiliyor musunuz?

runaway
Bir ortamda giymek zorunda kaldığım için 1 gün giydim. Ayaklarım yara içinde kaldı. Bunu her gün giyenler nasıl dayanabiliyorlar?
Bir ortamda giymek zorunda kaldığım için 1 gün giydim. Ayaklarım yara içinde kaldı. Bunu her gün giyenler nasıl dayanabiliyorlar?
0
runaway
(18.08.26)
Bir sneaker kadar rahat olmayabilir ama kaliteli bir deri ayakkabı da gayet konforludur ve normal şartlarda herhangi bir soruna sebep olmaz. Ayakkabınızla ilgili bir sorun olmasın?
0
salihdt
(18.08.26)
Markasız ve kalitesiz deri ayakkabılar yara yapıyor maaelsef. Muhtemelen iç kısmı deri deri değil o yüzden. Dockers-gerli günlük deri ayakkabı giyiyorum normal spor ayakkabıdan daha rahatlar.
0
HellKeePer
(18.08.26)
Spor ayakkabıya alışınca klasik ayakkabı çok sert geliyor. Ama alışıyor ayak bir süre sonra, ayakkabı da yumuşuyor zamanla.

Benim ayakların altı düz ayakkabıyı sevmiyor, spor ayakkabılar topuk dikenine neden oluyordu.

Tabanının arkası yüksek ayakkabılar ayağıma geliyor, bu yüzden tamamen klasik şeylere geçtim. İlk başta yordu ama ayaklarım iyileşmeye başladı. Görünümü klasiğe yakın süet ayakkabı tercih ediyorum. Hem fazla sert değil hem de spora yakın görünüm olarak.
0
santimantal
(18.08.26)
markali deri ayakkabilar da yara yapiyor. pikolinos, clarks, carmina, blundstone gibi markalardan bircok deri ayakkabim var. clarks haric her biri istisnasiz olarak ilk giydigimde yara yapti. clarks da bence ayakkabinin modelinden ötürü yara yapmadi ama bazisi ilk giyimden sonra ayagin formunu aldi, bazisi 5-6 giyimden sonra. hatta entry'm bile var bu konuda: eksisozluk.com
ingilizcede bir tabir var, to break in a shoe diye. ayagin formunu almali ayakkabi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.08.26)
deri yapisi geregi ilk basta serttir ama zamanla ayaginiza alisir. yani deri ayakkabilar zamanla konforlu hale gelir. ilk basta hep serttir. bazi deriler ornegin ceylan derisi yumusaktir. veya bazi deriler tumbled denen bir islemden gecirilerek yumusatilir. ama genel olarak deri klasik ayakkabi ilk basta konforlu degildir. surekli giyerseniz ayaginiza gore kivrimlanir. ve en mukemmel malzemedir ayakkabi icin.
0
antikadimag
(18.08.26)
(10)

Dyson kablosuz süpürge kullanıcılarına

harmanyeri
Merhaba- Motor/batarya sorunu veya parça kırılması gibi önemli bir arıza yaşadınız mı?- Yaşadıysanız servis deneyiminiz nasıldı? - Bu durum satın aldığınıza pişman olmanıza neden oldu mu?- Her şeye rağmen genel olarak memnun musunuz?V8'in yenilenmiş versiyonu olan V8 Cyclone'u almayı düşünüyorum.not
Merhaba

- Motor/batarya sorunu veya parça kırılması gibi önemli bir arıza yaşadınız mı?
- Yaşadıysanız servis deneyiminiz nasıldı?
- Bu durum satın aldığınıza pişman olmanıza neden oldu mu?
- Her şeye rağmen genel olarak memnun musunuz?

V8'in yenilenmiş versiyonu olan V8 Cyclone'u almayı düşünüyorum.

not: mevcut cevapları onaylamış olsam da yeni cevaplarınızı beklerim
+1
harmanyeri
(18.08.26)
tetik icindeki mekanizma kirildi. servisle ugrasmadik, kendimiz tamir ettik.
normal süpürge iste.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.08.26)
servisi rezalet bence. hava temizliyici için konuşuyorum.

1 sene önce sattığı yeni model piyasadan kalkmışmış.

paramızı verdiler de kurtulduk.
0
kveldulv
(18.08.26)
evin tek süpürgesi olarak yetersiz (gen5); çünkü bazı iri parçaları, dip köşeyi, yeterince iyi almıyor. halı başlığının rulosunu tutan plastik mil, aldığımız ay içinde kırıldı (tanıdığım herkesinki bir noktada kırıldı); vatsap'tan görüntülü görüşmeyle bakıp yenisini gönderdiler. son soruya "eh işte" diyebilirim.
+2
lil siztah
(18.08.26)
Motoru tekliyordu. Aradık, görüntülü konuşma başlattılar. Arızaya baktılar ve yeni başlık gönderdiler. Memnunum.
0
Simrug
(18.08.26)
temizliğinden şikayetçi arkadaş normal süpürgelerde toz haznesini değiştirirdik biterdi diyo, detaylı temizlemeyince çekiş düşüyormuş %50 geçen bende sordum memnun mu diye sadece temizliği zor dedi.
ek olarak evinde robot süpürgesi var arada kullanıyor derin temizlikte
0
eja
(18.08.26)
v12 kullanıcısı olarak:

- Motor/batarya sorunu veya parça kırılması gibi önemli bir arıza yaşamadım ve genel olarak "iyi ki almışım" diyorum.

v8 hakkında bir bilgim yok ama ekim/kasım gibi kampanya oluyor hep dyson'da. aceleniz yoksa bekleyin bence. biz öyle almıştık.
0
elektr10
(18.08.26)
5 senedir falan kullanıyorum. sürekli sürekli filtre uyarısı vermesi dışında bir sorun yaşamadım hiç.
+1
cay koy geliyorum
(18.08.26)
motoru ısınıyordu neredeyse tüm parçalarını değiştirdiler. Teknik servisinden çok memnunum. Ürünü Ankara’da kendi mağazalarından almıştım internetten alınca farklı olabiliyor süreç.
0
yüzyıllık yalnızlık
(18.08.26)
v12 kullaniyoruz.

sürekli filtreyi temizleyin uyarisi veriyor. servise gönderdik, "filtreyi iyi temizleyememissiniz" deyip geri gönderdiler. birkac kez daha yazistik ama sonuc alamadik. sonunda "biz maliz herhalde" deyip kabullendik. yillardir bu sekilde kullaniyoruz. filtreyi cillop gibi yapsan da ertesi gün hata veriyor.
+1
sir gawain
(19.08.26)
V6 kullanıyoruz 13 yıldır, hiç servislik olmadık hala çalışıyor. Batarya bile değiştirmedik. Tabi az gidiyor ama olsun sağlam alet bence. Yani dyson ı da bozduk / kırdık diyen varsa zaten piyasadaki herhangi bir kablosuz süpürgeyi de bozup kırarlar.

Edit: Filtre ve turbo başlık değiştirdik 1 kere.
0
ananiyimioguz
(19.08.26)
(9)

çocuğa vurmamayı, sıkmamayı öğretmek?

eisberg
2.5 yaşında bir bebeden bahsediyoruz. sık sık olmasa da bazen kucaktayken ansızın çimdik atma, çizme vb. hareketlerle canımızı çok yakıyor. annesi "bu doğru bir hareket değil" minvalince cümlelerle uyarıyor, ben biraz bağırıyorum falan ama nafile. instagram'da bu konularda bilgili görünen dr ve psik
2.5 yaşında bir bebeden bahsediyoruz. sık sık olmasa da bazen kucaktayken ansızın çimdik atma, çizme vb. hareketlerle canımızı çok yakıyor. annesi "bu doğru bir hareket değil" minvalince cümlelerle uyarıyor, ben biraz bağırıyorum falan ama nafile. instagram'da bu konularda bilgili görünen dr ve psikologlardan gördüğüm birkaç yöntem daha denedim (acıtmadan yap vb.) ama işe yaramadı. geçen canım o kadar yandı ki bende biraz sertçe makas aldım bu sefer de ağladı, üzüldüm. bunu çözenler nasıl başardı? sadece bu da değil, eşyaları fırlatma, koşma vs. türü şeyler için de geçerli.

Teşekkürler
0
eisberg
(17.08.26)
Merak ettiğim için Gemini'a sordum.
Yanıtı şöyle:

2.5 yaş, nam-ı diğer "korkunç ikiler" (terrible twos) döneminin tam ortasıdır. Yaşadığınız çaresizlik, acı ve sonrasındaki vicdan azabı inanın çok tanıdık; birçok ebeveyn veya bakım veren bu yollardan geçiyor.

Öncelikle can havliyle verdiğiniz o anlık tepki (sertçe makas almak) için kendinizi yıpratmayın. Üzülmeniz çok insani ve bu durum size ne yapmamanız gerektiğini de net bir şekilde göstermiş oldu. 2.5 yaşındaki bir çocuğun beyninde dürtü kontrol merkezi henüz gelişmemiştir. Vurması, çimdiklemesi veya eşya fırlatması onun "kötü" olduğunu değil; yoğun duyguları, sınırları veya enerjisini nasıl yöneteceğini henüz bilmediğini gösterir.

Şu ana kadar denediğiniz yöntemlerin neden işe yaramadığına ve durumu çözenlerin nasıl bir yol izlediğine adım adım bakalım:

### Neden İşe Yaramadı?

* **"Bu doğru bir hareket değil" demek:** 2.5 yaşındaki bir çocuk için çok soyut, uzun ve didaktik bir cümledir. O anki dürtüsünü durduracak netliği taşımaz.
* **Bağırmak:** Çocuğun sinir sistemini daha da tetikler. Ya korkup ağlamasına ya da olayı bir "güç savaşı/oyun" sanarak davranışını artırmasına neden olur.
* **"Acıtmadan yap" demek:** Çok kafa karıştırıcıdır. 2.5 yaş, şiddetin dozunu ayarlayamaz. Sınır ya vardır ya yoktur.
* **Misliyle karşılık vermek:** Çocuğun kafasında "Demek ki sinirlenince veya canım isteyince fiziksel güç kullanmak normalmiş, bak büyükler de yapıyor" algısı yaratır.

---

### Çözenler Nasıl Başarıyor? (Pratik ve Etkili Adımlar)

Bu yaş grubunda temel kural **az laf, net eylem**dir.

**1. Fiziksel Olarak Engellemek (İlk Saniye Müdahalesi)**
Çocuğun elini kaldırdığını veya çimdik atacağını anladığınız an (veya ilk vuruşunda), ellerini veya kollarını **nazik ama çok sıkı/kararlı bir şekilde** tutun. Vurmasına veya çimdiklemesine fiziksel olarak engel olun.

**2. Kısa, Net ve Duygusuz Bir Uyarı**
Göz teması kurun ve sesinizi yükseltmeden, gayet ciddi bir tonda sadece şunu söyleyin:

* *"Vurmak yok. Canım acıyor."*
Başka hiçbir açıklama yapmayın. Uzun uzun nasihat etmeyin.

**3. Doğal Sonuç Yaratmak (En Etkili Adım)**
Kucaktayken size zarar veriyorsa, onu **anında** kucağınızdan indirin.

* *"Bana vurduğun/canımı yaktığın için seni kucağımda tutamam."*
Çocuk burada çok net bir sebep-sonuç ilişkisi kurar: "Can yakarsam, kucak biter." Ağlayabilir, sinirlenebilir; bu tepkisine alan tanıyın ama kararınızdan dönüp onu hemen tekrar kucağınıza almayın.

**4. Eşya Fırlatma ve Koşma İçin: Alternatif Sunmak (Redirection)**
2.5 yaş çocuğu "yapma" kelimesini pek duymaz, sadece eyleme odaklanır. Enerjisini kanalize etmeniz gerekir.

* **Fırlatma:** Kumandayı veya bardağı fırlattığında elinden alın. *"Kumanda fırlatılmaz, kırılır. Eğer bir şey fırlatmak istiyorsan, al bu yumuşak topu fırlat."* Gerekirse o an atabileceği nesneler dışındaki şeyleri ortadan kaldırın.
* **Koşma/Zıplama:** Tehlikeli bir yerde koşuyorsa durdurun. *"Evin içinde yürüyoruz. Koşmak istiyorsan seni parka götürebilirim ya da koridorda koşabilirsin."*

**5. İstikrarlı Olmak**
Bu yöntemleri bir kere denediğinizde mucizevi bir şekilde vazgeçmeyecektir. Sınırlarınızı test etmek için aynı hareketleri defalarca yapacaktır. Annesi, siz veya evdeki diğer herkes **aynı kelimelerle, aynı netlikte ve aynı sakinlikte** tepki verirse (örneğin herkes kucağından anında indirirse), davranış birkaç hafta içinde sönümlenmeye başlar.

Bu tür fiziksel taşkınlıklar genelde uykusuzluk, açlık, aşırı uyarılma (çok fazla ekran/gürültü) veya ilgi ihtiyacı hissettiği spesifik anlarda mı ortaya çıkıyor, yoksa günün her saatinde tamamen rastgele mi gelişiyor?
-2
santimantal
(17.08.26)
geçici bir dönem.

bağırmayı çocuk anlamaz.

sabırla yapmamasını söylemeniz gerekli.

bazen çocuklar cezadan daha iyi anlayabiliyor, yaptığında en sevdiği oyuncaklara erişim vs. kısa süre kısıtlanabilir. uzun olunca oyuncağı bile unutur zira :)

önce uyarmak gerekli.

devam ettiğinde kucaktan indirmek, böyle yaparsan karşılığı oluru görmesi için faydalı olabilir.

azcık sabır geçiyor.

son not: bir de neden yaptığı da önemli. tüm gün anne - baba uzaktaysa özlediği için, böyle yaptığında ilgi (bağırma bile olsa) görüyorsa o nedenle de olabilir.
0
gurur
(17.08.26)
bizim çocukta da akşamları yatmaya yakın ısırma isteği geliyor, bunu içgüdüsel olarak yapıyor ne kadar ısırırsam babamın canı acımaz diye test ediyor.

eskiden koparacak kadar ısırıyordu, morartıyordu, biraz kızıp ağlatınca ısırmaların şiddeti ve sıklığı azaldı. şimdi akşamları oynarken tatlı tatlı ısırıyor bir şey demiyorum, abarttığı zaman tekrar kızıyorum bırakıyor.
0
duyuruuser
(17.08.26)
benim geçen hafta 2'sine basan yeğenim de, ilk kez doğum gününde suratımın ortasına deli kuvvetiyle yapıştırdı ve alınan bir oyuncağı kırana kadar yere çarptı. en son 10 gün önce gördüğümde böyle davranışları yoktu; şahsen şok oldum. terrible two dedikleri kadar var..
annesi tecrübeli bir anaokulu öğretmeni; bu tür hareketlere sert bir tonda, "hayır, yapamazsın" dememizi istedi. biz ilk kez görünce şaşkınlıka güldük falan ama bunu yapmamamız; bu tür davranışların ardından kesinlikle onaylayıcı bir tavır göstermememiz konusunda uyardı bizi.
0
lil siztah
(17.08.26)
bratbustersparenting ve dr. deborah tillman (purposed parenting) tavsiyemdir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.08.26)
Aynı yaşta çocuğum var, bağırıp kızmak kesinlikle çözüm değil. Anne doğru olanı yapıyor. Mimiksiz ciddi bir tonda vurmak yok demelisiniz. Bizimki de sık sık vuruyordu şimdilerde bıraktı, çook sinirlenirse ufak vuruyor ondan sonra da hemen gelip cici yapıyor :)
0
ekimoloji
(17.08.26)
O dönem göz dönemidir, sözden anlayamazlar bebeler. Ona vurduğu sıktığı anda üzülüp ağlayın. Gerekirse kucağınızdan indirin, ama bunu sevme hareketi yapmadığı zaman değil de sadece can acıttığı zaman yapın. Can yakarsam sevilmem kodu oluşsun ve yerleşsin. Canınızı yaktığı zaman acınızı gösterin ve eşinizle birbirinizi onun gözünün önünde yumuşak hareketlerle sevin. Sevgiyi ve mutlu etmeyi gösterin. Görmekten anlar çocuk, bunu hep göz önünde tutun.
0
yaren
(17.08.26)
yaren +1

20lerinin altındaki çocukların çoğuna lafla bir şey anlatamazsınız. hele o yaşlarda @yaren'in bahsettiği gibi göstermeniz lazım.
-1
klassno
(17.08.26)
Bişey buldum, az önce önüme düştü:

www.instagram.com
0
yaren
(21.08.26)
(29)

Ehliyetinizi kaç yaşında aldınız

yakalayamadığın.ışıklar
Soru başlıkta
Soru başlıkta
0
yakalayamadığın.ışıklar
(16.08.26)
18
+2
üğpoıuy
(16.08.26)
Yerli 18, yabanci 35
0
sertac akin
(16.08.26)
Ben çok geç aldım, 29
-4
arbre
(16.08.26)
sorunun amacı ne bilmiyorum ama biraz detay bilgi vereyim.
30 yaşında aldım.
araba alana dek hiç sürücülük tecrübem olmadı. gerçek anlamda trafiğe çıkmam 45 yaşında oldu. 8 yıldır araba kullanıyorum.
0
lazpalle
(16.08.26)
19 da aldım ama 26 yaşında gerçek manada trafiğe çıktım
0
niyazi mısri
(16.08.26)
18
0
alaimisema
(16.08.26)
Sorunun amacı geç kalmış hissetmek
0
🌸yakalayamadığın.ışıklar
(16.08.26)
Araç 21, Motor 29
0
ananiyimioguz
(16.08.26)
Yirmili yaşların sonuna doğru.
Babam ağabeyime çok küçük yaşta araba kullanmayı öğretti. Ama kız kısmına yasaktı.
Ancak iş güç sahibi olunca kursa gittim.
+1
pro9it9is9
(16.08.26)
33, geçen yıl.
0
ekimoloji
(16.08.26)
18
11 yaşımda binek tip toros ile öğrendim.
11-15 arası ehliyetli biri nezaretinde uzun yolda ve müsait yollarda kullandım.
15-18 arası orta-küçük bir şehirde aktif olarak kimsenin nezareti olmadan düzenli kullandım. (Manuel vites nissan pick-up'tan otomatik e serisi mercedes'e kadar)
18 yaşımda ehliyet aldım.
Ehliyetsiz kullanırken hiç kaza yapmadım. Sadece nevruz günü çevirmeye yakalanıp mahkemede taksirli suçtan para cezası yedim.
Ehliyet alınca İstanbul'da kullanmaya başladım.
20 yaşımda sıfır bir bmw arabam oldu. Trafik canavarı oldum. Gece sağnak yağmurda e-5'te 200 üstü hızlarla gidip makaslar alıyordum. Yaşayacağım varmış, hiç yüksek hızla kaza yapmadım. Kendimi usta şoför sanıyor, trafikte terör estiriyordum.
30 yaş sonrası uslandım. Adam gibi kullanmaya başladım.
40'lı yaşlarda toyota'ya biniyor, hız limitlerini aşmıyor, efendi efendi tüm kurallara riayet ederek kullanıyorum. 600bin km üstü yol yapmışımdır totalde.

(Babam 35'inden sonra aldı. Yurt dışı dahil binlerce km süren uzun yollar dahil hep kıllandı. Yaş 80 olmak üzere hâlâ kullanır. 40'ından sonra alıp bir iki sene içinde orta karar şöför olup düzenli kullanan arkadaş da var. Geç değil)
0
yadigar
(16.08.26)
27 yaşında almıştım. İlk arabamı da 29 yaşında alıp trafiğe çıktım.
0
Mirket
(16.08.26)
20 ve hemen kullanmaya başladım.
0
gurur
(16.08.26)
18’de aldım ve kullanmaya başladım çünkü —ankaralılar iyi bilir— i. melih gökçek kinci bir adamdır ve bizim oradan ona oy çıkmadı diye evimizin civarına gelen otobüsleri iptal etmişti. metro da yoktu o zamanlar. sizin için şöyle diyebilirim; bu işin “geç kalmışlığı” yok bence. sizin şartlarınızda bu süreye kadar ihtiyacınız olmadıysa olmamıştır.
+1
eileengray
(16.08.26)
Alış 18, gerçek anlamda trafiğe çıkış 26-27
0
fikrim sabit degil
(16.08.26)
21'de aldım ama trafiğe 33 yaşında çıktım, aradaki 12 senede sürücü koltuğuna bir kez bile oturmadım-araba kullanmayı sevmiyordum.

size uygun zaman şimdiymiş, geçmiş değişmeyecek hiçbir şekilde, şimdiden sonrası önemli. Kıyas, hele geç kalmışlık konusundaki kıyas, sadece zarar verir.
+1
umutt
(16.08.26)
20 yasinda aldim ama araba kullanmaya 28 gibi basladim. oncesinde arabam yoktu.
0
antikadimag
(16.08.26)
23 yasinda aldim. Yas 30 hala araba kullanmayi bilmiyorum.
-2
Purple life
(16.08.26)
21 yaşında aldım. 9 sene önce tam bu sıralar. En son direksiyon sınavında araba kullandım. Ehliyetim 2 senedir kırık, bi ara yeniliycem üşeniyorum zaten kullanmıyorum diye. Araba kullanmaya başlamadan tekrar kurs alırım bir gün ihtiyacım olursa
0
nundu
(16.08.26)
ehliyeti 18 yasinda, ilk aracimi 20 yasinda aldim.
0
cooperr
(16.08.26)
35
0
clones
(16.08.26)
30'a 3 ay kala. Hâlâ aktif araba kullanmıyorum.
0
Amaranta ursula
(16.08.26)
21 yaşımda ehliyeti aldım ama 26 yaşında araç alınca aktif kullanmaya başladım
0
chanandler bong
(17.08.26)
30'larimda köye tasininca aldim. viyana'da, dünyanin en iyi isleyen ve en ucuz toplu ulasim sistemiyle hayatimda hicbir zaman araba eksikligi cekmemistim. viyana'da araba sahibi olmak sadece hayvani bir masraf kapisi + stres. toplu ulasim bana uymadiginda taksi cagiriyordum, üc dk icinde beni kapimdan aliyordu. ne park derdim, ne servis derdim, ne kis lastigi yaz lastigi derdim vardi. üstelik toplu ulasim + keyfi olarak taksi kullanimi bile araba sahibi olmaktan daha ucuza geliyordu. muazzam lüks.
sonra köye tasindim. 7 km ötedeki köye toplu ulasimla 2 saat 20 dakikada varildigindan ötürü ilk is kosa kosa ehliyet aldim, sonra da araba.
gec kalinmislik diye bir sey yok. ihtiyac duyup duymamak diye bir sey var. yaris degil ki bu.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.08.26)
18
0
co2s2
(17.08.26)
19 ama yıllar önce
0
cccbehzatccc
(17.08.26)
22 de ehliyet aldım, 29da ilk arabamı aldım.
0
kendimefotograflarim
(17.08.26)
18.

ama aktif araba kullanmaya 30'umdan sonra basladim.
0
sir gawain
(17.08.26)
18
0
iwasbornonamountainside
(18.08.26)
(10)

bavul hangi marka önerilir? (anket de var)

klassno
çok seyahat etmesem de, bir yerlere gittiğimde yolculuk genelde sert geçiyor niyeyse; dayanıklı olması iyi olur. türkiye ya da almanya'dan alabilirim. tercihim 3 ya da 4 parçalı set olarak almak, sert ya da yumuşak fark etmez.
çok seyahat etmesem de, bir yerlere gittiğimde yolculuk genelde sert geçiyor niyeyse; dayanıklı olması iyi olur. türkiye ya da almanya'dan alabilirim. tercihim 3 ya da 4 parçalı set olarak almak, sert ya da yumuşak fark etmez.
📊 seçenek eklemeli
amazon basics %0 (0)
samsonite %77.8 (7)
american tourister %0 (0)
muji %11.1 (1)
abidas %11.1 (1)
0
klassno
(14.08.26)
digerlerine gore biraz tuzlu ama muji. american tourister kullanmadim ama samsonite bir bavulum ikinci seyahatimde yamuldu. amazon basics de güven vermiyor.

muji hem saglamlik acisindan hem de kullanim rahatligi acisindan (tekerleri kaymak gibi kayiyor) baya iyi.
0
king lizard
(14.08.26)
Türkiyeden alabilirim diyorsan ve Eminönü Mercan tarafına gidebilirsen kesinlikle şurayı öneririm: share.google

kendi üretimleri, zaten birçok yere üretim yapıyorlar ve biz 4-5 yıl önce Boyner'de atıyorum büyük boy 3000 lira ise buradan 3lü set + 1 büyük valizi 3200 liraya almıştık. Yıllardır İngiltere-Türkiye arası gidip geliyoruz bişey olmadı çok memnunuz. (polipropilen midir nedir kırılmayan dediklerinden almıştık)

Bu tür şeylerde yerli üretimi destekliyorum ben, hem bişey olursa yedek parça bulmak da kolay olur sanırım.
+5
nhk ni youkosu
(15.08.26)
Yerli üretim +1
Cok seyahat eden birisi değilim o yüzden değerlendirmem ne kadar doğru bilmiyorum ama ççs (cavusoglu çanta sanayi) ürünlerine bir bakın derim. Düzgün bir markadır. Yerli üretimin bir avantajı da yedek parça tsbi ki.
+2
kisa
(15.08.26)
bizim ulkede kargadan baska kus bilinmedigi icin tahminim ankette ezici samsonite birinciligi cikar. benim samsonite'lar pek dayanikli cikmadi hemen kirildi gitti o yuzden ben dandik bavul alip 2-3 senede bir yenileme taraftariyim.

yerinde olsam cok buyuk bir bavul almam, max orta boy alirim. yoksa kilo limitini asarsin, bela olur. ucak ici icin mutlaka olculere dikkat et, artik surekli kontrol ediyorlar.

bir de mutlaka 4 tekerli, dik olarak yurutebilecegim bir bavul alirim.
marka bence cok onemli degil.
+3
cooperr
(15.08.26)
herkese teşekkürler, mercana bi gideyim. ççs eskiden vardı ben de 4 5 yıl her ay kullanmıştım, uzun zamandır markayı da ortalarda görmüyorum aklımdan çıkmış.
0
🌸klassno
(15.08.26)
primark'tan it marka set alıyorsunuz; bavul işini uzun yıllar unutuyorsunuz.
hafif paket yolculuk yapanlar için en önemli avantajı, dünyanın en hafif bavulu olması. gayet de sağlam.
0
lil siztah
(15.08.26)
Almanya’ya gittiğinde tkmax’e bak. Amerikan turisterim var. 5 yıldır bişey olmadı. Ama bir daha gittiğimde yine alayım dedim bulamadım başka marka aldım o da iyi.
+1
Ley
(15.08.26)
Albatros diye yerli bir marka var. Hem kaliteli hem de tasarımlarını beğeniyorum.
0
yadigar
(16.08.26)
samsonite'in birinci cikmasi asiri komik. samsonite gibi markalarda öncelik asiri seyahat eden kisiler icin bavulun kendi agirligini minimize etmektir. hafif bavul ve maksimum dayaniklilik beklenir ama bu maksimum dayaniklilik hafif bavul klasmanindaki maksimum dayanikliliktir. yoksa agirligi ön plana koymayan bircok marka var, samsonite'tan daha dayanikli.

asiri seyahat etmeyen, yer kaygisindan ziyade saglamligi ön planda tutan ve seyahatlerini "sert geciyor" diye tanimlayan biri icin eastpak, titan gibi bavullar iyi olur. samsonite degil. (bir samsonite ve pierre cardin kullanicisi)
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.08.26)
20 seneye yakındır kullandığım (bunun 10 senesi hayli yoğun kullanıldı) roncato bavulum var. içi dışı sert malzeme kumaş vs yok, temizlemesi silemsi kolay. 2 teker her zeminde rahat devrilmeden sürüklenebilen bir bavul. pek bilerek almamıştım, indirimde diye almıştım ama iyi ki de almışım.
0
nwnd
(19.08.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.